yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2025 Cumartesi

yeniden geldim (yeniden)

 uzun bir zaman olmuş son kez buraya gelip bir şeyler karalayalı. biraz içimi dökmek istedim... son bir kaç ayda aslında hayatım baştan sona yeni bir evreye doğru ilerlemeye başladı. bazen insan hayatının en doğru yerinde duruyor gibi hisseder. ben de öyleyim. hayalimdeki işi yapıyorum. sabahları sevdiğim kokularla uyanıyorum, günümün her anında kendi ellerimle kurduğum bir dünyada nefes alıyorum. uzun bir zamandır istediğim, uğruna defalarca çabaladığım, kimi zaman düşüp kimi zaman yeniden ayağa kalktığım şeyin tam içindeyim.

ama işte… bazı akşamlar oluyor ki bütün bu başarıların arasında ince bir sessizlik çöküyor üstüme. sanki bir yerden rüzgâr esiyor ve hep aynı boşluğu hatırlatıyor. ne kadar dik dursam, ne kadar “ben hallederim” desem de, insan bazen tek başına güçlü olmaktan yoruluyor. aşksızlık… bunu adını koymadan yaşamayı tercih ediyordum ama artık itiraf etmem gerekiyor. insanın gözlerinin içine bakacak, hiçbir kelime etmeden onu anlayacak, omzuna başını koyduğunda dünyanın bütün ağırlığını hafifleten biri yoksa… evet, eksik kalıyor. biliyorum, kendi ayaklarım üzerinde durabiliyorum. biliyorum, kimseye mecbur değilim. ama belki de mesele mecburiyet değil; mesele, yanımda yürümek isteyecek birini bulmak. ancak maalesef bazı gerçekler de yok değil. bir eşcinselseniz aşkı bulmanız oldukça zor. sokağa çıkıp biriyle tanışamazsınız, bir cafede kahvenizi içerken karşılaştığınız ve en önemlisi beğendiğiniz birine hamle yapamazsınız. sürekli içinizde bir kuşku vardır... insanlara bazen çok kolay geliyor tanışmak ancak uygulamalara bağlı kalmak zorundaysanız maalesef bu çok zor bir şeydir. orada insanlar anlık zevklerinin peşinde koşuyorlar oysa ben bundan daha derin, hayatı paylaşacağım birini bulmak istiyorum.

kendime itiraf edemesem de bazen hala kaslı'yı özlüyorum. özlememem gerekir biliyorum. seni görmezden gelmeyi tercih eden, her anında onun yanında olsan da bir anda hayatından silebilen biri sonuçta, onun arkasından üzülmemeliyim. üstelik ben hayatımın en zor günlerini geçirirken o oldukça mutluydu, belki haberi dahi yoktu. ama ben biliyorum, öyleyse niçin hala onu arıyor ve onu özlüyorum? sevgili miydik? hayır. eşcinsel miydi? hayır. ama sanırım onunla olmasını istemiştim. şartlara ve mesafelere inat. şuan geçmişe dönüp bakıyorum da ne kadar salakmışım. aslında ilk anda onunla konuşmayı kesip tüm gemileri yakmalıydım. özellikle sevgilisi olduğunu öğrendiğim gün. ama yapamadım, kalbim sanki beynimi ele geçirmişti. sonra ne oldu? ülkesi savaştayken ona yazdım... durumunun nasıl olduğunu ve endişelendiğini belirtti. o zamana kadar kafamda soru işaretleri hala mevcuttu. hala bir olabilitesi olduğuna inandırıyordum kendimi. ancak aldığım sesli mesaj her şeyi bitirmişti. konuşmayı devam ettirmek yerine aslında bir noktayı koyuyordu "kendine iyi bak diyerek". üzüldüm, ağladım, kırıldım... sonra ikinci bir tekme daha atmaya karar verdi. herhangi bir gün, instagramından beni çıkarttı. o ana kadar belki ülkesine gittiğimde en azından yüz yüze görüşebiliriz ümidim vardı. ancak bu olaydan sonra o konudaki ümitlerim de yıkıldı. yani bu sayfa resmi olarak kapanmış oldu. takıntılı olmak istemesem de bazen aklıma geliyor, yalan söyleyemeyeceğim. ama aslında beni o değil, onunla olma fikri daha çok bağlamıştı. ne kadar bana kötü gelen şeyler de yapmış olsa günün sonunda iyi biriydi. beni aşık edene kadar olan sürecimiz paha biçilemezdi. bugüne kadar hiçbir erkek ile o denli yakınlık kurmamıştım. "seninle konuşmayı seviyorum" cümlesini asla unutmuyorum. yada bir süre beni görmezden geldikten sonra sanki suçlu benmişim gibi gelip "ama sen yazmadım" demesi gibi. orada ona "seni rahatsız etmek istemedim, yazdım, görmedin" demiştim. o ise bana "seninle konuşmaktan rahatsız olmuyorum, beni rahatsız etmiyorsun" demişti. o günkü mutluluğum elbette paha biçilemezdi. oldukça kısa sürdü ama, çünkü gitti ve bu sefer noktayı koydu. belki de benim için iyi oldu, bilemeyeceğim.

öyle bir süreç... yeni biriyle tanışmaya hazır mıyım onu dahi bilmiyorum. zannedersem 2021 yılında İtalyan olan Contini ile konuşuyordum, hatta sevgiliydik. ondan çok ayrılmak istemiştim süreç içerisinde ama ayrılmaktan beni alıkoyan şey bu camiada sevgili bulmanın çok zor bir şey olduğuydu. ama bu bana şunu öğretti; her ne olursa olsun, gerekirse yapayalnız kalayım; yanıma yakıştırmayacağım yahut gerçekten sevmediğim kimseye sadece "birini bulmak zor" olduğundan şans vermeyeceğim. sanırsam bundandır ki uzuuun bir süredir yalnızım.

ufak bir yalnızlık yazısı yazmak istedim buraya, 2025'in ilk yazısı böyle olsun...

berry x

4 Şubat 2020 Salı

yılın kerizi

bugün şans eseri facebook'un oyunları arasında gezerken bir uygulama dikkatimi çekti. hani böyle ''ruh eşin nerede?'' ''seni 2020 yılında neler bekliyor?'' tarzı sorulara cevap bulduğumuz bir oyundu. ben böyle şeyleri severim doğrusu. geleceğim hakkında basit spoilerlar alıyormuş gibi hissederim.

aşk tanrısı zeus sana ne mesaj yazacak?

karşıma ilk çıkan soru buydu ve tıkladım. içimde bir mutluluk ''şuradan güzel bir şey çıksa da biraz mutlu olsam ehehe'' moduyla mutlu mutlu bastım. ama zeus beni mutlu etmek yerine şu (yandaki) cevabı vermek istedi. bekar hayatının tadını bu güne kadar çıkardım ben zeus ya! yetti yani bu kadar iki mutlu olayım diye girdim kemiklerimi kırana kadar beni dövmüşler gibi ayrıldım. ben sonra bu cevaptan tatmin olmayıp tekrar denedim. orada da ''düzenli ilişki sana göre değil. ailenin bekar, yakışıklı, milyoner amcası olacaksın.'' cevabını aldım. neyse en azından milyonermişim dedim, sustum. hemen ardından başka bir teste geçiş yaptım.

ruh eşin nerede?

en azından nerede olduğunu bilir oralarda aradım ama meğer aradığım kişiye şu anda ulaşılamıyor, aradığım kişi başka biriyle fingirdeşiyormuş! hatta öyle biri yokmuş ben en azından bir yerde beni bekliyordur diye kendimi teselli ediyordum... aşk bana uygun değilmiş ben kuşlar gibi özgür olmak için doğmuşum. sap olmam için yaratmış allah beni resmen. bunu da tescillemiş oldu bu uygulama alıp duvarıma asacağım yakında... özgürlük falan güzel de zaten ilişkide iki insanın birbirini kısıtlamasına inanılmaz karşı bir insanım. ben mutlu olmak için biriyle birlikte olacağım kısıtlanmak ve mutsuz olmak için değil. yalnız yeterince mutsuzum zaten! burada da tokatlandıktan sonra yetmedi bir sonraki teste geçtim tekrar.

ruh ikizin kim?

adamlar bana ''senin ruh eşin yok! senin ruh eşin yok ki sen beni çıldırtmak mı istiyorsun?'' demiş ama ben asla pes etmemişim... akrep inadı ya işte huyum kurusun bir kez daha tokatlanmak istemiş bu minik kalbim. yeniden kapı gibi öyle biri yok! diye uyarı verdiler. salak berry! sen de kabullensene illa inat illa inat durduk yere üzdün kendini. düşmanların diline düştün. bir de sonuna dalga geçer gibi belki başka hayatta yazmışlar. ay ne olur olmasın öyle bir şey bu hayatın başkası da mı varmış! bırakmadılar ki yaşayalım... bir daha mı çekeceğim bu dertleri oku çalış yeniden okumaya başla mezun ol hayda yine bir iş telaşı hayatta kalma savaşı ve şansıma yine evde kalma durumu... yok ben almayayım. kalsın. bir de şansıma bin kat kötü bir durumda doğarım öldüğümle kalırım. reenkarnasyona inanan bir insanım ve geçen aylarda bulduğum regresyon terapisine göre aslında geçmiş hayatta yaşadığımız ve yaptığımız şeylerin bedelini ve ağırlığını bu hayatlarımızda da çekiyormuşuz. nasıl bir insansam geçmiş hayatımda allah bir günümü şöyle rahat yaşatmadı. neyse, bir diğer teste geçelim.

hayatınızın gerçek aşkı kim?

gerizekalı daha ne desinler istiyorsun. bu yıkıklığın, yıkılmışlığın en dip seviyesi sanırım. adamlar diyor ki 'yok yok yooook!' ama ben inatla hanimiş benim aşkım nerede bekliyormuş beni bakış açısıyla polyannacılık oynuyorum. allah gerçekten beni bildiği gibi yapsın. başka diyecek şey bulamıyorum. aldığım cevap kendi kendime mutlu olduğumu söylüyor. uygulamayı yapan gerzeklere de iki çift lafım var hayatından memnun olan insanlar ne yapsın bu sitelerde test yapmakla! hayatı düzgün olanlar yakışıklı / güzel sevgilileri ve hayatlarıyla bize instagramdan gösteriş yapıp kıskançlık krizlerine sokmaktan başka bir şey mi yapıyorlar ya?! yazın oraya 'hayatın muhteşem olacak!' 'beş vakte kadar prens kapında' 'allah belamı versin ki %100 kesin bu sene sonu hayatının aşkı kapına geliyor gelmezse gel beni s....' olsun bitsin bu iş. zaten yıkık insanlar geliyor oraya bir de üstüne binbir çeşit hakarete maruz kalıyoruz! hiç hoş değil. duyar kasıp anket shaming yaptığıma göre bir diğer ankete geçebiliriz... mutluymuşum kendi başıma... hele hele...

bir sonraki anketten bahsetmeden evvel şunu söyleyeyim; içinde gerçekleşmesine en inanmadığım (diğerleri daha muhtemel yani sonuçta evde kalacağım tescillendi neticede) olay çıktı karşıma. 

sevgililer gününde seni neler bekliyor?

ben kalbim ege'de kaldı yazımda yunan flörtüm olduğundan bahsetmiştim. birden karşımda böyle bir cevap görünce şaşırmıştım doğrusu. ama dediğim gibi içinde en inanmadığım ve gerçekleşmesi en imkansız olan cevap bu... yapacak bir şey yok. belkeyeceğim 14 şubat'ı. zaten bu sıralar bir karar aldım bu güne kadar hep ben milletle konuşmak için can attım hep ben mesajlar attım. bu kez oidipus'da kendimi geri çektim. o yazmadan yazmıyorum mesela. bu benim için büyük bir adımdı ilk defa kendi saçımı süpürge etmiyorum. ama çok şükür ki şu ana kadar her gün mutlaka yazışıyoruz. (nazar değmesin) açık konuşmak gerekirse yine depresif bir sevgililer günü geçireceğimi düşünüyorum. ümidim yok AMA ümit fakirin ekmeğidir derler ya içimde uslanmaz (ve artık tescilli) bir keriz olduğu için şu an içimde sanki 14 şubatta biraz romantik olaylar yaşanacak gibi bir his geliyor... bakalım bakalım neler olacak!

berry x


11 Eylül 2019 Çarşamba

hiç bir şey yolunda değil

uzun zamandır farkında olduğum bir şey var; mutlu değilim ve hiç bir şeyin yolunda gitmediğini hissediyorum. yani, sağlıklıyım fiziksel olarak bir şeyim yok ama sanki kaderim bağlanmış gibi. ne hakkında ümitlensem ne istesem o olmuyor aksine tam tersi başıma geliyor. birini sevmek istiyorum ya da işte 'bu o sevdiğim adamı buldum' diyorum ve bir şey oluyor her şey tepetaklak.

yanımda yürüyen biri olsun istiyorum, mutlu olmak istiyorum ama benim için bu çok fazla bir şey sanırım. gençlik yıllarım su gibi elimden akıp gidiyor ve ben ise sadece oturuyorum o suyun çizdiği yolu izliyorum. dünyaya karşı da boş hissediyorum; sanki hiç bir işe yaramıyorum gibi. depresyon mu ya da başka bir atak mı bilmiyorum ama bir yere bunları anlatıp biraz olsun içimin rahatlamasını istiyorum.

kimsenin beni sevmeyeceğine inanmaya başladım artık. ne zaman bir yola çıksam hep bir hüzünle oturuyorum ve hatırlatıyorum kendime 'kalbim ilk kez kırılmıyor ve bu son olmayacak' ne bileyim, insanlar sevgilileriyle bir yerlere gidiyorlar, geziyorlar, eğleniyorlar... ben ise sürekli kendimle baş başayım... ben çok hayal kuran birisiyim. karşımdaki kişi ile konuşmaya başladığım andan itibaren hemen hayal dünyamda canlanmaya başlar. 'tatile çıkacağız, şuraya gideceğiz aa belki buradan geçerken şu kafeye uğrarız' inanır mısınız bu hayallerim evlilik anına kadar gidiyor olabilir. ama sonra ne oluyor? REDDEDİLMEK! o anda işte gerçekten kafamdan kurşun yemişe dönüyorum. hayatımdan giden sadece o çocuk olmuyor ben kendi hayallerime de veda ediyorum aslında.

reddedildiğimi fark ettikten sonra uzunca sürecek ve ikiye katlanmış bir depresyon süreci ele geçiyor beni. aklımı yiyip bitiren düşünceler, yalnız ölme korkusu ve çevrende mutluluğa erişip benim hayalimi yaşayan insanları görmek. en çok şu sonuncu acıtıyor aslında canımı neden bilmiyorum. hiç bir şeyde umudum kalmadı. düzgün bir tane bile insanla tanışmadım. 'daha hayatının başındasın mutlaka birisini bulup mutluluğa kavuşacaksın.' herkesin klasik cümlesi bu, değil mi? ama öyle olmuyor işte. beğenilmediğimi düşünüyorum ve bu benim özgüvenimi de yitiriyor. kiminle konuşmaya başlasam içimden asla 'nasıl olsa bitecek.' hissini atamıyorum. sürekli yalnız ve mutsuz hissetmek ne kadar kötü bir şeymiş bunu bu sene anladım. bütün bir sene evdeydim ve kendimi tanıyacak çok zamanım oldu. belki de bu acıların yüzüme bir tokat gibi vurmasının sebebi de kendimle çok baş başa kalmamdır. bilemiyorum..

ben artık mutsuz olmak istemiyorum. çok acı bir şey ama nasıl depresyondan kurtulurum bilmiyorum. kalbim çok kırık. gerçekten doyasıya mutlu olduğum son zamanlar Kırmızı'ya aşık olduğum zamanlardı. şu an ise ne zaman bir şeyler yapmak istesem kapılar sürekli yüzüme kapanıyor. kalp kırıklığım daha taze... aslında bu yazıyı yazma fikri de dün geldi aklıma. yine kurulmadan yıkılan hayallerimin ortasındayken 'benim artık bunları yazıp arınmam gerekiyor' dedim kendi kendime. biliyorum, bu hisleri yaşayan tek insan değilim. kimi insan da ergenlik tripleri işte deyip geçiyor. ama benim için öyle değil..

ben çok sevdim. gerçekten çok sevdim. dört yıl hiç konuşmadığım birine deliler gibi aşıktım. kırmızı. sonra kendimi toparlamam gerektiğini, bu işlerin böyle gitmeyeceğini fark ettim. yine sevmeyi denedim. sevdim de. ama o pislikler yaptı. ben ona açılmamış, rahatsız bile etmediğim halde o ve arkadaşları benimle dalga geçti. bunlar bitti, artık geriye bakmak yok dedim ve önüme döndüm. acılarımı içime sakladım, bir daha da dışarı çıkartmayacağım dedim ama bu aralar patlak verdim. kimi zaman da şöyle düşünüyorum 'belki de ben sevmeye değecek biri değilimdir.' ama buna inanmıyorum. çünkü kendimi tanıyorum. eğer birisi benim hayatımdaysa ben ona kendimden daha çok değer veririm. bunu bana insanlar da sürekli söylüyor. belki de lanetlendim.. hayır yani çünkü insanlar da yüz vermiyor. dün yine binbir umutla uzun zamandır dikkatimi çeken birine karşı şansımı denemek istedim -biraz da arkadaş gazına geldik diyelim- ama bir kelime konuşmadan isteği reddetti. ben yine kendi başıma kaldım. ben, ben ve yine ben.

sadece son bir söz verdim kendime: güçlü olacağim, bu yıl hayatımın aşkını bulacağım ve gelecekte ÇOK iyi yerlere geldiğimde beni reddeden herkesi hüngür hüngür ağlatacağım. ben bunu artık yemin belledim kendime, yapacak bir şey yok.

belki de kimse hayal ettiğim gibi değildir. ben öyle uçuk şeyler istemiyorum. sadece aşık olayım, sevgi göreyim-seveyim o kadar. ama günümüz insanlarının aradığı tek şey seks. hayat bazen bana kötü yola düşmekten başka şans tanımıyor ama hayır, herkes kötü ve umutsuz zamanlardan geçer öyle değil mi? kendi özgüvenimi yeniden kazanmaya ve biraz daha güç bulmaya ihtiyacım var. ve içimdeki hiç bana bunun çok uzakta olmadığını söylüyor.

yeniden hayata dönüyorum. çok mutluymuş gibi gülümse. herkese inather şey yolundaymış gibi kendine güven ve dimdik yürü. artık beni bir şeyin üzmemesini istiyorum ama böyle bir şey elimde değil gibi hissediyorum. birisi karşımda en ufak sesini yükseltse ağlamaklı olan gözlerim sağolsun. şu şu sıralar inandığım tek bir şey var; bugünler geçecek. çok mutlu olacağım. çok. herkes hayran kalacak bana. durdu durdu turnayı gözünden vurdu densin istiyorum arkamdan. az kaldı. ama be dansçı, dün beni çok üzdün sen. ben otuz saniyede ne hayaller kurmuştum oysa.. güzel gülüşünle karşılayacaktın beni yanına geldiğimde, dans edecektik birlikte ve en önemlisi senin yanında belki de mutlu hissedecektim kendimi. daha önce hiç bilmediğim duyguları keşfedecektim.




12 Aralık 2018 Çarşamba

hayatımın erkeği neredesin?

uzun zamandır içimden gelenleri yazmadığımı fark ettim. aslında sebeplerim var bunlardan en önemlisi bilgisayarım bozuk. aslında hayatımda değişen hiç bir şey yok. hala hayatımın erkeği olacak kişiyi arıyorum ama maalesef öyle birinin türkiye içinde olmadığını fark ediyorum. ben de birini bulamayınca ünlüler dünyasının yakışıklılarına kaptırdım kendimi deli gibi. biraz yakışıklı gıybeti yapalım haydi.

kafamda öyle biri var ki... justin timberlake... imkansız gibi görünüyor şu an adam evli çoluğu çocuğu var ama her ne olursa olsun o benim minik aşk tırtılım. kafamda kurduğum hayali koca kesinlikle o. hatta bunun yüzünden kiminle konuşursam konuşayım onun kadar harika olmadığını fark edip konuşayı asla sürdüremiyorum. içimde sanki onu aldatıyormuşum gibi bir his oluşuyor ne alakaysa. mesela hayranlık meselesini de reddediyorum. justin ve benim aramda olan şey aşk. aksini asla kabul etmiyorum. sonunda
evde kalacağım justin timberlake yüzünden. gerçi gelecek planlarım gerçek olursa bekle bizi nikah masası.

#berryjustinwedding tag’ini kullanmayı nasip et allahım duy beni
çok amin. instagram bio’ma ”@justintimberlake’in kocişi 💕 çocuklarının babişi 💕 ilk tanışma tarihimiz, ilk sebi seviyorum deme tarihimiz, ilk seks tarihimiz” diye yazmayı da nasip et allahım. ay hele justin şu sıralar bir yapılandı kaslar yaptı normalde zayıf kemik gibi insanları severim ama bebeğim justin timberlake.  sen her şeyi bilen ve yaratansın bunu bana çok görme allahım. amin amin amin. çok amin.


bir deeee yeni bir crush edindim. çok yeni daha. bilen var mıdır bilmem ama CNCO diye yeni bir müzik grubu kuruldu ve orada çook tatlı bir latino boy varr. erick brian colón. masumca youtube’da gezerken önerilenlerde bir grup dikkatimi çekti dedim bir izleyeyim.
izledim ve fena bir şekilde düştüm. o gözler o latin hava o ispanyolca. zaten bir erkek gelsin karşımda ispanyolca konuşsun ben eririm zaten. gerçekten latinler yakışıklı olmasa bile karizmasıyla çekiyor kendilerine. hele şu sıralar libidom yüksek. o gözler, o bakışlar, o hareketler ahhhh allahım yanıyorum diye çığlık attırır insana. elite dizisini izledim geçenlerde ispanyolcaya taptım. hemen öğrenmem lazım. cnco da bana yeni one direction olarak geliyor. 

biraz da normal hayattan bahsedelim. geçenlerde de biriyle tanıştım. olmadı bir şey yani zaten bana fazla gelmişti o bir iki beden ama bir problemi vardı “biseksüelim ama tedavi oluyorum.” falan diyordu. bir insan kendi olduğu kişiyi nasıl bilmez de bunu hastalık olarak kabul eder ki. bir de diyor  ki kanser tedavisi bile bulundu bu mu bulunmaz. biz lgbt bireyleri bile kendimizi tanımayıp kabullenmezken insanların kabullenmesini nasıl bekleriz ki? ben hala gözlerim camda rapunzel edasıyla bir koca gelir umuduyla bekliyorum. oysa masallarda bile kocayı bulup hayatını kurtaran bir tek rapunzel. ah ah. amaan her neyse. evden dışarı da çıktığım yok doğru düzgün iki yakışıklı görelim kaldım bir başıma. 

bu yazı hiç içime sinmedi yaa sadece canım bir şeyler yazmak istiyordu bir uğrayayım dedim. haydi öpüldünüz

-berry x

24 Haziran 2017 Cumartesi

yalnızlık

ne kadar acı bir durum aslında, yalnız kalmak.

şükür ki arkadaşlarım açısından hiç bir problemim yok lakin insan yanında elini tutan, seven, aşık eden birini istiyor.

Kırmızı, uzun zamandır görmüyorum okulda da görmüyordum ne zamandır. sevgim azaldı mı hayır ama ne bileyim onunla kurduğum hayaller çok farklıydı benim. elimi tutmasını, nefesini hissetmeyi, kalp atışlarını işitmek isterdim. ben onunla çok mutluydum... hayallerimde ki kırmızı'yla.

belki gerçek olsa bu kadar çok sevmezdim onu, hayallerimde ki gibi sevdim onu. sanki sonsuza dek ona bağlıymış gibi hissediyorum. hiç bitmeyecek bir aşkmış gibi. aslında bir bakıma unutmak istemiyorum o bana aşk nedir öğretti ilk kez hissettim. o benim üç yılım oldu.

bu sıralar onun değerini biraz daha fazla anlıyorum. Güneş, Mr. Kibar hepsi gelip geçiciymiş meğer çünkü gerçek yüzleri benim hayallerimden daha farklıymış. hiç biri bir kırmızı olamadı. kalbim kabul etmedi belki de başka sevdaları.

ne bileyim. bir ilişki yaşamış olmama rağmen, ben hiç özlenmedim, hiç delice sevilmedim ya da biri bana aşık aşık bakmadı. ben hep özleyen taraf, delice seven ama karşılık alamayan taraf, aşık aşık bakan tarafta oldum.

İso mesela bana benden sonraki sevgilisinden ayrıldıktan sonra nasıl acılar çektiğini anlatıyor telefonda. yeter demek istiyorum bana hiç böyle değer vermedin mi?

yanımda birini istiyorum, beni sevecek, delice seven, hep özleyen ve ruhumu kutsayan birini ama artık çok zor insanlar bir kaç dakikalık zevk için, aşkı unuttular akılları erkekliklerinden öteye gidemiyor. inanıyorum bir gün karşılıklı seveceğim biri çıkacak karşıma. ne olur çabuk gel artık boğuluyorum.

bilinmezlik, kafamda olan tek şey. gerçek aşkım Kırmızı. mesela ben biriyle çıkacak gibi olsam bile aklıma girip sanki 'beni ne çabuk unuttun!' diyor ve beni caydırıyor hayatımda birini istiyor muyum yoksa istemiyor muyum bilmediğim bir dönemdeyim.

tek bildiğim Kırmızı'ya hala bağlı olduğum. içimde nedenini bilmediğim umut tohumları var. sanki onunla bir şeyler yaşayacağım belki bu önümüzdeki yıllarda değil, yıllar sonra. onun da hayali tıpkı benimki gibi ben dünyaca ünlü bir oyuncu olmak isterken o da dünyaca ünlü bir yönetmen olmak istiyor.

umarım iç sesim bana doğru söylüyordur. Kırmızı ile bir şeyler yaşamak... düşüncesi bile içimi kıpır kıpır ediyor.

neyse ben yine kafanızı çok şişirdim. bayram bugün! sevdiklerinizle bolca eğlenin :) .

-berry x

4 Ocak 2016 Pazartesi

Alnımda Ne Yazıyor Anlamadım Gitti!

Herkese selam!!!!

Yeni yılımıza girdik ben böyle atletik, kaslı bir noel baba beklerken yüne oturdum evde öyle işte. İki çıkıp dolaşayım dedim. Yani kuzenlerin ısrarıyla bir kar topu falan oynayayım dedim. İndim yarım saat geçmedi hop! Popo üstü çakıldım yere!

Nasıl canım yandı. İki gün otururken bile acı çektim. Sıçayım böyle eğlenceye diyorum burdan. Yılbaşı yılbaşı!

Herneyse yeni yıl musmutlu geçti benim için. Sevgilimle boğaza karşı bir kafeye gittik işte. Sonra elinde bir yüzük dedi benimle evlenir misin? (...)

(...) Şaka şaka. Evdeydim tüm aile bizim eve toplandık. Hatta bir ara apartman bizim ağırlığımızı kaldıramayacak ev çöker mi acaba falan diye düşünmeye başladım. Komiklikler olmadı nedendir bilinmez. Cenaze evi modundaydık. Annemler oturma odasına kurdukları yemek masasından kalkmadılar. İçtiler falan. Orada farklı sohberler vardı. Bizim odada ise kuzen ve ben. O sevgilisini falan anlatıyor bana bende ay banane yani diyorum aklımdan. Gerçi biliyor muhabbetleri sevmediğimi. Ha benim sevgilim olsa 'Sevgilim var heyyo!' diye afiş asarım apartmanı kaplayacak kadar.

Neyse işte. Nerede kaldık. Öyle işte sonra onlar babalarının ısrarları üzerine eve gitmek zorunda kaldılar. Hayır yani yılbaşında bir yere gitme amacı nedir? Birlikte yeni yılı karşılamak. Falan filan.

Yılbaşında çok şey olmadı. Yeni yılda da hayatımda pek bir değişiklik olduğu söylenemez aslında. Aynıyım hala Berry'im. Ne bileyim bu aynısı yani. Keşke her yeni yılda dünyaya yeni bir sürüm gelse ne bileyim 2015'de uçan arabalar 2016'da beyin okuyucu falan filan.

Bugün de bir uygulama keşfettim. Adı nerdesin aşkım. Sebgilinize stalk yapmak için olağanüstü bir alet aslında. Ama benim için değil yani Kırmızı'nın benden haberi varmı onu bile bilmiyorken, bir de facebook'dan istekle çalışıyormuş. Ne gereği kaldı şimdi stalk'ın? Ara sor neredesin diye daha iyi.

Hayatım çok sıkıcı gerçekten. Bunları yazarken alkolü basasım geliyor kendime. Ne bileyim. Çılgın bir şekilde ölü bulunsam da beni bulsalar biraz hayatımda çılgınlık olsa. Bende etrafımda üzülenlere bakıp ehuehu diye güleyim. Sadistçe ama güzel. İnsanlar arkamdan ne yapacak ne diyecek görmek sanırım dünyadaki en iyi şeydir.

Ama sanmıyorum iyilikle anacaklarını 'Maldı zaten o abi!' 'Depresyonik salak tumblr akımına kapıldı' falan derler ayy tv'ye de çıkıp elaleme rezil olmaya gerek yok!

Alnımda ne yazıyor merak ediyorum. İki seçenek var.


  • Bundan Sevgili Olmaz!


Sanırım ben dünyaya gelirken bazı aksilikler olmuş. Dünyaya gönderilmemişim de sanki yalnışlıkla düşmüşüm alın yazımı tam yazamamışlar. Yani etrafımda herkesin sevgilisi veya ona asılan üç beş kişi var. Ama bende yok neden acaba? Bence tanrı benim tam sevdiğim adamı yazacakken annem doğuma girmiş ve gelmişim. Onun için ağlamışım gibime geliyor. Bunu ciddi ciddi düşünüyorum.

  • SEX!
Hayatımda ekşınlar olsun belki bir de manitam olur diye bazı arkadaşlık sitelerine kaydoluyorum. Böyle büyük umutlarla. Bakıyorum ne kadar yakışıklı insanlar allahım cennet cennet ah şunlardan biri bana yazsa falan diye düşünürken nerede amcalar babalar dayılar varsa bana yazıyor. Yani bir de yazmak ki ne yazmak. Seni yer yutarım, ah sen yatağımda olsan, benimkini alabilecek misin? Mekan var mı? Seni altımda inlerken görmek isterdim. Falanlaar Filanlar daha niceleri!

Kısaca; Hayaller; Kaslı, taş gibi çocuklar
Hayatlar; Amcalar, Dayılar.

SEVMEK İSTİYORUM ULAN YANIMDA OLACAK BİRİNİ İSTİYORUM. Ne bileyim platonik aşk çok zor be. Bir yıldır hayvan gibi aşığım Kırmızı'ya. Ama tık yok yani olmuyor. Çocuk ya gay değil, ya aromantik. Aromantik olmasını tercih ederim. Ne bileyim en azından kadınları da sevmez de kıskanmama gerek kalmaz.

Ama arkadaşlarımla yaptığımız FBI tadındaki araştırmalarımızda en yakın arkadaşının Biseksüel olması ve etrafındaki en yakınlarım dediklerinin kız olmasından yola çıkara biseksüel dedik ama bilmiyorum yani. Güvenmiyorum da!

Neyse bu kadar gıybet yeter. Cehennemden VIP mekan ayarladık. Aman boşver be en azından orası VIP!

Twitter:@BerryGunluk