aşk acısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk acısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2022 Cuma

bir rüya gördüm dün gece

 bu gece gördüğüm rüya beni olması gerektiğinden biraz fazla etkiledi sanırım. aslında çok basit bir rüyaydı, seviliyordum. sevildiğimi hissediyordum en azından. tanımadığım bir kişiydi rüyamda gördüğüm aslında esmer ve güzel şekillendirilmiş siyah saçları vardı. göğsünün biraz altında yara izi vardı tişörtünü çıkarıp bana gösterdi. rüyamda daha önce hiç bu kadar spesifik bir ipucu almamıştım aslında. belki de kaderimde olan kişinin bir özelliğiydi bu ve bir vizyon olarak bana göründü orada.

sevimliydi...

insan rüyasında gördüğü, gerçekte yaşadığını bile bilmediği birine his besleyebilir mi? belki de uzun süren yalnızlığımın bir uydurmasıydı bu da... zaten her geçen gün umutlarımı biraz daha kaybediyorum. oldukça kilo aldım bu sıralar. daha önce de kilo vermiştim zaten işte tam olarak kilo vermeden önceki halime geri döndüm. kendimi beğenmediğim, aynalara bile bakmak istemediğim bir döneme girdim sanki her geçen gün kendimi biraz daha çirkin görüyorum aynalarda. ve çirkin olmak demek sevilecek biri olmamak demek maalesef. 'hayır, öyle değil' diyebilirsiniz ama belirli bir güzellik anlayışının altında olduğunuzda bu dediğim size daha anlamlı gelebilir. güzel insanlar için sevilmek çok kolay bir şeyken insanların ilk tercihi olmayan 'normal' bir insan için oldukça zor bir şey. 

arkadaş çevremde herkesin iyi veya kötü bir ilişkisi ve güzen anıları varken ben yalnızım. evet şanslı olduğum veya en azından kendimi şanslı gördüğüm özellik gerçekten iyi dostlara sahip olmam olabilir. ama insan bazen arkadaş değil de daha yakın birini istiyor yanında. basit şeyler aslında ama çok da zor. ne zaman biriyle konuşsam HEPSİ 'ama ben daha yeni uzun ilişkiden çıktım ve beni çok kırdılar' diyor. ne şanssızsam hep aynı bahane ile karşı karşıya kalıyorum. herkes birilerini kırmış ve bunun sonucu olarak ben o kişiyi bulamıyorum sanki. başkalarının hataları ile benim mutluluğum arasında bir orantı söz konusu sanırım. 

eşcinsel ve aşk istemek ne kadar zormuş! küçükken daha masum görünürdü böyle şeyler ama herkesin gözünü sex bürümüş. arkadaşımla geçenlerde bunun hakkında sohbet ediyorduk... gerçekten nasıl bu şekilde devam ediyorlar? nasıl düzenli birini istemiyorlar? birini sadece cinsel bir obje olarak görmeyi nasıl beceriyorlar anlayamayacağım sanırım. 

herneyse melankolik hissettiğim bir gecedeyim bugün. o kişi bir gün gelecek... çok bekledim ve buna deyecek demek istiyorum. hemde çok istiyorum. 

18.03.22 - 22:21

13 Şubat 2020 Perşembe

nişanlanmış

''hayatımda gerçekten hiç aşka bu kadar yakın olduğumu hissetmemiştim. bilemiyorum, belki de ben şu an kendi kendime gelin güvey oluyorum ama onun da boş olmadığını biliyorum.'' diye bahsetmişim Americano hakkında yazarken. o yazıdan bir kaç ay sonra ne yapacağımı bilemez bir halde durum güncellemesi yapıyorum. duygularımın arasında kayboldum adeta! 

mutsuz muyum yoksa içim kavruluyor mu bilmiyorum ama çok güçlü bir his yaşadığımı biliyorum. biraz başlara gideyim. bol bol konuşuyorduk onunla başlarda. inanılmaz iyi bir sohbetimiz vardı, kendimize ait bir mizah anlayışımız bile vardı. sonralarda bir şeyler bozulmaya başladı. aslında başladığı saniyeden itibaren sonunun ne olacağını biliyordum ama yine de beynimde dolaşan düşünceler beni daha çok bağlıyordu ona. texas'da yaşıyordu inanılmaz iyi bir ailesi vardı. aslında klasik latin kökenli bir amerikan ailesine sahipti. kardeşini beyzbol oyuncusuydu, annesinin bir güzellik salonu vardı ve aynı zamanda yoga-zumba takıntısı vardı. çok istemiştim o aileye girmeyi çünkü bana çok güzel geliyordu. kafamda oraya gittiğim hayaller geziyordu, ailesiyle birlikte olduğumuz anlar canlanıyordu. en ince detaylarıyla hemde. sonra aradan iki hafta geçtikten sonra telefonla konuşmalarımız kesildi. yazışmalarımız da. sürekli ortalıktan yok oluyordu ve engelleyip geri dönüyordu. ben kafamda tamamen bitirmiştim tabii ki! -o sıralar zaten Oidipus hayatıma girmişti diyebiliriz- ama çok üzülmüştüm. gerçekten ilk kez bir şeylerin rayında gittiğini hissetmiştim. o istanbul'a gelmeyi çok istiyordu ben de onun yanına gitmeyi. ama en sonunda tamamen engellendim. 

dün gece Chocolate'ın facebook'undan hesabına bakmak istedim ne yapıyor ediyor diye. gördükten sonra ne kadar içimin acıdığını anlatmamın ihtimali yok! nişanlanmıştı. hayatımda ilk kez bu kadar büyük bir tokat yemiştim. belki ilk kez hayatımda olan biri nişanlanıyordu ama buna kesinlikle hazır değildim. üstelik benim doğum günümde nişanlanmıştı. o girmek istediğim ailenin fertleri bunu beğenmiş ve yorumlarda mutluluktan uçuyorlardı. nişanlandığı çocuğun profiline girdim. annesi fotoğraflarını beğenmişti. aileye girmiş yani. hayallerini kurduğum aileyle. ben annesiyle zumba yaptığımız görüntüleri bile kafamda canlandırmıştım oysa! çok üzüldüm, yıkıldım açıklamak gerekirse. hazır değildim böyle bir şeyi görmeye. biz belki de çok güzel olabilirdik eğer aynı ülkede yaşasaydık. ama olmadı. ben her zaman olduğu gibi sırtıma biraz daha hüzünü yükleyip yoluma devam etmeye başladım. 

mutluluk dileyemiyorum. dilim varmıyor. buna isteyen bencillik desin ama ne kadar az konuşmuş olursak olalım ben ona karşı çok yoğun şeyler hissetmiştim. o da hissetmişti -belki de çok iyi bir yalancıydı- Chocolate dün farketti ki aslında ilişkileri iki bin on sekiz yılına kadar uzanıyormuş. muhtemelen araları bir süre kötüydü ve o sıralarda bana yazdı. ben onu ve beni istemeyen herkesi çok da güzel pişman edeceğim gelecekte, biliyorum. 

ben hiç bir şey yaşayamayacağım. istemeye istemeye bunu kabul etmeye başladım. yapayalnız göçüp gideceğim hiç sevilmeden. insanlardan farklı olarak şunu biliyorum ama ben sevilmeye layık birisiyim. ama seven kimse yok işte. umarım kaderim bu yazdıklarımı yanlış çıkartır ve çok da güzel severim gelecekte ama bu ülkede kaldığım sürece yaşayacağım hiç bir şey olmayacak. amerika'ya gittiğim gün başlayacak benim kaderim bunu çok iyi biliyorum. türkiye'de eşcinsel olarak aşkı bulmak çok güç bir şey. o siteler falan hepsi çöp! bomboş insanlarla dolu herkes duygularını bir kenara bırakmış, sadece bacaklarının arasına çalışıyor akılları. böyle bir şey yapamam ben aşık olmak için doğmuşum, sevmek için yaşıyorum. 

içim hala oldukça buruk. kırgınım. kabullenemiyorum da biraz. çünkü beni engellemiş olsa bile ailesinin hesaplarına arada sırada bakıyordum. meğer içimde gizli saklı 'keşke yazsa' diye bir çığlık yatıyormuş ama benim bundan haberim yokmuş. yine kaybettim. bilmem kaçıncı kez ve son da olmayacak. ama bana en çok yara veren şey olduğu kesin. bütün hayallerimi yine gömdüm kalbimin içine. artık dayanacak sabredecek güç bulmakta o kadar çok zorlanıyorum ki anlatmama imkan yok! yine kandırıldın işte! aptal! yine kandın! yine sen kaybettin! diye içim içimi yiyor...

ben çok bunaldım. hayatta belki de bir ilişkisi olsun diye en çok çabalayan insanım ama bir kez bile aşk gelip kapımı çalmadı henüz. çok yazık. en güzel yaşlarım geçiyor ama yalnız! bir süre bu olay yüzünden depresyondan çıkamam sanırım... yapacak bir şey yok... bu 'nişanlanma' olayına alışsam da iyi olur çünkü benim hayatım böyle gitmeye devam ederse ben bu hissi daha çooook yaşarım gibime geliyor.

berry x



12 Eylül 2019 Perşembe

hayat çok üzerime geliyor

''sevgi yok olup gitti, beni kahreden budur. bağışlarım, çünkü aşk, suça iter seveni.'' -shakespeare 

her şey o kadar çok üstüme geliyor ki sanki bir bataklığın dibine gömülüyorum. her geçen saniye yeni bir şey öğreniyorum ve bu beni içten içe katlediyor. dertlerin arttığını ve benden bağımsız bir insana dönüştüklerini görüyorum. daha bir tane acıyı sindiremeden hemen bir başkası tokat gibi yüzüme çarpıyor. 'bende bu şans olduktan sonra...' dedim en son Hamlet'e. uzun bir süredir birbirimizle iletişim kuramıyorduk, en son dayanamayıp yazdım. kısa bir muhabbetin ardından 'taşındım ben de enişten var artık' yazdı binbir samimiyetsiz emojilerle. hani olur ya artık kaldıramayacağınızı hissedersiniz. hah! işte tam olarak oradayım şu an. sonsuz bir uçurumdan aşağı bakıyorum. şiddetli bir rüzgar vücudumu alıp uzaklara götürecek ama çaresiz ayaklarım hala yere güçlü güçlü basma derdinde.

sonsuza kadar yalnız kalma fikrine inanmıyorum. elbette birini bulacağım ama küçükken hep ilk aşkımla evlenme hayalleri kurardım. çok değil beş sene önceki bana bu olaylar anlatılsa asla inanamazdım yaşadıklarıma. ama hayat bu, yaşanıyor işte bir şekilde. arkadaşlarım her zaman çok beklediğimi ve iyi birini bulacağımı söylüyorlar ama artık ümidim ya da dayanma gücüm kaldı mı bilmiyorum. çok ağırdı biliyor musunuz.. yani düşünün bir kaç ay öncesinde buluştuğunuz, tatlı hayaller kurduğunuz ve hatta ortak iş yapacağınızı söyleyen bir kişi bir anda 'enişten var artık' diyor. ben kafamı nerelere vurayım asla bilmiyorum. yarın ne göreceğim kestiremiyorum. geçen her gün kalbimin sızısı biraz daha şiddetleniyor. şaşırmayacağım eğer kendimi bir anda Kırmızının düğününün ortasında bulursam.

şu an arka planda sezen aksu'dan küçüğüm çalıyor. eskiden bu şarkının sadece çocukluktan bahsettiğini zannederdim. ama her dinlediğimde bir sözünü daha farklı yerlerde hissediyorum. meğer neler neler anlatıyormuş öyle değil mi? ne kadar az yol almışım, ne kadar az. yolun başındaymışım meğer. evet sezen, yolun başındayım. ama bu yol beni aydınlığa mı çıkartacak? yoksa karanlığa mı terk edecek? mutsuzluk bana göre değil bana farklı şeyler lazım mesela aşk. ne kadar zor bir şeymiş aşk meğer, ben hiç böyle düşünmemiştim küçükken. belki daha çok bekleyeceğim, yolun başındayım ya daha. kim bilir. hiç şöyle bir şey hissettiniz mi; mutlu olmaya çalışmaktan yorulmak. gerçekten özeniyorum kimi insanlara. liseden sevgilileriyle evlenenler, ilk aşklarıyla evlenenler. böyle bir hikayem olmayacak gelecekte çocuklarıma anlatacağım. kim bilir belki de çok daha iyisi olacak şu an geleceği kestirmek çok zor.

bir şeyden bahsetmek istiyorum. ben Hamlet ile ilişkimiz flörtten çok bir iş arkadaşlığına döndükten bir süre sonra birileriyle konuşuyordum ve içimde hep bir suçluluk vardı. sanki onu aldatıyormuş gibi. oysa ne kadar boşmuş. ki o bana hiç bir zaman biz romantik bir ilişki arayışında değiliz demedi. işimiz sürerken olmaz etik değil ama sonrasında elbette demişti bana bunu çok net hatırlıyorum. ben her zaman Hamlet ile güzel olacak diye düşünürdüm. birbirimizin oyunlarını izlerken falan. görüyorum ki kendimi yine boş yere ümitlendirmişim bu kadar zaman. belki de beyefendi şu an beni enişteme(!) anlatıyordur. bu hayatta hiç bir şeyi kıskanmam. bir şey hariç. benim hayalini kurup kendimi mahvettiğim şeyleri gözümün önünde insanların yaşaması. işte buna gelemiyorum. benim hakkımdı anlıyor musun. sen benim günlerdir, haftalardır, aylardır dilediğim şeyleri üç gün önce gelip kapamazsın. ama olsun bu hayat adil değil bunu kabullenmem de zor olmadı. en büyük tokatı geçen sene sınavlarımda görmüştüm zaten. mutsuz bir insan olmak istemiyorum. hiç bir zaman da istemedim. bunları yazmak bile bana çok tuhaf geliyor çünkü ben çevresinde güler yüzü ve pozitif enerjisi ile tanınan biriyim. hayret.

öyle ya da böyle yaşıyorum. aptal, her şey daha farklı olabilirdi aptal! demedende bir günüm bitmiyor şu aralar. o kadar çok bunaldım ki. bunun sebebi her şeyin üst üste gelmiş olması. dün dansçıdan bugün oyuncudan çektim. hayır işin kötü yanı mesleğimden de soğutacaklar beni! şaka yapıyorum. bugün hala gelecek hakkında umutlarım varsa bunun tek sebebi yapacağım iştir. aşkta meşkte benim şansım yok maalesef.

zaten ben ne çekiyorsam kendi aptal kafamdan çekiyorum gerçekten. yani hemen hayal kuruyorum, bir şeylerin olduğunu görüyorum ve BUM bir yerden patlak veriyor.

aklıma ne geldi. ben ve eski sevgilim hala arkadaşız. ayrılalı bir üç dört yıl oluyor. blogda da bolca bahsetmiştim onun hakkında. onun bağzı değişik yetenekleri var. anlık olarak konuştuğu kişinin geleceğinden bir şeyler gördüğünü iddia ediyor. ne kadar doğru bilemem orasını tabii ama aileden geçen bir yetenekmiş. beni çok mutlu gördüğünü, çocuklarımı uyutup eşim ve arkadaşlarımla eğlendiğimi görmüş. bu arada zengin de olmuşum. bakalım bu sahne ne kadar doğru çıkacak gelecekte göreceğim. gördüğü tek kötü şey birini kaybetmiş olmammış.

bugün de acı seviyemi arttırdım. artık kafa dinleme vakti. biraz sezen'in şarkıları ve sonra da hiç derdim yokmuş gibi rahat bir uyku. hoşçakalın.




24 Haziran 2017 Cumartesi

yalnızlık

ne kadar acı bir durum aslında, yalnız kalmak.

şükür ki arkadaşlarım açısından hiç bir problemim yok lakin insan yanında elini tutan, seven, aşık eden birini istiyor.

Kırmızı, uzun zamandır görmüyorum okulda da görmüyordum ne zamandır. sevgim azaldı mı hayır ama ne bileyim onunla kurduğum hayaller çok farklıydı benim. elimi tutmasını, nefesini hissetmeyi, kalp atışlarını işitmek isterdim. ben onunla çok mutluydum... hayallerimde ki kırmızı'yla.

belki gerçek olsa bu kadar çok sevmezdim onu, hayallerimde ki gibi sevdim onu. sanki sonsuza dek ona bağlıymış gibi hissediyorum. hiç bitmeyecek bir aşkmış gibi. aslında bir bakıma unutmak istemiyorum o bana aşk nedir öğretti ilk kez hissettim. o benim üç yılım oldu.

bu sıralar onun değerini biraz daha fazla anlıyorum. Güneş, Mr. Kibar hepsi gelip geçiciymiş meğer çünkü gerçek yüzleri benim hayallerimden daha farklıymış. hiç biri bir kırmızı olamadı. kalbim kabul etmedi belki de başka sevdaları.

ne bileyim. bir ilişki yaşamış olmama rağmen, ben hiç özlenmedim, hiç delice sevilmedim ya da biri bana aşık aşık bakmadı. ben hep özleyen taraf, delice seven ama karşılık alamayan taraf, aşık aşık bakan tarafta oldum.

İso mesela bana benden sonraki sevgilisinden ayrıldıktan sonra nasıl acılar çektiğini anlatıyor telefonda. yeter demek istiyorum bana hiç böyle değer vermedin mi?

yanımda birini istiyorum, beni sevecek, delice seven, hep özleyen ve ruhumu kutsayan birini ama artık çok zor insanlar bir kaç dakikalık zevk için, aşkı unuttular akılları erkekliklerinden öteye gidemiyor. inanıyorum bir gün karşılıklı seveceğim biri çıkacak karşıma. ne olur çabuk gel artık boğuluyorum.

bilinmezlik, kafamda olan tek şey. gerçek aşkım Kırmızı. mesela ben biriyle çıkacak gibi olsam bile aklıma girip sanki 'beni ne çabuk unuttun!' diyor ve beni caydırıyor hayatımda birini istiyor muyum yoksa istemiyor muyum bilmediğim bir dönemdeyim.

tek bildiğim Kırmızı'ya hala bağlı olduğum. içimde nedenini bilmediğim umut tohumları var. sanki onunla bir şeyler yaşayacağım belki bu önümüzdeki yıllarda değil, yıllar sonra. onun da hayali tıpkı benimki gibi ben dünyaca ünlü bir oyuncu olmak isterken o da dünyaca ünlü bir yönetmen olmak istiyor.

umarım iç sesim bana doğru söylüyordur. Kırmızı ile bir şeyler yaşamak... düşüncesi bile içimi kıpır kıpır ediyor.

neyse ben yine kafanızı çok şişirdim. bayram bugün! sevdiklerinizle bolca eğlenin :) .

-berry x

5 Şubat 2017 Pazar

hayatında başka biri varmış

aslında bu olayı çok daha erken anlatmam gerekirdi ama bloga bir düzen getirdiğim için yazayım dedim. Siyah ile tanıştım bir kaç ay önce her şey normal konuşuyorduk. böyle ben ona hadi artık bana çıkma teklifi et diye bakıyordum. ondan hoşlanıyordum böyle tatlı ponçik ve 'yaralı' ruhu vardı dedim ben bunu iyileştireceğim.

tanıştık falan ilk aylardan ben flört kısmına geçmiştim bile hani her yazdığına gülüyordum ama o bir öküz olduğu için hiç gülmezdi ki bunu söylemişti de. ben öküzüm bana odun diyolar diye. nedeni babası da öyleymiş, kimse onunla arkadaşlık etmek istemiyormuş falan. ama ben de bir psikolog edasıyla ona bunun bir problem olmadığını anlattım ama bir zaman sonra anladım ki aslında bu bir problemmiş... yani ben yazmadan yazmaz oldu sonra ben de bıraktım yazmayı aylar sonra beni aramış bir kaç kez açamadım sinemadaydım. yazdım buna ''yaa önemli bir şey mi vardı?'' diye. ''yoo öylesine aramıştım.'' dedi.

bir defa daha aradı bu sefer de babamlaydım açamadım ama artık canıma tak etti içimden bir ses onu aramamı söylüyordu. bir ses ise aramamam. kendi içimde kuralar çekerken birden bire ondan mesaj geldi. ''merhaba'' bayağı heyecanlandım kalbim güm güm atıyor böyle deli gibi. salağım ben! sanki çocuk çıkma teklifi etti! sonra ben de ''merhaba'' dedim. ve o meşhur cümleyi kurdu. ''müsait misin?'' evet falan dedikten sonra bir görüldü bıraktı ama çevrimiçi. ben diyorum ki kesin kesin arkadaşlarına artık çıkma teklifi zamanı geldi mi diye soruyor ve edecek derken bir mesaj daha geldi. 'hayatında biri oldu mu?' ben öldüm bu sefer dedim KESİN teklif geliyor çünkü bunu bir insana neden sorasın? bir kaç dakika yine çevrimiçi ama bana görüldü şeklinde takıldı. ardından bir mesaj geldi. 'bak senin gibi çok iyi bir arkadaşım var istersen sizi tanıştırayım. olmazsa sadece arkadaş kalırsınız?' dedi derin bir OFF çektim böyle bir mod düşüklüğü ne bileyim tuhaf bir his. hoşlanmaya başladığınız kişi size birini yapmaya çalışıyo. yapmaya çalıştığı kişiyle de konuştum olmadı. o da pasif çıktı konusmayı bitirdik.

ERTESİ GÜN berry yine durmadı. bana durmak hiç yakışır mı? ben bu sefer kesin açıklayacaktım. içim içimi yiyordu böyle yazdım. sildim. yazdım. sildim. en son pes etmedim ve o yolla butonuna bastım. ama ölüyorum şimdi kesin reddedecek mal gibi kalacağım ortalıkta diye triplere giriyorum. ardından geçen bir on dakikalık süreçte kendimi yedim. neden yaptın sen salak mısın berry diye kendimi dövüyorum ve telefona bakamıyorum. bir cesaret baktım ve mesaj var. bir allahu ekber çekip girdim. ardından girdim.

''üzgünüm berry. ben gönlümü birine kaptırdım onla konuşuyoruz.'' ben de ''okey'' demekle yetindim ve beni yıkamadın hala ayaktayım der gibi bir kaç emoji koydum. sonradan bir mesaj daha geldi; ''seni kırdım mı?'' evet kırdın ama bu kırdığın kalp de can diye atarlara gelmedim kendimi yine güçlü göstermek için. ''hayır'' dedim. ''emin misin?'' dedi. ''evet.'' dedim. şuan hala konuşuyoruz. karanlığın elli tonu çıktığında beraber gitmeye karar verdik ve bir oyunuma onu da davet edeceğim şuan Siyah bir numaralı damat adayı benim için. ses kayıtları atıyor bana böyle tatlış tatlış ölüyorum böyle. şuan şakalaşmalarımız ve 'arkadaş' günlerimizle dolu geçiyor.

geleceğimde bir yüzük görünür umarım.

-berry x

🌃   || twitter: @berrygunluk || PR & İletişim: berrygunluk@gmail.com ||

4 Aralık 2016 Pazar

Başlamadan Nasıl Biter | Beni Instagram'dan Engelledi! | Alay Edildim

Herkese uzun bir aradan sonra merhaba diyerek başlamak istiyorum. Yazmadım çünkü kendimde bu gücü toplamam ve bununla karşılaşıp anlatmak için hazır mıydım bilmiyorum. Yoğun bir depresyondan geçip, krizlerden çıkıp, üstüne bir de ölümüne hasta olduktan sonra buradayım.

Aşkımı derinlere kadar yaşıyordum, kolumun üzerine ''Ya benimsin, ya kara toprağın..!'', ''Azrailinim.'', ''Korkma benden sal kendini bebeğim dediğim anda sev beni..!'' yazıyor, telefonumun selfie modunda kendimi fotoğraflıyordum. Yine klasik aşk ve stalk güncelerimi gerçekleştirirken, o an gerçekleşti. Okuldan gelip hayvan gibi uyuyup akşam uyandıktan sonra instagrama girdim ve.. Ve.. VE.. V E... O Güneş yine fotoğraf paylaşmış! Uzun bir aradan sonra. Yani Temmuz/ Ağustostan beri paylaşım yapmıyormuş. Bir güzel çıkmış bir de anlatamam! Ah...

Neyse SS alıyor ve tüm arkadaşlarıma ''GÜNEŞ FOTO ATMIŞ AĞAĞAĞ'' diye yazıyor ve fotoğrafa bakıp aşktan, gözümden kalp emojisi çıkıyor gibi falan oluyor. İşte o an içimde bazı şüpheler uyanmaya başlıyor...


 ben: ay şu fotoğrafın güzelliğine bak!

 iç sesim: beğen o zaman *bitch smile*

 ben: yok ya şimdi gerek yo-

 *iç ses, beyni kontrol altına alır ve fotografa iki kez tıklar.*

 ben: ne yapıyosun *sansür* *sansür*


sonrasında hemen çıkıp Balinda'ya ''Beğendim şdlkgsdlşi'' yazıyorum ve tekrar instagrama birdiğimde, gördüğüm şey beni şoka uğratmış, 67 kez küçük kalp krizi geçirtmişti. Adını yazmama rağmen bir türlü instagram sayfası çıkamıyordu. Yardım, S.O.S mesajlarımı arkadaşlarıma taciz ederce atıyorum. Sonunda Bero görüyor ve karşılık veriyor. ''Dur bende bakayım.'' dedi ve stresli oyun başladı!

*Let the Love Games begin!* ...... Ve buraya hunger games'in müziğini istiyorum @blogger

''Kanka, bende var.'' dedi ve ss attı. Bir iki kişi daha aynı olayı tekrarladığında, anladım ki engellendim. Son şare Suşi'ye yazmaktı!

Suşi, Güneş'in bff i ile çıkmıştı yani ve bir bildiği vardır diye düşündüm. Çare bulamadı aksine, engellendik sanırım bende de öyle!'' dedi. Hayal kırıklığı vardı içimde. Tek bir soru, ''Neden?'' Tabii ki bir cevap bulamadım kendime...

Ardından okul geldi çattı. Şans ya son 3 dersimiz birlikte ben stresten ölüp, kendimi kesmeye hazırlanırken Basic Bitch Nr.1 geldi.

Basic Bitch Nr.1: ''Aaa Berry n'aber?''
Ben: İyi sen? (gülümsüyorum.)
Basic Bitch Nr.1: ''Ya biz seni sınıfça çok seviyorum.'' şimdi o keskin cümleye gidiyoruz. ''Özellikle sarışın erkekler.''

Bu saniyeden hemen sonra kafamı Suşi'ye çeviriyor ve kocaman açılan gözlerimle ''Bitch what the fuck.... what the hell are you. What did she said?!'' bakışlarımı yolluyorum. O da bana aynı boşlukla bakıyor ve sonunda Galia'nın yanına gidiyoruz. O da BITCH I AM SHOOK! bakışlarıyla bize bakıyor. Sonra beni teselli etme aşamasına geçiyorlar. ''İnsan gibi gelip konuşabilirdi.'', ''Sorun bizde değil hepsi aynı!'', ''Zaten iyi biri olsa böyle yapmaz gelir konuşurdu.'' gibi kelimeler kullanılıyor ve ben şok içindeyim. Güçlü durmak zorundaydım gözlerimden yaşlar akacak derecedeydi ama tutuyordum kendimi her şeye rağmen gülmeye, gülümsemeye devam ediyorum. Kendimi sıkmaktan ölüyordum.

Suşi en son gelip ''Üzülmüyorsun değil mi?'' dedi ve ben ''Hayır.'' dedim. Oysa evet deli gibi üzülüyordum...

 || twitter: @berrygunluk || PR & İletişim: berrygunluk@gmail.com ||

-berry x