mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2020 Perşembe

nişanlanmış

''hayatımda gerçekten hiç aşka bu kadar yakın olduğumu hissetmemiştim. bilemiyorum, belki de ben şu an kendi kendime gelin güvey oluyorum ama onun da boş olmadığını biliyorum.'' diye bahsetmişim Americano hakkında yazarken. o yazıdan bir kaç ay sonra ne yapacağımı bilemez bir halde durum güncellemesi yapıyorum. duygularımın arasında kayboldum adeta! 

mutsuz muyum yoksa içim kavruluyor mu bilmiyorum ama çok güçlü bir his yaşadığımı biliyorum. biraz başlara gideyim. bol bol konuşuyorduk onunla başlarda. inanılmaz iyi bir sohbetimiz vardı, kendimize ait bir mizah anlayışımız bile vardı. sonralarda bir şeyler bozulmaya başladı. aslında başladığı saniyeden itibaren sonunun ne olacağını biliyordum ama yine de beynimde dolaşan düşünceler beni daha çok bağlıyordu ona. texas'da yaşıyordu inanılmaz iyi bir ailesi vardı. aslında klasik latin kökenli bir amerikan ailesine sahipti. kardeşini beyzbol oyuncusuydu, annesinin bir güzellik salonu vardı ve aynı zamanda yoga-zumba takıntısı vardı. çok istemiştim o aileye girmeyi çünkü bana çok güzel geliyordu. kafamda oraya gittiğim hayaller geziyordu, ailesiyle birlikte olduğumuz anlar canlanıyordu. en ince detaylarıyla hemde. sonra aradan iki hafta geçtikten sonra telefonla konuşmalarımız kesildi. yazışmalarımız da. sürekli ortalıktan yok oluyordu ve engelleyip geri dönüyordu. ben kafamda tamamen bitirmiştim tabii ki! -o sıralar zaten Oidipus hayatıma girmişti diyebiliriz- ama çok üzülmüştüm. gerçekten ilk kez bir şeylerin rayında gittiğini hissetmiştim. o istanbul'a gelmeyi çok istiyordu ben de onun yanına gitmeyi. ama en sonunda tamamen engellendim. 

dün gece Chocolate'ın facebook'undan hesabına bakmak istedim ne yapıyor ediyor diye. gördükten sonra ne kadar içimin acıdığını anlatmamın ihtimali yok! nişanlanmıştı. hayatımda ilk kez bu kadar büyük bir tokat yemiştim. belki ilk kez hayatımda olan biri nişanlanıyordu ama buna kesinlikle hazır değildim. üstelik benim doğum günümde nişanlanmıştı. o girmek istediğim ailenin fertleri bunu beğenmiş ve yorumlarda mutluluktan uçuyorlardı. nişanlandığı çocuğun profiline girdim. annesi fotoğraflarını beğenmişti. aileye girmiş yani. hayallerini kurduğum aileyle. ben annesiyle zumba yaptığımız görüntüleri bile kafamda canlandırmıştım oysa! çok üzüldüm, yıkıldım açıklamak gerekirse. hazır değildim böyle bir şeyi görmeye. biz belki de çok güzel olabilirdik eğer aynı ülkede yaşasaydık. ama olmadı. ben her zaman olduğu gibi sırtıma biraz daha hüzünü yükleyip yoluma devam etmeye başladım. 

mutluluk dileyemiyorum. dilim varmıyor. buna isteyen bencillik desin ama ne kadar az konuşmuş olursak olalım ben ona karşı çok yoğun şeyler hissetmiştim. o da hissetmişti -belki de çok iyi bir yalancıydı- Chocolate dün farketti ki aslında ilişkileri iki bin on sekiz yılına kadar uzanıyormuş. muhtemelen araları bir süre kötüydü ve o sıralarda bana yazdı. ben onu ve beni istemeyen herkesi çok da güzel pişman edeceğim gelecekte, biliyorum. 

ben hiç bir şey yaşayamayacağım. istemeye istemeye bunu kabul etmeye başladım. yapayalnız göçüp gideceğim hiç sevilmeden. insanlardan farklı olarak şunu biliyorum ama ben sevilmeye layık birisiyim. ama seven kimse yok işte. umarım kaderim bu yazdıklarımı yanlış çıkartır ve çok da güzel severim gelecekte ama bu ülkede kaldığım sürece yaşayacağım hiç bir şey olmayacak. amerika'ya gittiğim gün başlayacak benim kaderim bunu çok iyi biliyorum. türkiye'de eşcinsel olarak aşkı bulmak çok güç bir şey. o siteler falan hepsi çöp! bomboş insanlarla dolu herkes duygularını bir kenara bırakmış, sadece bacaklarının arasına çalışıyor akılları. böyle bir şey yapamam ben aşık olmak için doğmuşum, sevmek için yaşıyorum. 

içim hala oldukça buruk. kırgınım. kabullenemiyorum da biraz. çünkü beni engellemiş olsa bile ailesinin hesaplarına arada sırada bakıyordum. meğer içimde gizli saklı 'keşke yazsa' diye bir çığlık yatıyormuş ama benim bundan haberim yokmuş. yine kaybettim. bilmem kaçıncı kez ve son da olmayacak. ama bana en çok yara veren şey olduğu kesin. bütün hayallerimi yine gömdüm kalbimin içine. artık dayanacak sabredecek güç bulmakta o kadar çok zorlanıyorum ki anlatmama imkan yok! yine kandırıldın işte! aptal! yine kandın! yine sen kaybettin! diye içim içimi yiyor...

ben çok bunaldım. hayatta belki de bir ilişkisi olsun diye en çok çabalayan insanım ama bir kez bile aşk gelip kapımı çalmadı henüz. çok yazık. en güzel yaşlarım geçiyor ama yalnız! bir süre bu olay yüzünden depresyondan çıkamam sanırım... yapacak bir şey yok... bu 'nişanlanma' olayına alışsam da iyi olur çünkü benim hayatım böyle gitmeye devam ederse ben bu hissi daha çooook yaşarım gibime geliyor.

berry x



2 Şubat 2017 Perşembe

İnsanlığa Bir Mektup; Bir LGBT bireyinin gözünden

Bu yazıyı yazmayı düşünüyordum ama bir türlü kendimde bunu yazacak psikolojiyi bulamadım ama bu sefer yazacağım! Psikolojimi bunu yazmaya iten şey şu video.

İnsanların bir kısmı 'Homofobik' diye isimlendirdiğimiz kısım, bizleri insandan saymayan ve sadece tek bir cinsel yönelim olduğunu savunan insanlar. Şu ana kadar saygılı bir homofobik yorum bile okumadım. Küfürler, ölüm tehditleri, ve hatta ölümler. Hande Kader ve sayısız Trans bireyin ölüm haberleri. Onlar bize sadece nefretle bakıyor peki neden?

Ben size ne yaptım? Belki hiç konuşmamız bile olmadı ama bir yerlerde beni gördüğünüzde neden 'ibne' dediniz? Hiç tanışıklığıız olmadığı halde neden ona vurdunuz? Neden saldırdınız arkadaşıma? Böyle videolara denk geldiğimde aklımdaki soru şu oluyor; ''Benim de sonum bu mu olacak?'' korkuyla yaşamak nedir hiç bilmiyorsunuz çünkü siz kabul gören bir cinsel yönelime sahiptiniz. İnsanlar tarafından tek doğru olarak kabul edilen.

Ama biz vardık. Ama sizin bizi görmezden gelişiniz, aşağılamanız ya da bizi görünce alay geçmeniz, gülmeniz ya da çocuklarınıza aşıladığınız şeyler yüzünden okulda sözsel tacize uğradık. Evet belki bunlardan daha büyük problemler vardı ama ne kadar incittiğini hiç düşündünüz mü?

Ya da dünyada en değer verdiğimiz kuşkusuz ailenizdir. Ailenizin size sırtını çevirdiğini bir daha hiç konuşmadığınızı, sizden ölesiye nefret edeceğini düşünüdünüz mü hiç? Ben düşündüm. Hala düşünüyorum. Ergenlik dönemimdeyim ve ailem gey olduğumu öğrendiğinde verecekleri tepkiden korkuyorum. Ben belki hayatıma ailesiz devam edebilirim. Siz hiç böyle bir stres yaşamadınız değilmi? Ailenize heteroseksüel olduğunuzu açıklamak zorunda olmadınız.

En acı kısımlardan birine geliyoruz. Okulda aşık olduğumda, aşık olduğum çocuk bana bir şey yaptığında beni incittiğinde, sizler gibi anneme gidip anlatamıyorum. Onun yanında ağlayamıyorum. Sizi sevdiğiniz üzdüğünde ailenize anlatabilirsiniz. Ama ben anlatamıyorum. Baze geceler yatağımda ağlıyorum deli gibi. Hatta küçükken okullar yeni başladığında arkadaşlarımdan farklı olduğumu hissettiğimde yatağımda ağlardım. Neden ben 'farklıyım' Ya da Allah'a yalvarırdım ''Lütfen ben düzeleyim.'' diye çünkü benim ailemde de her Türk ailesinde ki gibi homofobik bir taraf var bu toplumdan geçen bir şey, topluma göre şekillenmişler ve bunu kötü bir şey olarak görmüşler.

Oysa ben, sizin gibi bir insanım. Sizin gibi aşık oluyorum, sevdiğim insanlar oluyor. Siz eşcinselliği aşk olacak bilmiyorsunuz ama aşık oluyoruz sizinle aynı seviyede. Ama biz bunları haketmiyoruz. Bir Trans birey gece saldırıya uğrayabiliyor, öldürülebiliyor. NEDEN?

Biz size bir şey yapmadığımız halde sadece sevgi ve dostluk çerçevesinde yaşamak isterken siz neden bize zarar veriyorsunuz?

Daha güzel, mutlu gelecekler için HOMOFOBİYİ DURDURUN!

-berry

🌃   || twitter: @berrygunluk || PR & İletişim: berrygunluk@gmail.com ||

25 Aralık 2016 Pazar

bir kaybedenden not

İlk defa belki içimi açacağım size, ilk defa bir derdimin ne kadar büyük olduğundan bahsedeceğim...


o'na

7/12/16

Okulun en acı yanı ne biliyor musun? Seninle yüz yüze gelmek. Beni engellemenin üzerinden ne kadar zaman, ne kadar saat geçti bilemiyorum ama... Şunun farkındayım; seni hala seviyorum ve unutamıyorum. Unutmayı istemedim mi? Çok! Ama olmuyor. Mükemmelliğin gözlerimi dolduruyor. Kaçıyorum senden, yüzleşmekten kaçıyorum. Ya bana bir şey söylersen, ben ne yaparım?

Özlemimi dindiremiyorum. Neden bilmiyorum, senin sınıfından birini gördüğümde kaçıyorum veya mutlu görünmeye çalışıyorum çünkü; bitch no.1 bana seni ima eden bir şeyler söyledi. ''özellikle sarışın erkekler.'' hala bilip bilmediğini bilmiyorum. Ama bana kötü davranma. Ben kötü bir şey yapmadım. Ben utanılacak bir şey yapmadım. Ama insanlar, asıl utanılacak şeyi senin yaptığını söylüyor.

Merak ediyorum, neden? Neden insan gibi gelip benimle konuşmadın? İnsan gibi en azından ''ben senin gibi değilim'' ya da ''ben erkeklerden hoşlanmıyorum.'' demek bu kadar zor olmamalı. Böyle deseydin üzülmez miydim? Yine üzülürdüm. Ama bundan daha az.

Seninle hayallerimizin gerçek olmayacağı gerçeği, geceleri hayal kurarken beni boğuyor. Boğazımdan sıkı sıkı tutup beni öldürüyor. Ben sana zarar mı verdim? Sen aslında kötü bir insanmışsın, öyle diyorlar. İyi biri olsan böyle yapmazmışsın. Haklılar, bir şey diyemiyorum üstüne.

Her neyse, bunları asıl yazma amacıma gelmek istiyorum. Gücümü topladım ve günlerdir giremediğim, tamamı senin fotoğraflarından oluşan albüme girdim. Ne kadar uzun olmuş yüzüne bakmayalı, hatlarına bakmayalı.

özlüyor insan.
diliyor tekrar gelmeni,
tüm hafızamı silip,
tekrar sevmek isterdim seni.
şimdi, bir kadeh biten aşkımıza.
son kez.

Ve biliyor musun? Hala fotoğraflarına bakarak gülümsüyorum.

hayatıma çok anlamlı bir harf ekledin ''a''
teşekkür ederim.
çok.



-berry x  *yazının devamı gelecek*


🌃   || twitter: @berrygunluk || PR & İletişim: berrygunluk@gmail.com ||