berry günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
berry günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2016 Pazartesi

Gelin Ata Binmiş, Evde Kalanlara 'Bye Bitchez' demiş.

Herkese merhaba yine ben.

Kafanızı ütülemeye ve dertlerimi anlatacağım mor günlüğüme yeniden geldim ben. Herneyse. UUn zamandır yokum farkındayım ama büyük bir sorunum var bilgisayarım bozuk. Şuan telefpn köşelerinde sürünerek yazıyorum sizlere.

Uzun zaman oldu tabii. E zaman da değişti. Evlendim mesela.

Şaka be!

Bana öyle şans nerde geldi de kısacık bir aysa gelsin! Ama bu demek değil ki kısmetim de yok. Ama bu konuya girmeden önce bir özet geçeyim. Hayatımda yaşadığım en verimli günlerden birindeyim. Daha geçen cuma sahnedeydim. Ondan önce de pazartesi. Yani provalar falan beni yorunce eve gelip kollarımı gere gere uyuduğum için yazmaya fırsatım da olmadı açıkçası.

Neyse ben kıçımı yayıp otururken bir kısmet geldi kapımı çaldı!!!!

Evet doğru duydunuz Berry'nin kapısını bir kısmet çaldı. Hatta yumrukladı a dostlar. Bu haberi ve yazıyı aslında her şey kesinleşince yazmak istiyordum ama piremses ruhum buna izin vermedi ve iç sesim yazmam gerektiğini söyledi.

Adı İso.

Evet bir adı var AMAN ALLAHIM. Kolu da var bacağı da iki kolu iki bacağı var gerçektenbilğin insan. Hatta platonik falan da değil yani batağı gerçek ormantik yazışmalar içindeyim.

Ama içinde ki ses bana diyor ki "ulan Berry, şimdi sen buna gönlünü kaptırınca piç çıkar bu!" Ama susturuyorum. Uzun bir konuşma zamanı içindeyiz yani 1.5 haftadır.

Başlarda "bu bir kısmet dostlarım. Eğer kaybedersek evde kalırım, kocasız kalırım ama kaybetmeyeceğim bu sefer kanka olmayacağım!" Edasıyla yazıştım. Tabii arada şebelek yüzünden kankalı şeysini atlattım.

Yani şimdilik. Ama bu demek değil ki onu kaybedeceğim.

Yani aşk kolay bir şey değil. Beni az buz tanıyorsanız sürtüğüm falan ama aşk olmadan kimseyle çıkamam ben ama İso'da elektrik var.

Şuan sanki ben ortadayım Kırmızı ve İso beni çekiyor gibi hissediyorum. Bir adım daha kayıyorum Kırmızı'ya. Kalbim hala onda. Bunu depresif bir günlük yapmak istemiyorum lakin Model'den fatma bacımız ne demiş? "Ah ne zormuş bitsin demek hala severken seni..." Yani tam olarak böyleyim.

Ama şuan modum gelin ata binmiş ya nasip dememiş. Arkasına bakıp evde kalanlara bye bitchezzz demiş.

Yani başlarda onunla konuşmamalıyım falan diye de düşünmedim değil. Ben Kırmızı'ya aidim gibime geliyor. Tabii ki birileriyle çıkarım. Ama aşık olacağımı sanmıyorum. Ama daha İso'yu çok duyacaksınız benden söylemesi gidişatımız çok iyi önümüzdeki günlerde sırf bir yazıyı onunla ilgili yapmayı planladım.

Bu kadar dert yeter. Hiç mi güzel şey olmadı canım! Oldu tabii.

Mesela yine son şrovalardayken Bubi adında bir yakışıklı beldi yanına. Ama nasl yakışıklı siyah saç siyah göz o burun heşe 38842 estetik geçir o kadar güzel burnun olamaz. Hele o dudağın estetikliğinin bebeksiliğinin yakışıklılığının tarlılığına me demeli??

Geldi konuştu benle tabii yine kesiyorum ben onu *buraya şeytan smile*

"Senin sesin gerçek mi? Ya çok güzel" dedi içimde bir ses hayır estetik diyip anırırken dışım evet demekle yetindi. E biliyorsunuz ben zamanında sesimle neler yaptım erkeklere sanırım bundan bir yazımda bahsettim. Ben üşendim siz bulun ;)

Sesini değiltiriyomusun arada dedi ben nasıl yani dedi sesini inceltti falan. Benim için *E G O* sonra arada karizmatik smile yolladı.

Ama en iyisi şuradaydı yandaşlarım!!!!!!


Birden içeri girdi sahneye dakikalar kalmış dedi "tekbir diyicem allahu ekber demeyenin anasını bilmemne ediyim" dedi. Ve ben bu deist-ateist kırması halimle tek başıma allahu ekber dedim hem sevap kazandım hem de o güzel karizmatik gülüşü tekrar gördüm. Dedi ki gülerken "şanslısın"

Sorna gömdüker sahnede öldüm falan ama şaka mala sahne güzeldi çıkışta da ço güzel eleştiriler aldım.

Bugünlük benden bu kadar canımıniçisininkuzusununtravestiklerim ❤️

Okuduğunuz için teşekkürlerr....

BERRY'nin film eleştirilerini yazdığı blog 'Berry Film' için tık

Twitter; @BerryGunluk

4 Şubat 2016 Perşembe

Yakışıklı Günlükleri: Ah Jon! Vah Justin!

Herkese selamlar öncelikle, uzun zamandır yokum? Neden çünkü evcil ejderham bilgisayarımı yedi. Falan filan... Herneyse... Anlatacak bir konum bile olmadığı için size hayatımın yakışıklılarını tanıştırmak istiyorum.

Sizinle evcil yakışıklı kocalarımı tanıştırmak istiyoruum....

VE KARŞINIZDA... JON KORTAJARENA!

  

Bu benim biriciğim, canımın en iç noktasından bir bey! 

30'lu yaşlarında olmasına rağmen vücudundan ve yüzünden en ufak yakışıklılık kaybetmemiş, aksine aldıkça almış. Bunu yaratan tanrıysa beni yaratan kim demek istiyorum sizin huzurlarınızda. Yani şu endama bakar mısınız? Asılmamak elde değil. Yani nasıl diyeyim, dövecekse bu dövsün. Atacaksa bu atsın duvardan duvara bu fırlatsın yani ne diyebilirim başka!

Jon haydi yine gel benim ol! Gerçi daha önce olmamıştın ama gel ve ol işte. 

Gözünün karasından, vücudunun en ince detaylarına kadar taptığım bu adam. Gerçi Tutu beğenmemişti bunu yani çirkin falan demişti. Ama şu keskin vücut hatlarına bakar mısınız? Delirmek üzereyim yani. Bunu benimle aynı tanrı yaratmış olamaz. Bunu üst levellerda biri yaratırken beni daha başlangıçtaki biri yaratmış olmalı! 

Ben kendimi bunlarla aynı keseye koymaya bile korkuyorum ya!

Bırak insan demeyi!

Genel Özelliklerini İnceleyelim;
-Tuvalet eğitimi tam
-Bazı durumlarda aşırı tatlı olabiliyor ve sizin ışığı görüp tahtalıköy de ki yazlığınıza götürebilir.
-Yanınızda siz yokken dışarı tek yollamayın, kız erkek asılan çıkar ve sizin de namus davanızı ölümle tamamlamanız gerekebilir.
-Günde en az üç dört kere bir tas yemek yer.
-Aşırı tatlılık yaptığında bir öpücük... (allahım sen konuyu biliyorsun.)

Gece sarılacaksın buna, koklayacaksın sabaha kadar sarılacaksın. Bu dünyada gördüğüm en seksi erkeklerden biridir bu bey!

Bu da böyle biline!

Veee... Sırada benim hayatımın tamamını alsın dediğim... Benim adeta tanrım olan Justin Timberlake. Az önce dedim ya hani dövecekse bu dövsün falan. Bu ikisi benim olarak obaaa! Tamam derim artık ölebilirim.


Yani şu şebeleğe bakar mısınız? 

Şimdi doğal olarak diyebilirsiniz adam evli, çocuğu da oldu sen neyin tribindesin. Ya ben onun için aile dağıtmayı göze almışım ya! Şuna bakar mısın? Şu taşlığa her zerresinden karizma akan şu adama bir bakar mısınız?

Tamam bu kadar yeter asılmayın enişteniz olur!

Beni yakınımdan tanıyanlar JT aşkımı bilirler. Albümünü aldığımda öpücüklere boğduğumu hatırlıyorum. İstanbul konserini kaçırdığım için gece boyu ağladığımı da bilirim yani. Ne malmışım bir bilet alıp gitseymişim en azından bir görseymişim. Bir daha gelene kadar ooooo.....

Genel özelliklerini inceleyelim;
-Tuvalet eğitimi tam
-Aşırı titiz (Öyle ki istanbul'da kendine özel asansör temizleneceği bile eklemişti.)
-Sesi güzel şarkı söyler
-Bir bakışıyla kalbinizi ortadan ikiye ayırıp tekmeleyebilir... Ama Justin bey, o kırdığın kalp anayın poselen takımı değil
-Aşırı tatlı olabilir böyle durumların ilacı bir öpücük olabilir (amin, çok amin.)
-Tasmasız sokağa çıkarmanızı önermiyoruz. Her an britney sıçrayabilir.

---

Okuduğunuz için teşekkürlerr....

BERRY'nin film eleştirilerini yazdığı blog 'Berry Film' için tık

Twitter; @BerryGunluk


17 Ocak 2016 Pazar

Kurallar! Yasaklar! 'Mustang' Filmi Hakkında.

Herkese Merhaba!!! *Ağır derecede spoiler içerir filmi izleyecek olanlar okumayabilir.*

Uzun zamandır bloga yazamıyorum farkındayım. Uzatmadan konuya girmek istiyorum.

Türk yapımlı film Mustang, Oscar ödüllerinde 'En İyi Yabancı Film' dalında adaylık kazandı. Şimdi bende bugün boş bulduğum ilk dakikada açtım izledim filmi. Elimde ki mavi not defterine saniye saniye notlar aldım. Bende tiyatro okuyorum yani biraz anlıyorum bu işlerden uzatmadan direk filme geçmek istiyorum...

Öncelikle gözüme çarpan ilk şey diksiyonlar oldu. Bilmiyorum, kelime sonları uzatılıyor ya da kelimeler yanlış bir şekilde söylenmesi kulağıma çok battı ve 'Diksiyon' diye not aldığım yerin altını iki üç kez çizmek zorunda kaldım. İkinci gözüme çok çarpan ise amatör bir kısa filmde oynuyor gibi rol yapan kişiler. Bu herkeste yoktu ama rol yaptığını çok belli ediyorlardı ve doğal değillerdi. Bakışları olsun, kelimeleri olsun...

İlk başlarda izlerken babaanneye çok gıcık kapmıştım ''Ah elime bir verseler de ben de onu öyle dövsem.'' falan dediğimi hatırlıyorum. Filmv gittikçe ortaya çıkmaya başladığında, amcalarından kızları koruduğunda vs. kadının aslında sadece gerikafalı olduğunu ve çevreden ne duyarsa onlara inanan kendi halinde bir kadın. Kızlar okuldan çıktıktan sonra kızlı erkekli denize gidip oyunlar oynuyorlar deve güreşi falan aptal komşunun biri görüp hemen babaannesine iletiyor ama nasıl? işte efendim yoldan çıkarıyorlar oğlanları, kendilerini tatmin ediyorlar mı dersin her şey var atıp tutmuş masum oyunu! İnsanlar neden bu kadar kıt dedim. Hayır film için değil tamamen kendi düşüncem için. İnsanlar başkalarına ahlak polisi kesilmiş! Hayır sizene insanlardan yani! Sen 'ahlaklımısın' o zaman ahlakınla yaşa! Öyle insanların kısaca ağzına sıçayım öyle insanların gerçekten öyle.

Ahlak kelimesi bize nasıl geldiyse; Kısa giymiş, ona gitmiş, onu öpmüş, bununla yatmış yani kimene bundan sen kendine bak kardeşim! Sen iyi bir insanmısın? Ahlaklı mısın bak bakalım. Ahlaka girme sebebim film tamamen bunun üzerine kurulu beş kız kardeşin ahlaklarını koruyan (!) amcaları ve babaanneleri!

Kişi orospuluk mu yapıyor? Sanane! Bakireymiş diğilmiş sanane! Senin çeneni mi yoruyor onlar?

Herneyse bekaret raporu almaya gittiler bunlar da amcalarıyla. Yani bilimsel olarak bir şeye yaramayan küçücük kan damlasını ne kadar çok büyütüyoruz? Bunun yüzünden insanları öldürüyoruz farkında mısınız? Namus adı altında.

**

Neyse sonra babaannesi kızların odasına girip ahlaklarını bozacak(!) ne varsa aldı hepsini. Sonra amcası bunları ne zaman görse zaten 'orospular' gözüyle bakıyor. Yani şöyle; Kızlardan biri kalkıp sağa sola yürüse adam diyecek ki sen kesin namussuzsun hemen bekaret testine hooop diye!

Küçük kızın deyimiyle; ''Ahlak'' bozulmasın diye evde ders almaya başladılar. Hayır kağıt kalem değil, yemek, temizlik derslerine başladılar. Mantılar, dolmalar, börekler, el işleri, cam silme vs. 'Aman canım ahlakımız bozulmasın!'

Babaanneleri kızlara o küçük kızın deyimiyle 'boka benzeyen elbiseler' dikip giydiriyor kollar uzun etekler yere kadar falan filan... Ama yine de yırttılar falan... Ne fayda etti?

Evden baskıdan kaçmaları çok çok iyiydi yani camdan gidiyorlar tabii bunlar anlaşılınca kapılar uzatıldı, camlara tel taktırıldı yani ev onlar için tamamen hapisaneye döndü.

Sonra tek tek evlendirilmeye başladılar. Evlenen gidiyor evden. Kötü yanı da buydu, küçük kız ne yapıyorsa neyi işitiyorsa biz onu görüyoruz onun için çoğu şeyin ucu açık bitti. Evlendikten sonra ne oldu falan hepsini merak ediyorum. Sonunda ne oldu mesela...

Gerdekten sonra çarşaf kontrolleri, kan çıkmayınca doktora gidip kontroller falan tam bir türkiye'ydi. Yani bazı yorumlar okudum filmle ilgili işte bizi yanlış anlatıyorlar falan! Hayır efendim her şeyi doğru! İnsanlar böyle ahlak adı altında şu koca evrendeki küçücük dünyamızda barışımızı sağlamıyoruz. Birbirimizi öldürüyoruz, biz bir barışı sağlayamadık!

İnsanlar Mars'a gitsin mi sorusuna hayır cevap vermek istiyorum şuan, biz insanlar, orayı da kirletiriz merak etmeyin...

****

Sanırım en resmi yazılarımdan biri oldu bu yazı... Sizi güldürmek yerine biran gerçek hayatın içine girdik ve biraz daha yüzleştik onlarla...

Kendinize iyi bakın...

Twitter: @BerryGunluk




4 Ocak 2016 Pazartesi

Alnımda Ne Yazıyor Anlamadım Gitti!

Herkese selam!!!!

Yeni yılımıza girdik ben böyle atletik, kaslı bir noel baba beklerken yüne oturdum evde öyle işte. İki çıkıp dolaşayım dedim. Yani kuzenlerin ısrarıyla bir kar topu falan oynayayım dedim. İndim yarım saat geçmedi hop! Popo üstü çakıldım yere!

Nasıl canım yandı. İki gün otururken bile acı çektim. Sıçayım böyle eğlenceye diyorum burdan. Yılbaşı yılbaşı!

Herneyse yeni yıl musmutlu geçti benim için. Sevgilimle boğaza karşı bir kafeye gittik işte. Sonra elinde bir yüzük dedi benimle evlenir misin? (...)

(...) Şaka şaka. Evdeydim tüm aile bizim eve toplandık. Hatta bir ara apartman bizim ağırlığımızı kaldıramayacak ev çöker mi acaba falan diye düşünmeye başladım. Komiklikler olmadı nedendir bilinmez. Cenaze evi modundaydık. Annemler oturma odasına kurdukları yemek masasından kalkmadılar. İçtiler falan. Orada farklı sohberler vardı. Bizim odada ise kuzen ve ben. O sevgilisini falan anlatıyor bana bende ay banane yani diyorum aklımdan. Gerçi biliyor muhabbetleri sevmediğimi. Ha benim sevgilim olsa 'Sevgilim var heyyo!' diye afiş asarım apartmanı kaplayacak kadar.

Neyse işte. Nerede kaldık. Öyle işte sonra onlar babalarının ısrarları üzerine eve gitmek zorunda kaldılar. Hayır yani yılbaşında bir yere gitme amacı nedir? Birlikte yeni yılı karşılamak. Falan filan.

Yılbaşında çok şey olmadı. Yeni yılda da hayatımda pek bir değişiklik olduğu söylenemez aslında. Aynıyım hala Berry'im. Ne bileyim bu aynısı yani. Keşke her yeni yılda dünyaya yeni bir sürüm gelse ne bileyim 2015'de uçan arabalar 2016'da beyin okuyucu falan filan.

Bugün de bir uygulama keşfettim. Adı nerdesin aşkım. Sebgilinize stalk yapmak için olağanüstü bir alet aslında. Ama benim için değil yani Kırmızı'nın benden haberi varmı onu bile bilmiyorken, bir de facebook'dan istekle çalışıyormuş. Ne gereği kaldı şimdi stalk'ın? Ara sor neredesin diye daha iyi.

Hayatım çok sıkıcı gerçekten. Bunları yazarken alkolü basasım geliyor kendime. Ne bileyim. Çılgın bir şekilde ölü bulunsam da beni bulsalar biraz hayatımda çılgınlık olsa. Bende etrafımda üzülenlere bakıp ehuehu diye güleyim. Sadistçe ama güzel. İnsanlar arkamdan ne yapacak ne diyecek görmek sanırım dünyadaki en iyi şeydir.

Ama sanmıyorum iyilikle anacaklarını 'Maldı zaten o abi!' 'Depresyonik salak tumblr akımına kapıldı' falan derler ayy tv'ye de çıkıp elaleme rezil olmaya gerek yok!

Alnımda ne yazıyor merak ediyorum. İki seçenek var.


  • Bundan Sevgili Olmaz!


Sanırım ben dünyaya gelirken bazı aksilikler olmuş. Dünyaya gönderilmemişim de sanki yalnışlıkla düşmüşüm alın yazımı tam yazamamışlar. Yani etrafımda herkesin sevgilisi veya ona asılan üç beş kişi var. Ama bende yok neden acaba? Bence tanrı benim tam sevdiğim adamı yazacakken annem doğuma girmiş ve gelmişim. Onun için ağlamışım gibime geliyor. Bunu ciddi ciddi düşünüyorum.

  • SEX!
Hayatımda ekşınlar olsun belki bir de manitam olur diye bazı arkadaşlık sitelerine kaydoluyorum. Böyle büyük umutlarla. Bakıyorum ne kadar yakışıklı insanlar allahım cennet cennet ah şunlardan biri bana yazsa falan diye düşünürken nerede amcalar babalar dayılar varsa bana yazıyor. Yani bir de yazmak ki ne yazmak. Seni yer yutarım, ah sen yatağımda olsan, benimkini alabilecek misin? Mekan var mı? Seni altımda inlerken görmek isterdim. Falanlaar Filanlar daha niceleri!

Kısaca; Hayaller; Kaslı, taş gibi çocuklar
Hayatlar; Amcalar, Dayılar.

SEVMEK İSTİYORUM ULAN YANIMDA OLACAK BİRİNİ İSTİYORUM. Ne bileyim platonik aşk çok zor be. Bir yıldır hayvan gibi aşığım Kırmızı'ya. Ama tık yok yani olmuyor. Çocuk ya gay değil, ya aromantik. Aromantik olmasını tercih ederim. Ne bileyim en azından kadınları da sevmez de kıskanmama gerek kalmaz.

Ama arkadaşlarımla yaptığımız FBI tadındaki araştırmalarımızda en yakın arkadaşının Biseksüel olması ve etrafındaki en yakınlarım dediklerinin kız olmasından yola çıkara biseksüel dedik ama bilmiyorum yani. Güvenmiyorum da!

Neyse bu kadar gıybet yeter. Cehennemden VIP mekan ayarladık. Aman boşver be en azından orası VIP!

Twitter:@BerryGunluk 


22 Ekim 2015 Perşembe

Biraz sohbet ve gıybet! (Uyarı: Fazla yakışıklı bulunmaktadır! Kalbi dayanmayan okumasın!)

Herkese selam. Bir kaç gündür yazı gelmiyor. Ama ne yaşıyorum da anlatacağım öyle değil mi? Boş muhabbeti yazarken bile sıkılıyorum. Bazen yazıyorum ve yayınlamak istemiyorum.

Depresyona resmi olarak girdim. Kitap karakterleriyle aşk yaşıyorum. İnstagram'da dolaşırken arada bir anasayfamda gördüğüm taş mankenlere falan asılıyorum. Okula gidesim bile olmuyor. Sabah daha kalkmadan stalk yapıyorum. Artık rüyamda bile stalk yapıyorum! Bu kadar ilerledim ve leval atladım sanırsam.

Bu arada 600 okunmayı geçmişiz. Bin okunmaya gidiyoruz neredeyse. Bunu da yazının kıyısına köşesine ekliyim. Farkında oldum da akşama kadar Kırmızı'yı düşünüyorum. Elimde kitap okurken bile 'Aaa! Ne kadar Kırmızı'ya özeniyo pis yazar ığğğ!' diye çemkiriyorum romanlara. Sonra yeni müzikler keşfediyorum tıpkı biz gibi oluyor.

Yani diğer kestiklerime bakıyorum hepsini toplasak bir Kırmızı etmeyecek sonuçlar alıyorum. Evet hepsi yakışıklı yani. Ama benim gözümde bir o etmiyor. Yani burada aşk hayatımdan çok biraz gıybet etmek istiyorum. Blog uyarılarında 'Artık yanacaksın Berry! Sus' çıkacak diye korkmaya başladım.

Bir arkadaşım var. Habire kendi sevgilisini övüp duruyor. Dünyaca ünlü ve yakışıklılıklarıyla bizim kalbimize adlarını yazdırmış ünlülerin fotoğraflarını atıyorum. Aldığım cevaplar genellikle rutin şeyler oluyor. ''Iyy! İğrenç. Buna mı bakıyorsun? Beni sevgilim daha yakışıklı tamam mı?' Kırmızı'yı da küçümsüyor bir gün gerçekten büyük bir patlama geçireceğim ramak kaldı.

Lucky Blue Smith diye dünyaya yakışıklılığıyla ün salmış. Ve tabii ki benimde yüreğimi hoplatan bir beyefendi var. Yani yaşı yaşıma yakın. Ne biliyim kesip duruyorum. Tatlı da bir bey. Ona da çirkin dedi. Evet anlarım belki zevksizsindir ama bu kadar olma be dostum! Alta fotosunu ekliyorum.


Kendisi haremimin gözdelerinden olup, en beğendiğim modeller arasında ise birincidir. O platin sarısı saçlar. Maviş maviş parıldayan gözler ve gel beni ye manasında ki bakışları yok mu. 'Ahh seni çılgınn.' demek istiyorum ağzımı gere gere.

Vücut desen var, tip var ki ben tip konusunda hiç önemsemem. Tutu bazen dalga geçer hakkında. Tip göreceli bir kavram kime göre güzel kime göre değil çok saçma yani! Ben şahsen bu adam gel dese bir dakika durup da düşünmem. Gerekirse ülkeye kaçak giriş yaparım ama girerim arkadaşlar. Hiçç şeyyapmayın. Haremimden olan beyefendiler için bu tutumu sergiliyorum. Sorry!

Bir diğer haremimin gözdesi ünlüye geçiyoruz. Vini Uehara! Kesinlikle adını soyadını bir yerlerde duymuşsunuzdur. Onu keşfetmem tamamen rastlantı oldu. Kötü Çocuk kitabını okumayan veya duymayan yoktur. Taaa Wattpad'den beri okurum da keserim de onu! Ama benim için Meriç değil Vini dir o. O kara kaş kara göz! O biçim vücut! Daha ne ister insan ona bakarken öyle değil mi?

Brezilyalı olan haremimin bir diğer gözdesi, kalbimizin efendisi, yüreğimizin sevgilisi Vini'ciğimiz Allahımızın insanlığa 'Bu insansa bizim okuldakiler ne?' demek için yolladığı bir melektir!


Bu yazı içinde son olarak bahsedeceğim haremimin gözdeleri arasında bulunan Felix Bujo! Kendisini tesadüf eseri Instagram'da gezerken keşfettim. O mavi yakıcı gözler, o dudaklar, o vücut, o boy, o pos daha bir insan ne ister tanımına örnek olarak Tanrı insanlar arasına kaynaştırdı. Böylelerine insan demek garibime gitmiyor değil hani! Yani tabii ki benim için bir Kırmızı değil ama en azından gelecek nesil bunları görüp 'Off abeee bu nesilde yaşamak isterdieeem!' diyebilecek! 



Yani bir inceleme yapın. Tabii ki sevdiğiniz beyefendi daha tatlıdır ama şu Felix'ciğime bakın. Şu karizma kelimesinin tanımına bakın. Ayna ayna söyle bana varmı daha güzeli dünyada diyen insanlara 'Evet!' cevabını verecek bir insandır Felix! Bir bakış attı kalbimi çaldı!

Bugünlük bu kadar taş görmek bünyeye zararlı arkadajlar! Yeter. Arada bir şu sohbet şeysini yapalım. Ben çok eğlendim hadi bakalım. Görüşürüzz bebitomlaar!!!

Twitter: @BerryGunluk

Ve efsanemiz MARILYN MONROE: