gıybet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gıybet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2018 Cumartesi

valla yalan yok

yalanı sevmem. söylemeyi de, söylenmesini de. ne boş bir şey öyle. ama bazen küçük oyuncuklarnhauatı eğlenceli bir hale çeviriyor. bugün uzun zamandır konuşmadığım bir arkadaşım yazınca aklıma geçmişte ona oynadığım o küçük oyun geldi.

facebook’un moda olduğu zamanlarda arkadaş olmuştuk. doğu’da bir ülkede yaşıyor sosyal medyayla arası çok iyi değil falan. adı da irish olsun. irish, bana sürekli yok bana sevgilim şunu yaptı, şu kadar saat seviştik, böyle bir aşk yok, ay terk etti beni diye gelir anlatırdı. geçtiğimiz iki yıl içinde de benim canıma tak etti. yeter artık dedim. bende bir şeyler anlatacağım. sosyal medyayla arası iyi olmadığını bildiğim için bir youtuber’ın resimlerini instagramdan alıp dedim ki ‘artık benim bir sevgilim var!’ ne nasıl tanıştınız falan başladım anlatmaya işte ‘bir yerde karşılaştık numaraları aldık buluştuk bir yerlere gittik çok eğlenceli gerçekten aşkı hissediyorum.’ falan döktürdüm anlattım. 

bayram vaktiydi olay, annemle tanıştılar şimdi gezmeye gidiyoruz dedim. biz o çocukla yedik içtik birbirimizin evlerine gittik kaldık yani gerçekten ciddiymiş gibi yaşaya yaşaya anlatıyorum. sonra kavga ettik diyorum uzuun uzun anlatıyorum. bir de gerçekmiş gibi yazarken yüzüm gülümsüyor falan salak gibi.

hatta bu yetmez dedim işin içine biraz drama ekleyeyim. hayatım yeterince trajedi zaten biraz daha arttırayım dedim. büyük bir kavga ettik ben dayak yedim dedim. bir sövüyoruz ama bir sövüyoruz yani. o youtuber çocuktan özür diliyorum her şey için. çok sövdük o gece. hayatında bir şeyler ters giderse benim yüzümden gider üzgünüm. çok beddua ettim. 

bir de sverige’de olaya dahil oldu o ara. o da diyor ‘ah berry ne çekti ya çok üzülüyorum’ falan her konuşmalarında bunun konusu açılıyor. hala asla söylemedim bu oyundu kankacım demedim. bugün de dediğim gibi uzun zamandır konuşmuyorduk yazdı. neden yazmıyorsun bana falan dedi. ben hemen ‘...’dan sonra depresyondaydım biliyorsun kendimi derse verdim’ dedim. kısacası ben bile korkuyorum kendimden. bana güven olmaz. akrep burçlu kimselere çok güvenmeyin. 

bu aralar çok yazıyorum. dedim ya özlemişim yazmayı. bir kişi bile okuyor mu bilmiyorum ama yaşarken zevk almadığım şeyleri çoğu kez burada yazarken ve sonra okurken eğleniyorum. 

seviliyorsunuz

berry. 

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Çılgın Rüyalar?!

Herkese Merrrhaba!

Çok mutluyum çünkü az önce tekrar bilgisayarıma kavuştum. Yeniden rahat rahat sizlere içimi dökeceğim günler geri geldi. Açk konuşucam telefondan her ne kadar artık bilgisayar teknolojisine ulaşmış olsak da, bilgisayarın yerini tutmuyor. Gerçekten.

Şimdi. Sizlere başımdan henüz yeni geçen bir rüya hikayesinden bahsedeceğim.

İki gündür peş peşe rüyamda Kırmızı'yı görüyorum. Ama nasıl görmek onlara değinelim.

Önce dünden öncesine gidelim. Masumca uyuyordum. Sonra birden karanlık bir ortamda belirdim. Ooo yaşasın fantaziler nerede Christian Grey? diye etrafa bakınırken bizim sınıftan bir kaç kişiyi görünce Grey kalsın dedim içimden. Hayır yani insana rüyada bile rahat yok. Her neyse, konumuza dönüş yapalım.

Kırmızı geldi. Bende allahım nolur yanıma gelsin lütfen! diye yalvarırken yanıma geldi ve kolunu omzuma attı. Cennetteydim rüyada. Kalp krizi geçiriyorum ama bir yandan da sakin duruyorum. Oysa çocuk kolunu omzuna attı Berry daha ne sakin duruyosun atla üstüne işte! Neyse.

''Doğum günüme geliyorsun değil mi Berry?'' dedi önce bi WTF? oldum. Sonra bir düşündüm beni niye çağırıyo bir piçlik var hadi ama neyse dedim. İçime doğmuş rüya çünkü maalesef. Neyse, sonra efendim bir kaç küçük sözlü mğnakaşa ettik. Aslında ne konuştuğumuzu hatırlamıyorum. Tam olarak kestiremiyorum ama çok romantik bir ortam olduğunu ve yatağa gidelim mi dese oda nerede? diyeceğim bir ruh halindeyim siz anlayın.

Sonra efendim bir baklar döndü ve birden bir Berry kafası olarak dedim ki ''Gitmem gerek.'' sonra o şaşkın ben ondan şaşkın böyle mal bir ruh halindeyim. Sonra işte bombayı patlatacak bir olay yaşandı. ''Keşke gitmesen, hep kalsan!''

Uyandım.

Hayata bir kaç büyük küfür savurduktan sonra bastıran kulak ağrımla eziyet çektim. Bu arada kulak ağrısı demişken gerçekten ben dünyada bu kadar büyük bir acı yaşamadım. O neydi bacım. Canımdan can çektiler. Acı, sadece acı. Kulak kendi kafasına göre acı çekiyor sadece. Arada bir doz arttırıp azaltıyor. Neyseki şimdi daha iyiyim.

Gelelim bu geceye. Yine masumca yattım. Ama aklımda o geceki rüya var. 'Kızaaam işarat bunlar!' modunda olan bir de beynim var. Sonra çok vakit geçmeden uykuya daldım.

Yanımda Tutu var, sonra biz bir evdeyiz. Site gibi bir yer havuz başında akıyoruz beraber. Sonra Kırmızı tam bir karanlık ruhuyla geliveriyor. Cool cool geliyor. Tutu bana kaş göz şekilleriyle Kırmızı'nın geldiğini anlatmaya başlıyor. Sonra biz eğlenirken bir bakmışız kanka olmuşuz biz.

Bayağı takılıyorduk. Sonra bir yatakta yan yana uzandığımızı hatılıyorum. Birbirimizi çekiyoduk. Telefonlarımızdan efsane şeyler oluyordu. Sonra işte bayağı sohbet ettiğimizi hatırlıyorum. Lanet olsun hatırlamadığım rüyalar.

Sonra bir arabada olduğumu ve gittiğimi hatırlıyorum.

Kırmızı'nın kendini hatırlatma çabasıydı. İso ile olabildiğince çok mutluyum. Harika gidiyor her şey ilişkimiz olsun sohbetlerimiz olsun. En önemlisi birbirimizi seviyoruz.

Kırmızı demişken, bir sevgili yapmıştı 30 haziran günü. Ona deniz kızı demişti. İşte ilk defa birine bunları hissediyorum falanlar filanlar. Ayrılmışlar. Nasıl öğrendiğimi de kısa bir şekilde şöyle izah
edeyim. Bu iki rüyaan sonra içime doğan hisle gidip instagramına baktım. Fotoğraflarını ve instagramda ki açıklamasındaki deniz kızı saçmalıklarını silmiş. Açıkçası mutlu oldum. Tamam sevgilim var, ama ben bulabileceğim ve beni hakedenin en iyisini buldum. Ben de onu hakediyorum. Ama o kız bunları haketmiyordu. O muhteşem biri ve kesinlikle en muhteşemini bulmalı. Lanet olsun onu hale önemsiyorum sanırım. Kimse ilkini unutamaz değil mi? Bunun kuralı budur. O benim ilk aşkımdı.

Herneyse. Çok kafa ütüledim sanırım. Sizleri seviyorum. Yeni yazılarda daha çok eğleneceğimiz dileği ile.

Bu arada twitter'dan beni takip etmeyi unutmayın çünkü gündelik olaylarım genelde orada oluyor! @BerryGunluk

21 Mart 2016 Pazartesi

Gelin Ata Binmiş, Evde Kalanlara 'Bye Bitchez' demiş.

Herkese merhaba yine ben.

Kafanızı ütülemeye ve dertlerimi anlatacağım mor günlüğüme yeniden geldim ben. Herneyse. UUn zamandır yokum farkındayım ama büyük bir sorunum var bilgisayarım bozuk. Şuan telefpn köşelerinde sürünerek yazıyorum sizlere.

Uzun zaman oldu tabii. E zaman da değişti. Evlendim mesela.

Şaka be!

Bana öyle şans nerde geldi de kısacık bir aysa gelsin! Ama bu demek değil ki kısmetim de yok. Ama bu konuya girmeden önce bir özet geçeyim. Hayatımda yaşadığım en verimli günlerden birindeyim. Daha geçen cuma sahnedeydim. Ondan önce de pazartesi. Yani provalar falan beni yorunce eve gelip kollarımı gere gere uyuduğum için yazmaya fırsatım da olmadı açıkçası.

Neyse ben kıçımı yayıp otururken bir kısmet geldi kapımı çaldı!!!!

Evet doğru duydunuz Berry'nin kapısını bir kısmet çaldı. Hatta yumrukladı a dostlar. Bu haberi ve yazıyı aslında her şey kesinleşince yazmak istiyordum ama piremses ruhum buna izin vermedi ve iç sesim yazmam gerektiğini söyledi.

Adı İso.

Evet bir adı var AMAN ALLAHIM. Kolu da var bacağı da iki kolu iki bacağı var gerçektenbilğin insan. Hatta platonik falan da değil yani batağı gerçek ormantik yazışmalar içindeyim.

Ama içinde ki ses bana diyor ki "ulan Berry, şimdi sen buna gönlünü kaptırınca piç çıkar bu!" Ama susturuyorum. Uzun bir konuşma zamanı içindeyiz yani 1.5 haftadır.

Başlarda "bu bir kısmet dostlarım. Eğer kaybedersek evde kalırım, kocasız kalırım ama kaybetmeyeceğim bu sefer kanka olmayacağım!" Edasıyla yazıştım. Tabii arada şebelek yüzünden kankalı şeysini atlattım.

Yani şimdilik. Ama bu demek değil ki onu kaybedeceğim.

Yani aşk kolay bir şey değil. Beni az buz tanıyorsanız sürtüğüm falan ama aşk olmadan kimseyle çıkamam ben ama İso'da elektrik var.

Şuan sanki ben ortadayım Kırmızı ve İso beni çekiyor gibi hissediyorum. Bir adım daha kayıyorum Kırmızı'ya. Kalbim hala onda. Bunu depresif bir günlük yapmak istemiyorum lakin Model'den fatma bacımız ne demiş? "Ah ne zormuş bitsin demek hala severken seni..." Yani tam olarak böyleyim.

Ama şuan modum gelin ata binmiş ya nasip dememiş. Arkasına bakıp evde kalanlara bye bitchezzz demiş.

Yani başlarda onunla konuşmamalıyım falan diye de düşünmedim değil. Ben Kırmızı'ya aidim gibime geliyor. Tabii ki birileriyle çıkarım. Ama aşık olacağımı sanmıyorum. Ama daha İso'yu çok duyacaksınız benden söylemesi gidişatımız çok iyi önümüzdeki günlerde sırf bir yazıyı onunla ilgili yapmayı planladım.

Bu kadar dert yeter. Hiç mi güzel şey olmadı canım! Oldu tabii.

Mesela yine son şrovalardayken Bubi adında bir yakışıklı beldi yanına. Ama nasl yakışıklı siyah saç siyah göz o burun heşe 38842 estetik geçir o kadar güzel burnun olamaz. Hele o dudağın estetikliğinin bebeksiliğinin yakışıklılığının tarlılığına me demeli??

Geldi konuştu benle tabii yine kesiyorum ben onu *buraya şeytan smile*

"Senin sesin gerçek mi? Ya çok güzel" dedi içimde bir ses hayır estetik diyip anırırken dışım evet demekle yetindi. E biliyorsunuz ben zamanında sesimle neler yaptım erkeklere sanırım bundan bir yazımda bahsettim. Ben üşendim siz bulun ;)

Sesini değiltiriyomusun arada dedi ben nasıl yani dedi sesini inceltti falan. Benim için *E G O* sonra arada karizmatik smile yolladı.

Ama en iyisi şuradaydı yandaşlarım!!!!!!


Birden içeri girdi sahneye dakikalar kalmış dedi "tekbir diyicem allahu ekber demeyenin anasını bilmemne ediyim" dedi. Ve ben bu deist-ateist kırması halimle tek başıma allahu ekber dedim hem sevap kazandım hem de o güzel karizmatik gülüşü tekrar gördüm. Dedi ki gülerken "şanslısın"

Sorna gömdüker sahnede öldüm falan ama şaka mala sahne güzeldi çıkışta da ço güzel eleştiriler aldım.

Bugünlük benden bu kadar canımıniçisininkuzusununtravestiklerim ❤️

Okuduğunuz için teşekkürlerr....

BERRY'nin film eleştirilerini yazdığı blog 'Berry Film' için tık

Twitter; @BerryGunluk

8 Şubat 2016 Pazartesi

Aşk Hayatım Bi' Yükselişte!


Önce girmeden benim burcum Akrep ve aşk hayatım böyleymiş. 

Sevgili Akrep burcu, 2016 yılında aşk hayatınız çok daha farklı ilerleyecek. Yalnız kalma ihtiyacınız geride bıraktığımız yılın sonlarına doğru ortadan kalkmaya başladı ve yeni yılın gelmesiyle beraber aşk hayatınızda hareketlilik olmasını isteyeceksiniz. Merak etmeyin, isteğiniz yerini bulacak ve aradığınız aşkı yıl içerisinde bulma fırsatı yakalayacaksınız. Bazılarınızın aşk hayatı alışılagelmişin dışında ilerlemeye başlayacak. İlginç birliktelikler gündeme gelebilir.

Evet böyle gayet iyi gibi gözüküyor değil mi? Hiç öyle değil. Aşk istiyorum yani bilmiyorum artık bir sevgili falan ama olmayınc olmuyor ne yaparsın. 

Bugün neden burç yorumuyla girdim? Çünkü aşk hayatım daha doğrusu buna aşk hayarı dememeliyiz ama yükselişte gibi gibi. 

Bugün okulun ilk günü çok mutsuzdum. 3 saatlik uykuyla gitmek zorunda kaldım yine o okula. Ondan sonra Tutu ile vakit geçirdik bayağı bir eğlendik falan yani. 

Espriler falan havada uçuyordu. Tiyatro hocası girdi ders işlemedi anılarımızı anladık kısacası işte tatilde ne yaptın konusu. Aşk hayatı falan sordu. Aşk hayatı ne yaa. Hoca kendi ergenliğini anlattı falan ben niye böyle şeyler yaşayamıyorum demeden alamadım kendimi. 

Sonra ne olsa beğenirsiniz. Kırmızı kapıdan girdi biz Tutu ile OHA olduk hayır içinizden değil bayağı mal gibi ona bakp oha diye bağırdım ya. Tutu da öyle. 

Hoca da dedi "Kırmızı sen yakışıklısın istediğin herkesi alabilirsin" falan dedi ben gidicektim. Tabii ki olmadı. Yanımdan birini aldı gitti. Ben hala şok güle güle çıktık dınıftan derse geldik. Ders falan boştu onlar işte son birkaç derste Maviş ile anılarım oldu. 

Geldi önüme oturdu kolumu falan sıkıyor. Gözlerimin içine bakarken nasıl parlıyor o mavi gözleri. Bide konusuyo o ses tonu falan bir güzel. 



Sonra bir çocuk var Togi. Yani dedi ki fotoğrafımı çekebilir misin dedi bende dedim evet aldım çektim. Sonra dedim ki ses tonun da bir güzeldi. "Çektim." Ondan sonra dedi ki "o nasıl çektim demekti lan boşaldım." Dedi tabii biz Tutu ile kopuyoruz gülmekten. Böyle bir şey yok. 

Böyle geçti daha sonra detayla anlatırım. Gerçi böyle diyorum anlatmıyorum neyse. 

Kendinize iyi bakıın 🙏🏼

BERRY'nin film eleştirilerini yazdığı blog 'Berry Film' için tık

Twitter; @BerryGunluk

10 Ocak 2016 Pazar

Sevgili Mi O Ne?

Artık aşk ne tam olarak kestiremiyorum. Sevgilimin olmamasının üstünden 365 gün çoktan geçti bile. Onların da uzun sürdüğünü düşünmüyorum açıkçası.

Geçen de dediğim gibi artık yalnızlık beynime dank etti. Yani giriş o giriş. Bir kaç gündür deli gibi kullanıyor, kendimi adeta Lady Gaga gibi hissediyordum. Bu nasıl mı oluyor? Şöyle söyleyim; herkes bir iltifat herkes bir iltifat. Gerçi bunların da içten olduğunu hiç sanmıyorum. Herkesin amacı birini yatağa atmak.

Bir de adam var. Kendi kendine gelin oldu birden. Bana sabahları günaydın sevgilim diye mesajlar falan atıyor ruh hastası. Ama mesajlarına cevap bile vermediğim halde.

Açıklamamda bir şeyler yazmazken gelen bir saatte mesaj sayısı; 5
Açıklamama 'Amacı seks olanlar yazmasın.' yazdıktan sonra gelen mesaj sayısı; 0

Herkesin amacı seks olmuş. Aşkın kutsallığını unutmuş herkes yani. Ne diyeyim artık. Aşk istiyorum. Seks istesem orada karşıma çıkan ilk kişiye yalvarırım zaten. Bir de başımın belası var. O siteden çalıştık adına Jill diyelim. Yani sürekli buluşalım mı diyor. Yani hani senin amacın da seks değildi? Dedim ki bir kere bulusalım, sevindi falan. Nerede dedim. Bana gel dedi. Yani yok böyle bir şey. Bir de ben farklıyım falan.

Jill ile anlatacağım çok şey var. Yakında anlatacağım. Kendinize iyi bakın <3

Twitter: @BerryGunluk

4 Ocak 2016 Pazartesi

Alnımda Ne Yazıyor Anlamadım Gitti!

Herkese selam!!!!

Yeni yılımıza girdik ben böyle atletik, kaslı bir noel baba beklerken yüne oturdum evde öyle işte. İki çıkıp dolaşayım dedim. Yani kuzenlerin ısrarıyla bir kar topu falan oynayayım dedim. İndim yarım saat geçmedi hop! Popo üstü çakıldım yere!

Nasıl canım yandı. İki gün otururken bile acı çektim. Sıçayım böyle eğlenceye diyorum burdan. Yılbaşı yılbaşı!

Herneyse yeni yıl musmutlu geçti benim için. Sevgilimle boğaza karşı bir kafeye gittik işte. Sonra elinde bir yüzük dedi benimle evlenir misin? (...)

(...) Şaka şaka. Evdeydim tüm aile bizim eve toplandık. Hatta bir ara apartman bizim ağırlığımızı kaldıramayacak ev çöker mi acaba falan diye düşünmeye başladım. Komiklikler olmadı nedendir bilinmez. Cenaze evi modundaydık. Annemler oturma odasına kurdukları yemek masasından kalkmadılar. İçtiler falan. Orada farklı sohberler vardı. Bizim odada ise kuzen ve ben. O sevgilisini falan anlatıyor bana bende ay banane yani diyorum aklımdan. Gerçi biliyor muhabbetleri sevmediğimi. Ha benim sevgilim olsa 'Sevgilim var heyyo!' diye afiş asarım apartmanı kaplayacak kadar.

Neyse işte. Nerede kaldık. Öyle işte sonra onlar babalarının ısrarları üzerine eve gitmek zorunda kaldılar. Hayır yani yılbaşında bir yere gitme amacı nedir? Birlikte yeni yılı karşılamak. Falan filan.

Yılbaşında çok şey olmadı. Yeni yılda da hayatımda pek bir değişiklik olduğu söylenemez aslında. Aynıyım hala Berry'im. Ne bileyim bu aynısı yani. Keşke her yeni yılda dünyaya yeni bir sürüm gelse ne bileyim 2015'de uçan arabalar 2016'da beyin okuyucu falan filan.

Bugün de bir uygulama keşfettim. Adı nerdesin aşkım. Sebgilinize stalk yapmak için olağanüstü bir alet aslında. Ama benim için değil yani Kırmızı'nın benden haberi varmı onu bile bilmiyorken, bir de facebook'dan istekle çalışıyormuş. Ne gereği kaldı şimdi stalk'ın? Ara sor neredesin diye daha iyi.

Hayatım çok sıkıcı gerçekten. Bunları yazarken alkolü basasım geliyor kendime. Ne bileyim. Çılgın bir şekilde ölü bulunsam da beni bulsalar biraz hayatımda çılgınlık olsa. Bende etrafımda üzülenlere bakıp ehuehu diye güleyim. Sadistçe ama güzel. İnsanlar arkamdan ne yapacak ne diyecek görmek sanırım dünyadaki en iyi şeydir.

Ama sanmıyorum iyilikle anacaklarını 'Maldı zaten o abi!' 'Depresyonik salak tumblr akımına kapıldı' falan derler ayy tv'ye de çıkıp elaleme rezil olmaya gerek yok!

Alnımda ne yazıyor merak ediyorum. İki seçenek var.


  • Bundan Sevgili Olmaz!


Sanırım ben dünyaya gelirken bazı aksilikler olmuş. Dünyaya gönderilmemişim de sanki yalnışlıkla düşmüşüm alın yazımı tam yazamamışlar. Yani etrafımda herkesin sevgilisi veya ona asılan üç beş kişi var. Ama bende yok neden acaba? Bence tanrı benim tam sevdiğim adamı yazacakken annem doğuma girmiş ve gelmişim. Onun için ağlamışım gibime geliyor. Bunu ciddi ciddi düşünüyorum.

  • SEX!
Hayatımda ekşınlar olsun belki bir de manitam olur diye bazı arkadaşlık sitelerine kaydoluyorum. Böyle büyük umutlarla. Bakıyorum ne kadar yakışıklı insanlar allahım cennet cennet ah şunlardan biri bana yazsa falan diye düşünürken nerede amcalar babalar dayılar varsa bana yazıyor. Yani bir de yazmak ki ne yazmak. Seni yer yutarım, ah sen yatağımda olsan, benimkini alabilecek misin? Mekan var mı? Seni altımda inlerken görmek isterdim. Falanlaar Filanlar daha niceleri!

Kısaca; Hayaller; Kaslı, taş gibi çocuklar
Hayatlar; Amcalar, Dayılar.

SEVMEK İSTİYORUM ULAN YANIMDA OLACAK BİRİNİ İSTİYORUM. Ne bileyim platonik aşk çok zor be. Bir yıldır hayvan gibi aşığım Kırmızı'ya. Ama tık yok yani olmuyor. Çocuk ya gay değil, ya aromantik. Aromantik olmasını tercih ederim. Ne bileyim en azından kadınları da sevmez de kıskanmama gerek kalmaz.

Ama arkadaşlarımla yaptığımız FBI tadındaki araştırmalarımızda en yakın arkadaşının Biseksüel olması ve etrafındaki en yakınlarım dediklerinin kız olmasından yola çıkara biseksüel dedik ama bilmiyorum yani. Güvenmiyorum da!

Neyse bu kadar gıybet yeter. Cehennemden VIP mekan ayarladık. Aman boşver be en azından orası VIP!

Twitter:@BerryGunluk 


30 Aralık 2015 Çarşamba

Kar Geldi, Hoş Geldi!

Herkese selam!

Bugün ne kadar güzel bir güne uyandık böyle. Güzel güzel karlar yağıyor. Elime kahve alıp camın karşısında kar izleyerek kahve içme modası yeniden gündeme gelecek. Yarın tüm sosyal medyada elinde okumadığı, kitaplığında duran herhangi bir kitabın bilmem kaçıncı sayfası yanında bakkaldan aldığı nescafe koltukta 'Bu da karda benden selfie olsuun!' manalı yazılar olacak. Altına da muhtemelen hiç okumadığı kitabın internetten bulduğu iki manalı satırı yazacak.

Fotoğraf çekildikten tahmini 0.12 saniye içinde kitap kapanacak ve instagrama atmak için filtre seçilecek. Bir anda kahve de gidecek. Twitter'da ise insanlar kahve, aşk sözleri, kar görüntüleri halay çekecek.

Ben ise her insanın yaptığı gibi elimde bilgisayarım, kambur durmaktan ağrımış belim, iki saattir yanımda duran içilmiş ve falının fotoğrafını çekmemi bekleyen bu türk kahvesi fincanı duruyor. Muhtemelen kaave falı uygulamasını yüklemeye üşeneceğim için onu asla kullanamayacağım.

Yani hiçbir zaman amerikan style dediğimiz o muhteşem manzaralı fotoğraflarımız ya da güzel giysilerle karın üstünde catwalk yaparak starbucks'a gidemeyeceğiz. Biz her zaman ölüm-kalım mücadelesi vereceğiz. Ayağımız kayacak, düşeceğiz. Salak çocukların oynadığı kar topu savaşından nasibini alıp güzel bir kar yiyeceksiniz. Muhtemelen okuldaysanız, arkadaşlarınız sırtınızdan aşağı kar bırakacak.

Yani Istanbul'da yaşayıp tumblr'cı modunda yaşamak zor. Yani teknik olarak zor. Bir gün içinde gördüğüm üç insandan beşi tumblr modunda. Arkadaşlar yapmayın. Nesi var şu tumblr'ın anlamıyorum. Herkes kitap okumayı seviyor kitap alıyor ama okumuyor. Ha okuyorum diyene içinden bir karakterin ikinci adını veya olayı sorun size cevap veremez.

Böyle insanlara katlanıyorum işte. Evde anneannem ve şuan yanımda uyuyan bir bebek var. Barbie ile de mesajlaşıyoruz. Hayat böyle. Yani Kırmızı bey'de Paris'e gitti eyfel'in tepesinden fotoğraflar atıyor ben hala buralarda sürünüyorum ya. Ama zevkli kısmı da şu; Hayatımı sizlere anlatırken eğleniyorum.

Hazır kar yağıyor. Annemin tanıdığım tanımadığım herkese anlattığı bir kar hikayem var anlatamam yani. Hayır anlamadığım kısımlardan insanlara ne mi demeliyim bilmiyorum. Herneyse günümüz şenlenir belki.

Şimdi küçük Berry bu günleri görse önce oturup ağlar sonra intihar eder. 'Ben böyle mi olucam bırakın öldüreyim kendimi!' der.

Masum Berry, camdan dışarı bakar, tabii o zamanlar da kar diz boyu falanmış. Sonra o zamanlar evimizde soba varmış. Ahh eski zamanlar demeden edemiyor insan! Neyse konudan şaşmadan devam edeyim. Annem de misafir çağırmış, bir yemek yapacakmış lor peyniri erisin diye sobanın yanına koymuş işte.

Sonra bende 'kay yaayoo!' diye çığırarak dans ediyomuşum. Annem içeri bir girmiş. Ben peyniri ufalayıp ufalayıp havaya atıp kar yapıyor diyormuşum. Yani yerler parke değil o zaman. Halıfleks. Annem beni nasıl aldığını bilememiş ordan. Temizle temizle bitmemiş.

Bu da böyle bir anım. Neyse daha fazla konuşmaya gerek yok sanırım. Güzelce herkese diss attım sanırım. Neyse hoşçakalın ve yılbaşında yazı yazamazsam bilinki içip sürtüyorumdur. Neyse şimdiden mutlu yıllar hepinize.

Kocaman Kalp - Berry X


27 Aralık 2015 Pazar

Hayat Beni İki Kere Atıp Bir Kere Tuttu!

Herkese merhaba! Ya gerçekten bugün yazmaya doyamadım gerçekten öyle. On sayfa yazı yazdıktan sonra sol elimi hissetmesemde bu satırları yazma fırsatını bulabildim.

Öncelikle bazı isyanlarım ve güzel güzel haberlerim var. Bunların hiç biri aşk ile ilgili değil onun için ben de barı zamanımızın işlerinden sohbet edelim dedim.

Yarın okulda kostümlü parti var. Aynı zamanda tonla ödev var. İşin tuhaf kısmı; Ödev teslim etmeye gelen maymun kostümlü biri falan. Yani gülmekten yerlere yatabilirim allahım!

Beş tiyatro oyunu okudum. Beynimde Romeo Juliet'e 'Hay lanet karı ay ben bunun için mi hayattan vazgeçtim!' derken Macbeth ise 'Al al tahtı münasip bir yerlerine saplarsın artık!' diyor. Yani kafamdan roller türettim. Böyle bir şey yok ya! Neden bunları son günde yapıyorsun Berry! Git hafta boyu yap! Bunu öğrenci olmayan biri anlayamaz efendim. Ödevin ve sınavın münasip zamanları vardır. Mesela son günü. Ya da okulda acilen yapılan ödevler. Valla okulda hiç ödev yapmadım bu sene. Hep evde yaptım. Çalışkan olmek bunu gerektiriyor çünkü.

Nerelerden nerelere geldik bilmiyorum. Hah! En son diyordum ki kostum partisi maymun kostümü falan filan! Şimdi bende kendime uzun süredir izleriğim American Horror Story dizisinde ki Lady Gaga'nın karakterini ve bir kaç kişinin karakterlerini birleştirip ortaya bir şahane eser çıkarttım. Odamda müzede gibi saklıyorum o derece. Gıda boyasıyla kanlar yapıldı. E, gıda boyasından bahsediyoruz, elimin tamamı kırmızı ve mavi renk kaldı. Yıkıyorum yıkıyorum çıkmıyo!! Aaa üst tarafları yeniden çıkmamış! Mavi Kir Masmavi kir aaa! Ya ne diyorum bilmiyorum.

Tişörtün üzerine birinin kanlarını içmiş efekti verildi. Ne kadar siyah kıyafet varsa ortaya çıktı. Daha sonra, kendime kırmızı saç spreyi aldım. Denedim böyle nasıl diyeyim, pembe gibi bir renk çıktı ortaya. Yarın büyük ihtimalle ondan yapmayacağım.

Bir de Santa dönemine girdik. Etrafta meri meri kıristmıss!! Şeyleri geziniyor. Ve biz anca hala 'bayram gelir evlere, sevgi verir dillere vsvs.' Neden biz insanlara Meri kıristmıs diyemiyoruz. Neden bizim ülkemizde hala yılbaşı ağacı süsleyene 'piiisss gavuuuur!' gibi sıfatlar yerleştiriliyor. Her yıl yapatım yani. Alırım ağacımı takaırm süslerimi. Haa bu yıl yapamadım gerçi o var. Bebeler ağacımın ayağını kırdılar. Annem de atmış herhalde. Ama odamda hala Noel Baba figürlerim var. Noel baba demişken. Küççükken her şey ne kadar güzeldi.

Hele bir anım var ki Noel Baba'yı gerçek sandığım dönemler falan. Yani beş altı yaşları öyle diyeyim. Bir yılbaşı akşamı, babam işe gidiyor iş çıkışı ne kadar hediyelik bulursa alıp kapının önüne bırakıyor. Sonra eve girdiği anda ''Berry, bak noel baba ben gelirken hediyelerimizi bırakıyordu koş al bakalım neler almış. Eski apartmanımız vardı bizimdi yani aile apartmanı. İki katlı falan. Alt kata inip kapıyı açardım karlar içinde hediyecikler. Alıp çıkardım. Şimdi dönüp bakıyorum da yani ne güzel günlerdi.

Yani nasıl olduysa bunun üstünden bugüne geldik ve şuan hayat beni resmen iki kere atıp bir kere tuttu!

Noel baba yok demek bana hala kötü bir şey gibi geliyor yani ateistlik gibi. Evet var olmadığını biliyorum tabii. Ama her zaman bu anıyı hatırlar, ahhh noel babiiişşşş ahhh! diye iç geçiririz.

Her yılbaşı gibi TV'de olacak olan klasik noel filmleri izleyeceğiz ama bu sefer farklı bir şeyler de olacak. Yani mesela kuzenim gelecek, sabaha kadar içip Noel Baba katına yükseleceğiz falan. Hayat nasıl biliyor musunuz? Ariana Grande'nin Noel babaya inanmayıp Santa Tell Me adlı şarkı yapması gibi falan.

Noel Baba'nın gerçek olmadığını anlamamın iki sebebi vardı. Yani birinde soğudum açıkça söyliyeyim.


  1. Elin Noel adlı şahsı benim nasıl babam oluyor?!
  2. Noel Dayı


Noel ruhune girmemi bu sene tarih hocası sağladı. Nasıl merak ediyor musunuz? Hayıııır! Dediğinizi duyar gibiyim. Ama yinede anlatmazsam olmaz. Kırmızı bir kazak giymiş noel ağaçları ve geyikler olan. Yani o sıra Tutu ile birbirimize bakıp ''Noel Ruhuuu!!!!'' diye hunharca gülüşümüz falan. Hocaya her bakışımızda ''Hristiyan hristiyan şeyler.ss'' yapmamız. Yani böyle insanlardan zarar beklemek ayıp olur yani.

Hadi yarın büyük ihtimalle anlatacak çok şeyim olur ama üşenip yazamazsam öbür gün gelir zaten okullar da tatil oluyor yılbaşı sayesinde. Teşekkürler Santa!

Merry Christmas! - Berry






26 Aralık 2015 Cumartesi

Hayatım Arabesk Be!

Evet doğru okudunuz yani hayatım arabesk. Hafta sonu tiyatro ödevim için kitap okuyarak geçecek ve mutlu olamıyorum yani!

5 oyun okuyacağım yani beş. Ben o beş oyunları daha seçememişken, okunacak bitirilecek özetlenecek falanlanacak filanlanacak!

Hayat zor yani. Zorluklarla geçiyor. Bu ara tam yirmi dört saat bile sürmeyen bir ilişkiye imza attım. Yani nasıl diyeyim buna ilişki denemez aslında. Nasıl diyeyim. Sadece iki kuyruk sallıyayım dedim çocuk başladı hayatımız bir olacak da, sen sadece bana aitsin de, Kırmızı bey kimmiş de, artık o varmış da bilmemne. Bir anda tapulu malı yaptı beni! BEN BUNLARA GELEMEM AMA!

Yani vıcık vıcık aşka ve bir anda gelen aşırı sahiplenecek insanları sevmiyorum yani anlatamıyorum. Aşk olacak ama vıcık vıcık ve tutucu olmayacak. Bu kadar yani halimizi anlayan ne az insan varmış be!

Sevgilisi olup kendini ''Ne güzel birbrimizi bulduk bak ahahahaha'' diyen kızlar iki gün sonra direk kavga etmeye başlıyor. Peki kavga nedeni ne? 'Ya sen beneğm nasağl son fotişimi layklamazsın yaağ' ağızlarına kürekle vurmak istiyorum o anlar. Salka erkeklerde salak! Kendilerine bir kız uğruna neler yapıyorlar. Hayır gay olduğum için kızlara falan düşman değilim hatta ama böyle kızlara ölüm yani ölüüüm! Katledesim geliyor öylelerini. Yani sevgililerini de görseniz bir yakışıklı bir yakışıklı anlatamam yani!

Bir de şey var; Mesela geçenlerde Barbie, Balinde, Tutu ve ben buluştuk bir yerlere gitmeye karar verdik. Yakışıklıo bir çocuk gördük kıkırdaşmalar ''ay şu çocuk ah allahım ölüceem'' demelerimiz falan eşliğinde sohbet ederken sevgilisi ve iki-üç kız daha geliverdi içeri. Bizim çocuğa baktığımızı mı anladı ne yaptı bilemem artık gözümüz istemsizce o tarafa kayıyor. Artık çocuk için değil kızın kepazeliğinden yani öyle bir şey.

Bizim gözümüz ne kadar kaysa kafasını çocuğa dayamalar, ellemeler, öpmeler. Masaya gidip ''bakmıyoruz artık kasma!'' diyesim geldi. Çocuk da garibim katlanıyor işte.

Bu aradaa konudan konuya geçiyor gibiyim ama öyle. Uzun zamandır burada dertleşmiyorum sizlerle. Kırmızı beyzade geldi ve benimle konuştu. Yani okulda tektim bende yalnız takılmıyayım bari şunlarla takılıyım dedim gittim. Kaloriferlere dayandık. Tesadüftür ki onlar da Kırmızı ile çok yakın arkadaşlar geldi kırmızı yanımıza onlarla biraz şakalaştı. Tam yanımda durdu. Sonra bana şöyle baktı. Nasıl kasılıyorum anlayamazsınız ve ben de anlatamam öyle bir kasılma.

Piercing ime baktı. ''Dostum neden böyle bir hata yaptın?''

Bende döndüm ah o gözlerin içine bakmak ne güzel bir duygudur. ''Canım istediği için.''

''Öpüşemeyeceksin, yani french kiss falan.'' dedi. Yani şöyle bir şeyler var sanki sen bana gel beni öp dedin de ben sanki ay piercing var öpemem şimdi demişim gibi. Ay sinirlendim yine bak aaaa!

Güzel atarlar. Yine bloga geri döndüm adı falan değişti grubnun fark ettiyseniz ehuehu.

-Berry X


23 Ekim 2015 Cuma

Kötü bir gün! Güzel bir kapanış!

Herkese Merhabaaaa!!!

Şuan eve geldim ve depresif şarkılardan mutlu şarkılara geçiş yapıyor, evde iğrenç danslarımla ritim tutuyor. Manyak gibi gülümsüyorum. Tabii tahmin etmişsinizdir ki Kırmızı aşkımla bir şeyler yaşadık. Bugün gün boyu görmedim aslında. Sınıf kuşu oldu çıkmıyor sınıftan! Sonra işte öğle tenefüsüne kadar her şey normaldi.

Tutu ile olaylaar olaylaaaar! Şimdi Kırmızı ve yanında Deffy adında bir kız. Yani siz lakaplı görüyorsunuz ehuehu. Herneyse işte. Tutu'ya gelmişler demişler ki daha doğrusu Deffy demiş ki ''Tutu, Kırmızı senden hoşlanıyor!'' demişler. Yani şaka yani tabii ki şaka olarak. *Masum ama kafasında milyonlarca katliam olan emoji*

Tutu'da ''Bende ondan hoşlanıyorum.'' demiş konu kapanmış. Tabii bunu duyan ben çıldırdım. Şaka gibi olsa da Tutu'ya böyle vuruyorum falan sinirlerim tepemdeydi çünkü! Sonra ilahi adalet yerini buldu  ve Tutu ile gıybetin dibine vururken talafonunu yüzüne doğru tutuyordum ve bum! Telefon elimden yüzüne düştü. Yani istemeyerek oldu ama Allah bile biliyor artık daha ne diyeyim be Kırmızı?!!

Sonraaa gel zaman git zaman Cuma gününün muhteşem kapanışına geldik. Tüm gün önümde beklediğim fırsat karşımdaydı. TÖREN! Orada onu gönlümce kesebilecektim. Anılarımı da aklıma kazıyıp okuldan gidecektim. Yanii ondan sonra törende tam önümden geçti ben Kırmızı'yı ararken şok falan oldum ama bu nasıl yakışıklılık böyle arkadaşlar. Bu insan mı? Bu bu… Zeus'un torunu!

Sonra bir iki dakika sonra sol kolumda bir el hissettim ve bir baktım Kırmızı! Fark ettiğim anda öldüm. Tüm zamanlardır beklediğim temas gerçekleşmişti. Elimde fırsatlar vardı. Öpebilirdim, konuşabilirdim. Ama olmadı bana dokunup önüme geçti.

Tutu'nun sesini duydum fısıltı şeklinde 'Hadi yine iyisin!'

 Evet bir şeyler bekliyordum ama temas değil. Tüylerim diken diken olurken kalbim tekledi. Ölümü gördüm. Tam önümde duruyordu. Kendi kendime gelin güvey olmak istemiyorum ama dün Instagram takip isteğini onayladı bugün ise tam önüme geçti. Allah affetsin bi şeyler mi biliyor bu çocuk?!

Umarım biliyordur. Allahım sen konuyu biliyorsun amin!

Sonraa şuan evdeyim. Gözlerimden uyku akıyor. Sanırım rüyamda onu göreceğim. Öyle hisler dolanıyor içimde. Ama şimdiden özledim. Yarın Cumartesi. Nasıl dayacanacağım onca gün?! Yani sadece iki güncük olabilir ama bu bir aşık için geçerli değil!

Şaka maka sizi eğlendireceğim diye amel defterimi aleyhime dolduruyorum. Amaaan arkalarından konuşmak gibi olmasın! Bizim amacımız belli bee!

Blogger olmak da zor mesela hani! Manyak gibi uykum olmasına rağmen burada kulağımda kulaklık size laf yetiştiriyorum...

Neyse sanırım bu kadar kafa ütülemek yetecek. Zaten fazla bir şey olmadı. Kırmızı'yı görmeyince günümün bir amacı olmuyor. Okul boş gibi geliyor! Ama bir diğer kestiğim var. Adını bile bilmiyorum ama Resim bölümünden o da. Öğrenirsem ona da bir lakap takıp güzeeel bir yazı ile sizlere tanıtabilirim. Dualarınız Berry ile olsuuun!


Twitter: @BerryGunluk





22 Ekim 2015 Perşembe

Biraz sohbet ve gıybet! (Uyarı: Fazla yakışıklı bulunmaktadır! Kalbi dayanmayan okumasın!)

Herkese selam. Bir kaç gündür yazı gelmiyor. Ama ne yaşıyorum da anlatacağım öyle değil mi? Boş muhabbeti yazarken bile sıkılıyorum. Bazen yazıyorum ve yayınlamak istemiyorum.

Depresyona resmi olarak girdim. Kitap karakterleriyle aşk yaşıyorum. İnstagram'da dolaşırken arada bir anasayfamda gördüğüm taş mankenlere falan asılıyorum. Okula gidesim bile olmuyor. Sabah daha kalkmadan stalk yapıyorum. Artık rüyamda bile stalk yapıyorum! Bu kadar ilerledim ve leval atladım sanırsam.

Bu arada 600 okunmayı geçmişiz. Bin okunmaya gidiyoruz neredeyse. Bunu da yazının kıyısına köşesine ekliyim. Farkında oldum da akşama kadar Kırmızı'yı düşünüyorum. Elimde kitap okurken bile 'Aaa! Ne kadar Kırmızı'ya özeniyo pis yazar ığğğ!' diye çemkiriyorum romanlara. Sonra yeni müzikler keşfediyorum tıpkı biz gibi oluyor.

Yani diğer kestiklerime bakıyorum hepsini toplasak bir Kırmızı etmeyecek sonuçlar alıyorum. Evet hepsi yakışıklı yani. Ama benim gözümde bir o etmiyor. Yani burada aşk hayatımdan çok biraz gıybet etmek istiyorum. Blog uyarılarında 'Artık yanacaksın Berry! Sus' çıkacak diye korkmaya başladım.

Bir arkadaşım var. Habire kendi sevgilisini övüp duruyor. Dünyaca ünlü ve yakışıklılıklarıyla bizim kalbimize adlarını yazdırmış ünlülerin fotoğraflarını atıyorum. Aldığım cevaplar genellikle rutin şeyler oluyor. ''Iyy! İğrenç. Buna mı bakıyorsun? Beni sevgilim daha yakışıklı tamam mı?' Kırmızı'yı da küçümsüyor bir gün gerçekten büyük bir patlama geçireceğim ramak kaldı.

Lucky Blue Smith diye dünyaya yakışıklılığıyla ün salmış. Ve tabii ki benimde yüreğimi hoplatan bir beyefendi var. Yani yaşı yaşıma yakın. Ne biliyim kesip duruyorum. Tatlı da bir bey. Ona da çirkin dedi. Evet anlarım belki zevksizsindir ama bu kadar olma be dostum! Alta fotosunu ekliyorum.


Kendisi haremimin gözdelerinden olup, en beğendiğim modeller arasında ise birincidir. O platin sarısı saçlar. Maviş maviş parıldayan gözler ve gel beni ye manasında ki bakışları yok mu. 'Ahh seni çılgınn.' demek istiyorum ağzımı gere gere.

Vücut desen var, tip var ki ben tip konusunda hiç önemsemem. Tutu bazen dalga geçer hakkında. Tip göreceli bir kavram kime göre güzel kime göre değil çok saçma yani! Ben şahsen bu adam gel dese bir dakika durup da düşünmem. Gerekirse ülkeye kaçak giriş yaparım ama girerim arkadaşlar. Hiçç şeyyapmayın. Haremimden olan beyefendiler için bu tutumu sergiliyorum. Sorry!

Bir diğer haremimin gözdesi ünlüye geçiyoruz. Vini Uehara! Kesinlikle adını soyadını bir yerlerde duymuşsunuzdur. Onu keşfetmem tamamen rastlantı oldu. Kötü Çocuk kitabını okumayan veya duymayan yoktur. Taaa Wattpad'den beri okurum da keserim de onu! Ama benim için Meriç değil Vini dir o. O kara kaş kara göz! O biçim vücut! Daha ne ister insan ona bakarken öyle değil mi?

Brezilyalı olan haremimin bir diğer gözdesi, kalbimizin efendisi, yüreğimizin sevgilisi Vini'ciğimiz Allahımızın insanlığa 'Bu insansa bizim okuldakiler ne?' demek için yolladığı bir melektir!


Bu yazı içinde son olarak bahsedeceğim haremimin gözdeleri arasında bulunan Felix Bujo! Kendisini tesadüf eseri Instagram'da gezerken keşfettim. O mavi yakıcı gözler, o dudaklar, o vücut, o boy, o pos daha bir insan ne ister tanımına örnek olarak Tanrı insanlar arasına kaynaştırdı. Böylelerine insan demek garibime gitmiyor değil hani! Yani tabii ki benim için bir Kırmızı değil ama en azından gelecek nesil bunları görüp 'Off abeee bu nesilde yaşamak isterdieeem!' diyebilecek! 



Yani bir inceleme yapın. Tabii ki sevdiğiniz beyefendi daha tatlıdır ama şu Felix'ciğime bakın. Şu karizma kelimesinin tanımına bakın. Ayna ayna söyle bana varmı daha güzeli dünyada diyen insanlara 'Evet!' cevabını verecek bir insandır Felix! Bir bakış attı kalbimi çaldı!

Bugünlük bu kadar taş görmek bünyeye zararlı arkadajlar! Yeter. Arada bir şu sohbet şeysini yapalım. Ben çok eğlendim hadi bakalım. Görüşürüzz bebitomlaar!!!

Twitter: @BerryGunluk

Ve efsanemiz MARILYN MONROE: