mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2018 Çarşamba

hayatımın erkeği neredesin?

uzun zamandır içimden gelenleri yazmadığımı fark ettim. aslında sebeplerim var bunlardan en önemlisi bilgisayarım bozuk. aslında hayatımda değişen hiç bir şey yok. hala hayatımın erkeği olacak kişiyi arıyorum ama maalesef öyle birinin türkiye içinde olmadığını fark ediyorum. ben de birini bulamayınca ünlüler dünyasının yakışıklılarına kaptırdım kendimi deli gibi. biraz yakışıklı gıybeti yapalım haydi.

kafamda öyle biri var ki... justin timberlake... imkansız gibi görünüyor şu an adam evli çoluğu çocuğu var ama her ne olursa olsun o benim minik aşk tırtılım. kafamda kurduğum hayali koca kesinlikle o. hatta bunun yüzünden kiminle konuşursam konuşayım onun kadar harika olmadığını fark edip konuşayı asla sürdüremiyorum. içimde sanki onu aldatıyormuşum gibi bir his oluşuyor ne alakaysa. mesela hayranlık meselesini de reddediyorum. justin ve benim aramda olan şey aşk. aksini asla kabul etmiyorum. sonunda
evde kalacağım justin timberlake yüzünden. gerçi gelecek planlarım gerçek olursa bekle bizi nikah masası.

#berryjustinwedding tag’ini kullanmayı nasip et allahım duy beni
çok amin. instagram bio’ma ”@justintimberlake’in kocişi 💕 çocuklarının babişi 💕 ilk tanışma tarihimiz, ilk sebi seviyorum deme tarihimiz, ilk seks tarihimiz” diye yazmayı da nasip et allahım. ay hele justin şu sıralar bir yapılandı kaslar yaptı normalde zayıf kemik gibi insanları severim ama bebeğim justin timberlake.  sen her şeyi bilen ve yaratansın bunu bana çok görme allahım. amin amin amin. çok amin.


bir deeee yeni bir crush edindim. çok yeni daha. bilen var mıdır bilmem ama CNCO diye yeni bir müzik grubu kuruldu ve orada çook tatlı bir latino boy varr. erick brian colón. masumca youtube’da gezerken önerilenlerde bir grup dikkatimi çekti dedim bir izleyeyim.
izledim ve fena bir şekilde düştüm. o gözler o latin hava o ispanyolca. zaten bir erkek gelsin karşımda ispanyolca konuşsun ben eririm zaten. gerçekten latinler yakışıklı olmasa bile karizmasıyla çekiyor kendilerine. hele şu sıralar libidom yüksek. o gözler, o bakışlar, o hareketler ahhhh allahım yanıyorum diye çığlık attırır insana. elite dizisini izledim geçenlerde ispanyolcaya taptım. hemen öğrenmem lazım. cnco da bana yeni one direction olarak geliyor. 

biraz da normal hayattan bahsedelim. geçenlerde de biriyle tanıştım. olmadı bir şey yani zaten bana fazla gelmişti o bir iki beden ama bir problemi vardı “biseksüelim ama tedavi oluyorum.” falan diyordu. bir insan kendi olduğu kişiyi nasıl bilmez de bunu hastalık olarak kabul eder ki. bir de diyor  ki kanser tedavisi bile bulundu bu mu bulunmaz. biz lgbt bireyleri bile kendimizi tanımayıp kabullenmezken insanların kabullenmesini nasıl bekleriz ki? ben hala gözlerim camda rapunzel edasıyla bir koca gelir umuduyla bekliyorum. oysa masallarda bile kocayı bulup hayatını kurtaran bir tek rapunzel. ah ah. amaan her neyse. evden dışarı da çıktığım yok doğru düzgün iki yakışıklı görelim kaldım bir başıma. 

bu yazı hiç içime sinmedi yaa sadece canım bir şeyler yazmak istiyordu bir uğrayayım dedim. haydi öpüldünüz

-berry x

3 Temmuz 2016 Pazar

Yaz Geldi - "Aşkım, Kerimcan'da bile tektaş var!" - Diyet

Herkese merhabaaa!

Yine olabildiğince uzun bir ara verdiğimin farkındayım. Ama ne uapayım ki bilgisayarım bozuk ve telefondan yazmak çok zor.

Öncelikle olaylar var a dostlar. Şu yaz konusuna geçmeden onlara bir değineceğim.

Öncelikle İso'nun bir hastalığı olduğunu öğrendim. Evet biraz üzüldüm hatta bir gıdım kahroldum. İso kan kanseriymiş arkadaşlar. Doğru duydunuz. Bunların hepsi çok aynı yıldızın altında izlemekten geldi başıma. Artık destek olduğum biri var. Gerçekten her şey olduğu kadar iyi ilerliyor. Bizim hiç sıkıntımız yok ama İso ve arkadaşlarının sorunları hiç bitmiyor. İso bana sürekli gittiği yerlerde ki yakışıklılardan bahsediyor ama ben yapsam ağzıma sıçılıyor. Sürekli şu adam beni kesiyor diyor ama ben söylesem yine ağzıma sıçılıyor.

Ben de sadece tatile gittiğimde gör sen deyip şeytanlı emoji atmaktan başka bir şey yapamıyorum.

Mesela dün bir atarı şuydu; neden o işteyken ona mesaj atmamışım bla bla. Ulan saat başı telefonla aradın zaten neye mesaj atayım. Hemde ayrıca işteyken beni biri rahatsız etse sinir olurum onun için de atmadım. Çocuk işini mi yapacak yoksa bana mı mesaj atıcak.

İki lafımızdan biri kıskançlık aslında. O beni çok kıskanıyor. Burada bir eşitlik yok ilişkide işte bakın o herkese bakar ama ben yapsam hemen "ben hastanedeyken kim gelicek yanıma" ya bağlıyoruz.

İso'ya sürekşi tek taş fotoğrafı atıyorum takmıyor çocuk! Kerimcan'da bile tektaş var utanmaz! Lanet olsun. Mesaja bakıyo. Ya takmıor ya da hemen bir konu sapmaları falan. Bıktım.

Herneyse biraz mutlumsu haberlere gelelim.

Malum yaz geldi. Okullar kapandı falan. Sınıfı da zar zor kurtardım böyle bir son an geçmesi yaşadım. Karnemi elime alana kadar bir stres. Yüzümde bir eyvah kaldım galiba annem öldürecek! tarzı bir bakışlar. Ay kız anlatırken hatırladım bunlar mutlu değil. Mutlu olanı geçtim. Ve artık egoist öğretmenlerin keyif için azarladığı "ay siz en kötüsünüz! sizden bir şey olmaz! ben bir şey kaybetmiyorum nasılsa!" deyip sımıfları terk etmelerini falan anlayamadım anlayamayacağım.

Öğretmen dırdırı falan da yok oh ne rahat. Tüm gün malak gibi yatıyorum. Elimde telefon arada bir yatakta sağa sola dönüyorum çünkü bir yerden sonra ağrıyor popo. Tek rakibim Kim Kardashian artık!

Yaz'ı seviyorum ama sevmiyorumda. Ben soğuk hava insanıyım. Sıcak görünce gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi kalakalıyorum. Ne uyuyabiliyorum ne yiyebiliyorum. Oturduğum yerde koşu yapmıi gibi terlediğim için günde iki kez duş alıyorum.

Ama pazartesi denize gideceğim yaas! Sex on the Beach içeceğim deniz kum güneş instagrama selfie atacağım valla.

bir arkadaşım tatile gidip döndü bile. İkisi şuan tatilde ve ağustosun sonunda gelecekler tekrar. Ben ise annemin bayramdan sonra gideceğiz şeyini bekliyorum. İnanamıyorum artık geçen sene de öyle dendi ağustosun ortasında gittik. İstanbul'a geldim okul açıldı!

Ay kızz! Şimdi hatırladım ben bu göbüşle nasıl soyunup suya giricek yakışıklı beyler karşısında bilemiyorum. Bana 2 gün içerisinde 25-30 kilo verdirecek bir diyet söyleyin de yapayım hemen!

Haydin duaları eksik etmeyelim.

i love yü

berry

21 Mart 2016 Pazartesi

Gelin Ata Binmiş, Evde Kalanlara 'Bye Bitchez' demiş.

Herkese merhaba yine ben.

Kafanızı ütülemeye ve dertlerimi anlatacağım mor günlüğüme yeniden geldim ben. Herneyse. UUn zamandır yokum farkındayım ama büyük bir sorunum var bilgisayarım bozuk. Şuan telefpn köşelerinde sürünerek yazıyorum sizlere.

Uzun zaman oldu tabii. E zaman da değişti. Evlendim mesela.

Şaka be!

Bana öyle şans nerde geldi de kısacık bir aysa gelsin! Ama bu demek değil ki kısmetim de yok. Ama bu konuya girmeden önce bir özet geçeyim. Hayatımda yaşadığım en verimli günlerden birindeyim. Daha geçen cuma sahnedeydim. Ondan önce de pazartesi. Yani provalar falan beni yorunce eve gelip kollarımı gere gere uyuduğum için yazmaya fırsatım da olmadı açıkçası.

Neyse ben kıçımı yayıp otururken bir kısmet geldi kapımı çaldı!!!!

Evet doğru duydunuz Berry'nin kapısını bir kısmet çaldı. Hatta yumrukladı a dostlar. Bu haberi ve yazıyı aslında her şey kesinleşince yazmak istiyordum ama piremses ruhum buna izin vermedi ve iç sesim yazmam gerektiğini söyledi.

Adı İso.

Evet bir adı var AMAN ALLAHIM. Kolu da var bacağı da iki kolu iki bacağı var gerçektenbilğin insan. Hatta platonik falan da değil yani batağı gerçek ormantik yazışmalar içindeyim.

Ama içinde ki ses bana diyor ki "ulan Berry, şimdi sen buna gönlünü kaptırınca piç çıkar bu!" Ama susturuyorum. Uzun bir konuşma zamanı içindeyiz yani 1.5 haftadır.

Başlarda "bu bir kısmet dostlarım. Eğer kaybedersek evde kalırım, kocasız kalırım ama kaybetmeyeceğim bu sefer kanka olmayacağım!" Edasıyla yazıştım. Tabii arada şebelek yüzünden kankalı şeysini atlattım.

Yani şimdilik. Ama bu demek değil ki onu kaybedeceğim.

Yani aşk kolay bir şey değil. Beni az buz tanıyorsanız sürtüğüm falan ama aşk olmadan kimseyle çıkamam ben ama İso'da elektrik var.

Şuan sanki ben ortadayım Kırmızı ve İso beni çekiyor gibi hissediyorum. Bir adım daha kayıyorum Kırmızı'ya. Kalbim hala onda. Bunu depresif bir günlük yapmak istemiyorum lakin Model'den fatma bacımız ne demiş? "Ah ne zormuş bitsin demek hala severken seni..." Yani tam olarak böyleyim.

Ama şuan modum gelin ata binmiş ya nasip dememiş. Arkasına bakıp evde kalanlara bye bitchezzz demiş.

Yani başlarda onunla konuşmamalıyım falan diye de düşünmedim değil. Ben Kırmızı'ya aidim gibime geliyor. Tabii ki birileriyle çıkarım. Ama aşık olacağımı sanmıyorum. Ama daha İso'yu çok duyacaksınız benden söylemesi gidişatımız çok iyi önümüzdeki günlerde sırf bir yazıyı onunla ilgili yapmayı planladım.

Bu kadar dert yeter. Hiç mi güzel şey olmadı canım! Oldu tabii.

Mesela yine son şrovalardayken Bubi adında bir yakışıklı beldi yanına. Ama nasl yakışıklı siyah saç siyah göz o burun heşe 38842 estetik geçir o kadar güzel burnun olamaz. Hele o dudağın estetikliğinin bebeksiliğinin yakışıklılığının tarlılığına me demeli??

Geldi konuştu benle tabii yine kesiyorum ben onu *buraya şeytan smile*

"Senin sesin gerçek mi? Ya çok güzel" dedi içimde bir ses hayır estetik diyip anırırken dışım evet demekle yetindi. E biliyorsunuz ben zamanında sesimle neler yaptım erkeklere sanırım bundan bir yazımda bahsettim. Ben üşendim siz bulun ;)

Sesini değiltiriyomusun arada dedi ben nasıl yani dedi sesini inceltti falan. Benim için *E G O* sonra arada karizmatik smile yolladı.

Ama en iyisi şuradaydı yandaşlarım!!!!!!


Birden içeri girdi sahneye dakikalar kalmış dedi "tekbir diyicem allahu ekber demeyenin anasını bilmemne ediyim" dedi. Ve ben bu deist-ateist kırması halimle tek başıma allahu ekber dedim hem sevap kazandım hem de o güzel karizmatik gülüşü tekrar gördüm. Dedi ki gülerken "şanslısın"

Sorna gömdüker sahnede öldüm falan ama şaka mala sahne güzeldi çıkışta da ço güzel eleştiriler aldım.

Bugünlük benden bu kadar canımıniçisininkuzusununtravestiklerim ❤️

Okuduğunuz için teşekkürlerr....

BERRY'nin film eleştirilerini yazdığı blog 'Berry Film' için tık

Twitter; @BerryGunluk

4 Şubat 2016 Perşembe

Yakışıklı Günlükleri: Ah Jon! Vah Justin!

Herkese selamlar öncelikle, uzun zamandır yokum? Neden çünkü evcil ejderham bilgisayarımı yedi. Falan filan... Herneyse... Anlatacak bir konum bile olmadığı için size hayatımın yakışıklılarını tanıştırmak istiyorum.

Sizinle evcil yakışıklı kocalarımı tanıştırmak istiyoruum....

VE KARŞINIZDA... JON KORTAJARENA!

  

Bu benim biriciğim, canımın en iç noktasından bir bey! 

30'lu yaşlarında olmasına rağmen vücudundan ve yüzünden en ufak yakışıklılık kaybetmemiş, aksine aldıkça almış. Bunu yaratan tanrıysa beni yaratan kim demek istiyorum sizin huzurlarınızda. Yani şu endama bakar mısınız? Asılmamak elde değil. Yani nasıl diyeyim, dövecekse bu dövsün. Atacaksa bu atsın duvardan duvara bu fırlatsın yani ne diyebilirim başka!

Jon haydi yine gel benim ol! Gerçi daha önce olmamıştın ama gel ve ol işte. 

Gözünün karasından, vücudunun en ince detaylarına kadar taptığım bu adam. Gerçi Tutu beğenmemişti bunu yani çirkin falan demişti. Ama şu keskin vücut hatlarına bakar mısınız? Delirmek üzereyim yani. Bunu benimle aynı tanrı yaratmış olamaz. Bunu üst levellerda biri yaratırken beni daha başlangıçtaki biri yaratmış olmalı! 

Ben kendimi bunlarla aynı keseye koymaya bile korkuyorum ya!

Bırak insan demeyi!

Genel Özelliklerini İnceleyelim;
-Tuvalet eğitimi tam
-Bazı durumlarda aşırı tatlı olabiliyor ve sizin ışığı görüp tahtalıköy de ki yazlığınıza götürebilir.
-Yanınızda siz yokken dışarı tek yollamayın, kız erkek asılan çıkar ve sizin de namus davanızı ölümle tamamlamanız gerekebilir.
-Günde en az üç dört kere bir tas yemek yer.
-Aşırı tatlılık yaptığında bir öpücük... (allahım sen konuyu biliyorsun.)

Gece sarılacaksın buna, koklayacaksın sabaha kadar sarılacaksın. Bu dünyada gördüğüm en seksi erkeklerden biridir bu bey!

Bu da böyle biline!

Veee... Sırada benim hayatımın tamamını alsın dediğim... Benim adeta tanrım olan Justin Timberlake. Az önce dedim ya hani dövecekse bu dövsün falan. Bu ikisi benim olarak obaaa! Tamam derim artık ölebilirim.


Yani şu şebeleğe bakar mısınız? 

Şimdi doğal olarak diyebilirsiniz adam evli, çocuğu da oldu sen neyin tribindesin. Ya ben onun için aile dağıtmayı göze almışım ya! Şuna bakar mısın? Şu taşlığa her zerresinden karizma akan şu adama bir bakar mısınız?

Tamam bu kadar yeter asılmayın enişteniz olur!

Beni yakınımdan tanıyanlar JT aşkımı bilirler. Albümünü aldığımda öpücüklere boğduğumu hatırlıyorum. İstanbul konserini kaçırdığım için gece boyu ağladığımı da bilirim yani. Ne malmışım bir bilet alıp gitseymişim en azından bir görseymişim. Bir daha gelene kadar ooooo.....

Genel özelliklerini inceleyelim;
-Tuvalet eğitimi tam
-Aşırı titiz (Öyle ki istanbul'da kendine özel asansör temizleneceği bile eklemişti.)
-Sesi güzel şarkı söyler
-Bir bakışıyla kalbinizi ortadan ikiye ayırıp tekmeleyebilir... Ama Justin bey, o kırdığın kalp anayın poselen takımı değil
-Aşırı tatlı olabilir böyle durumların ilacı bir öpücük olabilir (amin, çok amin.)
-Tasmasız sokağa çıkarmanızı önermiyoruz. Her an britney sıçrayabilir.

---

Okuduğunuz için teşekkürlerr....

BERRY'nin film eleştirilerini yazdığı blog 'Berry Film' için tık

Twitter; @BerryGunluk