yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2016 Pazartesi

Alnımda Ne Yazıyor Anlamadım Gitti!

Herkese selam!!!!

Yeni yılımıza girdik ben böyle atletik, kaslı bir noel baba beklerken yüne oturdum evde öyle işte. İki çıkıp dolaşayım dedim. Yani kuzenlerin ısrarıyla bir kar topu falan oynayayım dedim. İndim yarım saat geçmedi hop! Popo üstü çakıldım yere!

Nasıl canım yandı. İki gün otururken bile acı çektim. Sıçayım böyle eğlenceye diyorum burdan. Yılbaşı yılbaşı!

Herneyse yeni yıl musmutlu geçti benim için. Sevgilimle boğaza karşı bir kafeye gittik işte. Sonra elinde bir yüzük dedi benimle evlenir misin? (...)

(...) Şaka şaka. Evdeydim tüm aile bizim eve toplandık. Hatta bir ara apartman bizim ağırlığımızı kaldıramayacak ev çöker mi acaba falan diye düşünmeye başladım. Komiklikler olmadı nedendir bilinmez. Cenaze evi modundaydık. Annemler oturma odasına kurdukları yemek masasından kalkmadılar. İçtiler falan. Orada farklı sohberler vardı. Bizim odada ise kuzen ve ben. O sevgilisini falan anlatıyor bana bende ay banane yani diyorum aklımdan. Gerçi biliyor muhabbetleri sevmediğimi. Ha benim sevgilim olsa 'Sevgilim var heyyo!' diye afiş asarım apartmanı kaplayacak kadar.

Neyse işte. Nerede kaldık. Öyle işte sonra onlar babalarının ısrarları üzerine eve gitmek zorunda kaldılar. Hayır yani yılbaşında bir yere gitme amacı nedir? Birlikte yeni yılı karşılamak. Falan filan.

Yılbaşında çok şey olmadı. Yeni yılda da hayatımda pek bir değişiklik olduğu söylenemez aslında. Aynıyım hala Berry'im. Ne bileyim bu aynısı yani. Keşke her yeni yılda dünyaya yeni bir sürüm gelse ne bileyim 2015'de uçan arabalar 2016'da beyin okuyucu falan filan.

Bugün de bir uygulama keşfettim. Adı nerdesin aşkım. Sebgilinize stalk yapmak için olağanüstü bir alet aslında. Ama benim için değil yani Kırmızı'nın benden haberi varmı onu bile bilmiyorken, bir de facebook'dan istekle çalışıyormuş. Ne gereği kaldı şimdi stalk'ın? Ara sor neredesin diye daha iyi.

Hayatım çok sıkıcı gerçekten. Bunları yazarken alkolü basasım geliyor kendime. Ne bileyim. Çılgın bir şekilde ölü bulunsam da beni bulsalar biraz hayatımda çılgınlık olsa. Bende etrafımda üzülenlere bakıp ehuehu diye güleyim. Sadistçe ama güzel. İnsanlar arkamdan ne yapacak ne diyecek görmek sanırım dünyadaki en iyi şeydir.

Ama sanmıyorum iyilikle anacaklarını 'Maldı zaten o abi!' 'Depresyonik salak tumblr akımına kapıldı' falan derler ayy tv'ye de çıkıp elaleme rezil olmaya gerek yok!

Alnımda ne yazıyor merak ediyorum. İki seçenek var.


  • Bundan Sevgili Olmaz!


Sanırım ben dünyaya gelirken bazı aksilikler olmuş. Dünyaya gönderilmemişim de sanki yalnışlıkla düşmüşüm alın yazımı tam yazamamışlar. Yani etrafımda herkesin sevgilisi veya ona asılan üç beş kişi var. Ama bende yok neden acaba? Bence tanrı benim tam sevdiğim adamı yazacakken annem doğuma girmiş ve gelmişim. Onun için ağlamışım gibime geliyor. Bunu ciddi ciddi düşünüyorum.

  • SEX!
Hayatımda ekşınlar olsun belki bir de manitam olur diye bazı arkadaşlık sitelerine kaydoluyorum. Böyle büyük umutlarla. Bakıyorum ne kadar yakışıklı insanlar allahım cennet cennet ah şunlardan biri bana yazsa falan diye düşünürken nerede amcalar babalar dayılar varsa bana yazıyor. Yani bir de yazmak ki ne yazmak. Seni yer yutarım, ah sen yatağımda olsan, benimkini alabilecek misin? Mekan var mı? Seni altımda inlerken görmek isterdim. Falanlaar Filanlar daha niceleri!

Kısaca; Hayaller; Kaslı, taş gibi çocuklar
Hayatlar; Amcalar, Dayılar.

SEVMEK İSTİYORUM ULAN YANIMDA OLACAK BİRİNİ İSTİYORUM. Ne bileyim platonik aşk çok zor be. Bir yıldır hayvan gibi aşığım Kırmızı'ya. Ama tık yok yani olmuyor. Çocuk ya gay değil, ya aromantik. Aromantik olmasını tercih ederim. Ne bileyim en azından kadınları da sevmez de kıskanmama gerek kalmaz.

Ama arkadaşlarımla yaptığımız FBI tadındaki araştırmalarımızda en yakın arkadaşının Biseksüel olması ve etrafındaki en yakınlarım dediklerinin kız olmasından yola çıkara biseksüel dedik ama bilmiyorum yani. Güvenmiyorum da!

Neyse bu kadar gıybet yeter. Cehennemden VIP mekan ayarladık. Aman boşver be en azından orası VIP!

Twitter:@BerryGunluk 


30 Aralık 2015 Çarşamba

Kar Geldi, Hoş Geldi!

Herkese selam!

Bugün ne kadar güzel bir güne uyandık böyle. Güzel güzel karlar yağıyor. Elime kahve alıp camın karşısında kar izleyerek kahve içme modası yeniden gündeme gelecek. Yarın tüm sosyal medyada elinde okumadığı, kitaplığında duran herhangi bir kitabın bilmem kaçıncı sayfası yanında bakkaldan aldığı nescafe koltukta 'Bu da karda benden selfie olsuun!' manalı yazılar olacak. Altına da muhtemelen hiç okumadığı kitabın internetten bulduğu iki manalı satırı yazacak.

Fotoğraf çekildikten tahmini 0.12 saniye içinde kitap kapanacak ve instagrama atmak için filtre seçilecek. Bir anda kahve de gidecek. Twitter'da ise insanlar kahve, aşk sözleri, kar görüntüleri halay çekecek.

Ben ise her insanın yaptığı gibi elimde bilgisayarım, kambur durmaktan ağrımış belim, iki saattir yanımda duran içilmiş ve falının fotoğrafını çekmemi bekleyen bu türk kahvesi fincanı duruyor. Muhtemelen kaave falı uygulamasını yüklemeye üşeneceğim için onu asla kullanamayacağım.

Yani hiçbir zaman amerikan style dediğimiz o muhteşem manzaralı fotoğraflarımız ya da güzel giysilerle karın üstünde catwalk yaparak starbucks'a gidemeyeceğiz. Biz her zaman ölüm-kalım mücadelesi vereceğiz. Ayağımız kayacak, düşeceğiz. Salak çocukların oynadığı kar topu savaşından nasibini alıp güzel bir kar yiyeceksiniz. Muhtemelen okuldaysanız, arkadaşlarınız sırtınızdan aşağı kar bırakacak.

Yani Istanbul'da yaşayıp tumblr'cı modunda yaşamak zor. Yani teknik olarak zor. Bir gün içinde gördüğüm üç insandan beşi tumblr modunda. Arkadaşlar yapmayın. Nesi var şu tumblr'ın anlamıyorum. Herkes kitap okumayı seviyor kitap alıyor ama okumuyor. Ha okuyorum diyene içinden bir karakterin ikinci adını veya olayı sorun size cevap veremez.

Böyle insanlara katlanıyorum işte. Evde anneannem ve şuan yanımda uyuyan bir bebek var. Barbie ile de mesajlaşıyoruz. Hayat böyle. Yani Kırmızı bey'de Paris'e gitti eyfel'in tepesinden fotoğraflar atıyor ben hala buralarda sürünüyorum ya. Ama zevkli kısmı da şu; Hayatımı sizlere anlatırken eğleniyorum.

Hazır kar yağıyor. Annemin tanıdığım tanımadığım herkese anlattığı bir kar hikayem var anlatamam yani. Hayır anlamadığım kısımlardan insanlara ne mi demeliyim bilmiyorum. Herneyse günümüz şenlenir belki.

Şimdi küçük Berry bu günleri görse önce oturup ağlar sonra intihar eder. 'Ben böyle mi olucam bırakın öldüreyim kendimi!' der.

Masum Berry, camdan dışarı bakar, tabii o zamanlar da kar diz boyu falanmış. Sonra o zamanlar evimizde soba varmış. Ahh eski zamanlar demeden edemiyor insan! Neyse konudan şaşmadan devam edeyim. Annem de misafir çağırmış, bir yemek yapacakmış lor peyniri erisin diye sobanın yanına koymuş işte.

Sonra bende 'kay yaayoo!' diye çığırarak dans ediyomuşum. Annem içeri bir girmiş. Ben peyniri ufalayıp ufalayıp havaya atıp kar yapıyor diyormuşum. Yani yerler parke değil o zaman. Halıfleks. Annem beni nasıl aldığını bilememiş ordan. Temizle temizle bitmemiş.

Bu da böyle bir anım. Neyse daha fazla konuşmaya gerek yok sanırım. Güzelce herkese diss attım sanırım. Neyse hoşçakalın ve yılbaşında yazı yazamazsam bilinki içip sürtüyorumdur. Neyse şimdiden mutlu yıllar hepinize.

Kocaman Kalp - Berry X


27 Aralık 2015 Pazar

Hayat Beni İki Kere Atıp Bir Kere Tuttu!

Herkese merhaba! Ya gerçekten bugün yazmaya doyamadım gerçekten öyle. On sayfa yazı yazdıktan sonra sol elimi hissetmesemde bu satırları yazma fırsatını bulabildim.

Öncelikle bazı isyanlarım ve güzel güzel haberlerim var. Bunların hiç biri aşk ile ilgili değil onun için ben de barı zamanımızın işlerinden sohbet edelim dedim.

Yarın okulda kostümlü parti var. Aynı zamanda tonla ödev var. İşin tuhaf kısmı; Ödev teslim etmeye gelen maymun kostümlü biri falan. Yani gülmekten yerlere yatabilirim allahım!

Beş tiyatro oyunu okudum. Beynimde Romeo Juliet'e 'Hay lanet karı ay ben bunun için mi hayattan vazgeçtim!' derken Macbeth ise 'Al al tahtı münasip bir yerlerine saplarsın artık!' diyor. Yani kafamdan roller türettim. Böyle bir şey yok ya! Neden bunları son günde yapıyorsun Berry! Git hafta boyu yap! Bunu öğrenci olmayan biri anlayamaz efendim. Ödevin ve sınavın münasip zamanları vardır. Mesela son günü. Ya da okulda acilen yapılan ödevler. Valla okulda hiç ödev yapmadım bu sene. Hep evde yaptım. Çalışkan olmek bunu gerektiriyor çünkü.

Nerelerden nerelere geldik bilmiyorum. Hah! En son diyordum ki kostum partisi maymun kostümü falan filan! Şimdi bende kendime uzun süredir izleriğim American Horror Story dizisinde ki Lady Gaga'nın karakterini ve bir kaç kişinin karakterlerini birleştirip ortaya bir şahane eser çıkarttım. Odamda müzede gibi saklıyorum o derece. Gıda boyasıyla kanlar yapıldı. E, gıda boyasından bahsediyoruz, elimin tamamı kırmızı ve mavi renk kaldı. Yıkıyorum yıkıyorum çıkmıyo!! Aaa üst tarafları yeniden çıkmamış! Mavi Kir Masmavi kir aaa! Ya ne diyorum bilmiyorum.

Tişörtün üzerine birinin kanlarını içmiş efekti verildi. Ne kadar siyah kıyafet varsa ortaya çıktı. Daha sonra, kendime kırmızı saç spreyi aldım. Denedim böyle nasıl diyeyim, pembe gibi bir renk çıktı ortaya. Yarın büyük ihtimalle ondan yapmayacağım.

Bir de Santa dönemine girdik. Etrafta meri meri kıristmıss!! Şeyleri geziniyor. Ve biz anca hala 'bayram gelir evlere, sevgi verir dillere vsvs.' Neden biz insanlara Meri kıristmıs diyemiyoruz. Neden bizim ülkemizde hala yılbaşı ağacı süsleyene 'piiisss gavuuuur!' gibi sıfatlar yerleştiriliyor. Her yıl yapatım yani. Alırım ağacımı takaırm süslerimi. Haa bu yıl yapamadım gerçi o var. Bebeler ağacımın ayağını kırdılar. Annem de atmış herhalde. Ama odamda hala Noel Baba figürlerim var. Noel baba demişken. Küççükken her şey ne kadar güzeldi.

Hele bir anım var ki Noel Baba'yı gerçek sandığım dönemler falan. Yani beş altı yaşları öyle diyeyim. Bir yılbaşı akşamı, babam işe gidiyor iş çıkışı ne kadar hediyelik bulursa alıp kapının önüne bırakıyor. Sonra eve girdiği anda ''Berry, bak noel baba ben gelirken hediyelerimizi bırakıyordu koş al bakalım neler almış. Eski apartmanımız vardı bizimdi yani aile apartmanı. İki katlı falan. Alt kata inip kapıyı açardım karlar içinde hediyecikler. Alıp çıkardım. Şimdi dönüp bakıyorum da yani ne güzel günlerdi.

Yani nasıl olduysa bunun üstünden bugüne geldik ve şuan hayat beni resmen iki kere atıp bir kere tuttu!

Noel baba yok demek bana hala kötü bir şey gibi geliyor yani ateistlik gibi. Evet var olmadığını biliyorum tabii. Ama her zaman bu anıyı hatırlar, ahhh noel babiiişşşş ahhh! diye iç geçiririz.

Her yılbaşı gibi TV'de olacak olan klasik noel filmleri izleyeceğiz ama bu sefer farklı bir şeyler de olacak. Yani mesela kuzenim gelecek, sabaha kadar içip Noel Baba katına yükseleceğiz falan. Hayat nasıl biliyor musunuz? Ariana Grande'nin Noel babaya inanmayıp Santa Tell Me adlı şarkı yapması gibi falan.

Noel Baba'nın gerçek olmadığını anlamamın iki sebebi vardı. Yani birinde soğudum açıkça söyliyeyim.


  1. Elin Noel adlı şahsı benim nasıl babam oluyor?!
  2. Noel Dayı


Noel ruhune girmemi bu sene tarih hocası sağladı. Nasıl merak ediyor musunuz? Hayıııır! Dediğinizi duyar gibiyim. Ama yinede anlatmazsam olmaz. Kırmızı bir kazak giymiş noel ağaçları ve geyikler olan. Yani o sıra Tutu ile birbirimize bakıp ''Noel Ruhuuu!!!!'' diye hunharca gülüşümüz falan. Hocaya her bakışımızda ''Hristiyan hristiyan şeyler.ss'' yapmamız. Yani böyle insanlardan zarar beklemek ayıp olur yani.

Hadi yarın büyük ihtimalle anlatacak çok şeyim olur ama üşenip yazamazsam öbür gün gelir zaten okullar da tatil oluyor yılbaşı sayesinde. Teşekkürler Santa!

Merry Christmas! - Berry