tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2023 Perşembe

ne tatildi ama

     Şimdi anlatacağım olay aslında 2021 yazında geçti. O dönemlerde bloga online olmadığım için şimdi anlatmak farz oldu. Bir çılgınlık edip bu sefer de bir arkadaşımla tatile gidelim dedik ve gittik. Aslında bundan önceki sene de arkadaşlarımla tatile gitmiştim ama arkadaşlarımın ebeveyni de yanımızda olduğu için ona pek 'baş başa tatil' demiyorum. 

    Sezon sonu için harika uygun fiyatta bir yer bulup gittik. O dönemlerde de tatile gittiğim arkadaşımı sevgilisi aldatmıştı fakat sonrasında barışmışlardı yani sıkıntılı bir dönemden geçiyorlardı. Arkadaşım da içkiye alışık bir insan değildir kesinlikle, her akşam onun sarhoşluğuyla uğraşıyordum. Tatilin sabah saatleri mükemmelken akşamları benim için cehennemi aratmıyordu. Sürekli sevgilisiyle tartışıyor ve ben sürekli onlarının dramalarını çekmek zorunda kalıyordum. 

    İlk günlerde kafama koymuştum, tatilde biriyle tanışacaktım. Yine o eşcinsel chat sitelerine girip birileriyle konuşmaya başladım. Şans eseri kaldığım yerde çalışan biri ile iletişim kurmuşum. Tatil boyu kimliğini gizleyerek benimle konuştu. Aslında ufacık bir gözlemle arkadaşım ve ben onun kim olduğunu anlamıştık bile ama çaktırmadık işte. Tatilimizin bitişine iki gün kala sabah havuz başına içince ''Kahvaltınız hazır'' diye geldi o kişi... Arkadaşım da ''bak seninki bize jest yapıyor'' demişti. Gerçekten sanırım ilk kez bir erkek benim için jest yapıyordu. 

    Bana yüzünü ben kaldığımız yerden ayrıldıktan sonra gösterecekti, öyle anlaşmıştık. Mesajlaşırken birbirimize eski aşklarımızı ve travmalarımızı da anlatmıştık. Aslında bizden birşey olmayacağı çok açıktı çünkü kendisi hala bir travmayla uğraşmaktaydı. Yine de ümitlenmiştim işte. Tatil dönüşü otobüste İstanbul'a dönerken bana yüzünü gösterdi. Tam da düşündüğümüz kişi çıkmıştı. Biz daha restoranta girmeden bize kahvaltı servisini hazırlamasını sorduğumda ''sen gitmeden bir jest yapmak istedim'' dedi. Aslında ben ona oradayken sahile gitmeyi, sohbet etmeyi önermiştim ama belki de cinsel kimliğinin ortaya çıkabilecek olması tedirginliğini yaşıyordu. Olabilir, bende insanlara oldukça zor güvenen biriyimdir. 

    Bir süre daha instagram üzerinden sohbet ettik fakat sonrasında iletişimimiz kesildi. Ben buraya böyle zamanın alakasız olduğu hikayeler yazıyorum. şuan ''berry bize ne 2021 yazından bize günümüzden bahset'' diyebilirsiniz ama ben böyle üzerinden yıllar geçince geçmiş yazılarımı okuyup o kişilerin kim olduklarını düşünürken çok eğleniyorum. İnternet günlüğümde bu kişinin de olması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta ilk kez tatilde biri ile bir iletişim kurmuştum... Daha nicelerinin olmasını ümit ediyorum... 

    berry

25 Haziran 2020 Perşembe

yaz tatili düşleri ve biraz fazla kaçan isyan

yine gözyaşlarım eşliğinde yazacağım bir konu daha. malum coronavirus hala bitmedi, evden çıkmamaya devam ediyorum. bugün odamda yine mutsuz bir ruh haliyle müzik dinlerken içeride annem hanımın telefonla konuşmasına kulak misafiri oldum. teyzemle bodrum hakkında konuşuyorlardı hemen yanına koşup detaylıca dinledim. yazlık bir ev kiralayıp gidebileceğimiz hakkında bir şeyler söyledi teyzem ama annem aksine okul paraları vs vs vs kafa ütüledi ve konu kapandı muhtemelen.

tam üç yıldır istanbul sınırlarından çıkmak nasip olmuyor allah kahretsin artık. para problemleri dedik okay ama şimdi tam bir şeyler olabilir derken corona denen şu hastalık hortladı tüm dünyayı kapladı yine gidemeyeceğim. yine eminim ki seneye de bir bok çıkar sonra da çıkar. hayatta en çok üzüldüğüm şey böyle fırsatları hep yaşım küçükken kullandık şimdilerde ise hiç bir şey yapamıyorum çok üzücü. oysa tam gidip yaz aşkını iliklerime kadar yaşayabileceğim bir yaştayım. geçen sene de tatile gitmememize bir kaç hafta kala dolandırıldığımızı öğrenmiştik bir şekilde iptal olmuştu.

artık o kadar ihtiyacım var ki biraz uzaklaşmaya anlatmama imkan yok. bıktım artık insanlardan, istanbulun havasından trafiğinden kalabalıklığından tek isteğim biraz olsun uzaklaşıp kendimi toparlayabilmek. evet, biliyorum dünyanın en büyük derdi değil bu 'tatil' olayı ama gitmek istiyorum. gerçekten millet hiç olmazsa köyüne falan gidiyor yazın ama akrabalarımızdan hiç kimseyle iletişimimiz olmadığı için böyle şey de yapmıyoruz. gerçi yapıp ne yapacağım orada akrabalarla özgür olmak yerine istanbuldan daha çok zincirlerle bağlı olduğunu hissedersin... yok o da kalsın rafta.

bir kaç zamandır avrupalı ve amerikalı yaşıtlarımın yaşadıklarına bakıyorum da bu bizim yaşadığımız hayat mıymış diyorum. 17-18 yaşlarında arkadaşlarla seyahat etmeye dünyanın dört bir yanını dolaşmaya başlıyorlar. gerçekten coğrafya kaderdir ben hiç böyle şeyler yaşayamayacak mıyım? ben artık bu ülkede nefes dahi alamadığımı hissediyorum. sevgili desen... gerçekten turkish gay community'den hiç bir bok olmaz. herkesin kafasını seks bürümüş yok şöyle yaparım yok böyle yaparım ben burada oturduğum sürece hiç bir şekilde aşk bulamayacağım. farkında mısınız en güzel yıllarımdayım ve hayatımda hiç kimse yok! çıkıp gezebileceğim, sevebileceğim bir erkek yok! ne kadar acı. herkes aç sekse aç. bıktım artık. ne kadar isyan edersem edeyim bu böyle gelmiş böyle gidecek. tek isteğim bir an önce burayı terk etmek ve hayallerimi yerine getirmek.

tamam, hayallerim bazen çok uçlarda olabiliyor.. yani, sanatçılık falan ama ben kendime inanırsam bunu başarabileceğime inanıyorum. bir şekilde yolunu bulacağım, kuşkum yok. ama bir diğer hayalim daha var ki bu aslında dünyanın en basit hayali bile olabilir. aşk! bir ailem olsun istiyorum.. samimi, sıcak ve mutluluk dolu. hiç bir zaman amaan yaşım gelsin de evleneyim demiyorum ama hayatımda gerçekten istediğim biri olsun, birlikte yaşamaya değer biri olsun istiyorum sadece, çok şey değil!

her neyse işte o kadar çok isyan doluyum ki artık kusmak istiyorum resmen. zaten şu yaşadığımız boktan dönem psikolojimi eksi seviyelere indirmişken üstüne her gün yeni depresyona sokucu konular ekleniyor. ne diyebilirim ki bir an önce buradan gitmek istiyorum... başka da bir şey yok.

ne bileyim şimdi bodrum yahut antalya arasında bir yerde olsam... belki bir turist ya da mucizevi bir istek ama hayallerime yaklaşan bir türk bile olsa olur! ama zannetmiyorum türkiyede bunları yaşayacağımı... şu an içimde öyle bir his var ki anlatmama imkan yok! resmen boğazımda bir his var ağlamak ister gibi ama aynı zamanda gözlerimden de ateşler fışkırıyor! insanlar kanımı emer gibi rahatsız ediyor beni artık...

daha fazla YETEEEEER diye çığlık atmak istemediğim için kısa tutuyorum bu isyanımı. biliyorum ne büyük dertler değil mi... ama işte böyle... berry'nin yaşamı bundan ibaret... benim hayatım aşk! 

berry x

24 Ağustos 2018 Cuma

bu nasıl bir sıcak böyle

son bir kaç gündür ciddi anlamda yanıyorum. hava o kadar sıcak ki duştan çıkıp daha kurulanırken başlıyorum ‘of çok sıcak’ demeye. hani tamam deniz kum güneş okay iyi eğlenceli haha falan ama geceleri uyuyacağım desen uyku yok beş yüz saat dön dolaş yok olmuyor. bir film izleyeyim kitap okuyayım da iki kültürleneyim desen yok onuncu sayfada ter tanecikleri süzülü süzüle göze giriyor. çıkıp bir yerlere gitsem desek güneş tepede akşam baş ağrısı. bir de o amele yanıkları ve acı çekmek sonra yoğurt sürme ritüelleri. yok yok en iyisi bahar.

havalar sıcak olmasın demiyorum. olsun ama yerinde olsun. önceden böyle değildi hava ya sanki biraz daha normaldi çöl sıcağı yoktu. geçmişle günümüz arasında çok fark var aslında. mesela eski türkiye’de avrupalı-amerikalı turistler gezerlerdi binbir türlü milletin insanı gezerlerdi türkiye şehirlerinde. şimdi istanbul’un her yerinde türkçeden çok arapça tabelalar ve kara çarşaflı araplar var. 

hatırlıyorum eskiden taksim ne kadae hoştu. şuan sanki arabistanın bir yerini geziyormuş gibi gösteriyor maalesef. bunun sebebi politik olarak dünyadaki durumumuz olduğunu düşünüyor ve çok irdelemiyorum. mazallah bir şafak operasyonuyla alınırım falan. 

bu sıcak bir tek nasıl çekilir biliyor musunuz? böyle tatil köyünde olacaksın sağında solunda yakışıklılar güzeller keseceksin onlara kendini beğendirmeye çalışacaksın diskonda eğleneceksin yemeklerini yiyeceksin (ki tatilde o pancake falan benim tabak bildiğiniz bir dağ oluyor fit gidersem fat dönüyorum tatilden) ancak öyle çekilir. 

geçenlerde de hava sıcak diye bir denize gidelim dedik. demez olaydık aldılar beni yanlarına sabahın erken saatlerinde daha kargalar bokunu yemeden gittik sahile kadar ayağımızı suya sokamadık. pinpirikli benim kuzenimle sevgilisi tutturdular ay yosun var ay bu insanların girdiği suya girmem ben diye. ayağımızı sokamadan çıktık. yolda bunlar aptal aptal her şeye kavga ettiler. yok gözünün üstünde kaşın var, yok whatsapp’ı neden sildin. sonra beni postaladılar eve çekemedim onları ağzımı açıp tek bir kelime bir şey konuşmadım. çok boş bir gündü. 

ama annem demişti. kuzenine güvenipte gitme gel bizle gidelim eğlenelim demişti. ben eve dönüp kös kös oturdum annemler orda yediler içtiler yüzdüler güneşlendiler. salak olduğumla kaldım.  

sıcaktan bunalmış bir halde yatağımda uzanırken, ‘allahım cehennem provası mı bu ya’ diye haykırarak yazıyorum bunları. 

gerçi şey gibi de gözükmek istemem ‘ay allahım nolur bahar gelsin kış gelsin battaniyemi üstüme atıp film izleyeyim fotoğraf atayım instagrama story atalım off’ 

ben daha çok bahar insanıyım hava ne sıcak ne soğuk olacak. ortalama güzel araplar gelirken ülkelerinin sıcaklarını da getiriyorlar herhalde. çöl sıcağı çünkü bu serap falan görüyorum. 

neyse ben çok konuştum çok sıcak beynime vurdu herhalde aldım elime telefonu yazdım öyle içten bir sohbet olsun iki sohbet edelim diye özlemişim yazmayı ama. 

haydi seviliyorsunuz. 

berry. 

19 Temmuz 2017 Çarşamba

aşk hayatım o kadar kötü ki

bundan kısa bir süre önce Çilek ile tanıştım. kendisi viyana'da yaşamasına rağmen bizden iyi türkçe konuşuyor. herneyse, tövbe ettiğim sitelere geri döndüm kısaca.

tanıştık, konuştuk, politika yaptık falan konu biraz aşk hayatımıza girdi. kendisiyle aramızda sekiz yaş var ve kendisinin benim için çok yaşlı olduğunu iddia etti. bende anacım akıl yaşta değil baştadır diye girdim konuya ve inandırdım falan.

dezavantajı çok online değil yani bir çıkıyor 2-3 gün hiç bir şekilde dönmüyor. bir de dönünce bana pişkin pişkin 'unutmuşum' diyor. yani yine allah bana karşı buna bu mutluluk fazla birazını alayım dedi çünkü biz çok iyi anlaşmıştık. gerçi on beş temmuz günü tanışırsan hayatın ne kadar iyi olabilir berry diyen olmadı.

dün değil önceki gün döndüğünde işte unutma dedim, unutmam akşama çoook vaktim var dedi ve yine iki gündür ses seda yok. yani çok tuhaf en son whatsapp a geçeyim bari en azından oradan görür dedim, sorunun üstüne başka soru da sıkıştırdığım için konu bir türlü ona gelmedi. işte klasik olarak, bana o sitelerdeki insanlardan farklı olduğumu falan söyledi. bende tabii tell me something i dont know diye geçiştirdim biraz.

ama güzeldi. çok muhteşem bir enerjisi var. akrep ile kova burcu anlaşabilir mi lütfen öneriler verin. geçen facebook da adını aradım tabii ki bulamadım. hayır yani insan soyadından kimlik nosuna kadar alır ama almadım işte. aşk sarhoşluğuma denk geldi.

hayır yani bu gidip de bir daha online olma olayını daha önceden de yaşadım. Alman diyelim ona, gitti gelmedi o kadar konuştuk o kadar mavi boncuklarımızı dağıttık. en son geldiğinde barselona'da olduğunu ve döndüğünde konuşmaya devam edeceğimizi söyledi ama tık yok!

daha önemli bir konuya girelim iso, en yakın arkadaşıma ASILDI. asılmakla kalmadı onu ayarlamam için bana yazdı. yani böyle şey olabilir mi biz altı ay bir şeyler paylaşmışız ve ben arkadaşımın hastanede oluşunu değil bu bloga seni anlatmışım. iyi bilirdik isoyu da arkamızdan iş çevirirmiş meğer. sinirlerimi çok bozdu. resmen eski sevgilim bana arkadaşımı ona ayarlamamı istediğini söyledi. tabii ki sverige boş durmadı özelden konuştuklarını da ss ledi. işte bizim yaşadığımız şeyler çok önemli değilmiş de bilmem ne. ulan biz altı ay çıktık, kapanışta bana gelip 'başlamadan bitsin' demesinde ne mal olduğunu anlamam gerekirmiş!

aşk hayatım kötü gidiyor. sanırım benzini bitti hiç gidemiyor ya da kesik kesik gidiyor.

burç yorumuma bakalım; ''Temmuz 2017'ye yalnız giren Akrep burcu insanlarının biraz daha beklemede kalması gerekiyor. Canlılık ve heyecan arayışınızın karşılık bulmasını istiyorsanız beklemeli ve doğru zamanda harekete geçmelisiniz. Bu ay içerisinde karşınıza çıkacak olan bir kişi sizinle herkesten daha farklı ilgilenecek. Özel konuşmalar, özel paylaşımlar içerisinde olacaksınız. Hisleriniz yoğunlaştığında da belki bir ilişkiye başlayabilirsiniz.''* demiş bir burç sitesi. yani resmen Çileği anlatıyor.

bende cuma günü tatile gidiyorum, belki de orada özel biri çıkar karşıma -allam inş allam dinimiz amin-

haydi hayırlara vesile olsun, ben kaçar!

burç yorumu aldığım site için tık!

2 Haziran 2017 Cuma

bir yaz sendomu: ANTON

yaz gelmesiyle yine aklıma umutsuz vakalarımdan hatta sendromlarından biri olan anton geldi aklıma. 

yine tatil için antalya'ya gitmiştik her şey mükemmeldi. di diyorum çünkü tatilimizin içine edilmişti o yıl. annemin bir arkadaşı da gelmişti bizimle ben ondan yılan diye bahsedeceğim. kadın çok iyi bir kadın şimdi eğlencesi falan tam ama özgüveni olmadığı için akşama kadar içiyor anca öyle insanlarla iletişime geçebiliyor.

okey, içsin hiç bir problemi yok ama kardeşim içmeyi bileceksin yani! 

şimdi bu sevgilisine ben annemlerin yanına memlekete geldim dedi oysa biz o süre zarfında gittik deniz kenarında sex on the beachlerimize içtik, adam kestik. yani eğlencesi cidden iyi bir kadın akşama kadar koptuk falan sonradan dedik ki bir akşam bara gidelim. allah belamızı verseydi, ayaklarımız kopsaydı, girişte kaza kurşunu gelseydi de girmeseydik o bardan içeri.

şimdi ben o zamanlar tabii yaş yetmiyor bara girmek için garsona annem dedi ki ''gelicez ama oğlumu da almanız gerekecek yani yoksa gelmeyiz.'' adamda zatten bir yılan'a bir anneme yürüyor dedi ''yaa öylemi ben hallederim ya problem olmaz ama siz beni bulun şimdi almazlarsa falan.'' dedi. biz neyse akşam oldu girdik bardan içerde kundakta bebek var yine adam sanki bütün yetki ondaymış gibi göstermiş bize dfldsf yazık. aslıyo geliyo bizim salakları dansa kaldırıyor falan. içkiler getiriyor bize benim tarifim bak bu çok güzel diye bir içkiyi verdi bana tadına bir baktım bildiğin beyliz yani ne var bunda. 

sonra hepimizin kafası güzel falan kalktık oynuyoruz kardeşimin tuvaleti geldi annem şimdi onla gitti. bizde yılanla kaldık pistte baba oynuyoruz ama nasıl bir oynamak ben yine normal oynuyorum ve yandaki rus tayfanın arasına giriyorum ara sıra da bizimkilerin yanına giriyorum. 

canım herhalde bir an meryemin yanına gitmek istedi bi gittim yere eğilip çılgın hareketler yaptı içkisini döktü sonra kalkınca baba kız yere bir yapıştı. HERKES bize bakıyor! gerçekten herkes ve sonradan etrafımıza toplandılar. ben rezillikten disko ışıklarından daha hızlı renk değiştiriyorum falan kalktı ''yok yok sorun yok'' diyip yeniden dans etmeye başladı ben gittim oturdum tabii günlük rezillik ihtiyacımı karşıladığımda.

neye bu o gün iki erkeğin yanında odasına gitti. tabii ben kıskançlıktan çatlıyorum çünkü aralarında tek çıtır benim! benim böyle şeyler yapmam lazım ama kimseye de pas vermiyorum. sabah da kadına 'orospusun.' gözlerimle bakıyorum.

neyse o gün bir çocuğu gördüm havuzda. anton. rustu. yani akrep dövmeli çocuk'da rustu. -akrep dövmeli çocuk yazısı için tık!- sanırım rus fantazim var. neyse o rusların beyaz teni, sarı saçları, mavi gözleri ve cool tavırları beni çok etkiler. gördüm bunu tabii benim kalp intihar falan etti.

bizde çok sosyaliz yani annem inanılmaz sosyaldir animatörlerle kankayız. ben en çok trans birey olanla yakınım çünkü ikonik biri. sonra işte biz yine böyle animatör tayfayla oturup sohbet ederken bi çocuk ona adıyla seslendi ''ANTON, come here!'' diye dedim ALLAAAAAH buraya geliyooorrr. içimden çiftetelli oynuyorum dışımdan da morarıp morarıp kızarıyorum.

geldi bi selam falan verdi sonra gittiler. kendime lanet ettim bir haftadır oradaydım ve onu tatilimin son iki günü görmüştüm sadece. şuan yüzünü bile böyle çok net hatırlamıyorum ondan geri hatırladığım tek şey, hotdog desenli beyaz tişörtü ve mavi pantolonu adeta stil ikonuydu yaa.

neyse, bundan uzun zamandır bahsetmek istiyordum. bahsettim işte. sizlere de iyi yazlar bebişkolar.

-berry x

12 Ağustos 2016 Cuma

Tatil'de 1/5 [Yollara Düşüp Kalkamamak]

Herkese Merhabalar!

Sonunda bir tatil yaptım ve tatil bitsede gelip anlatsam diye diye bitirdim ve dün gece evime geldim.

İlk olarak şöyle bir not vereyim. Tatile gitmeyi 5 dakika içinde kararlaştırdık ve hemen hazırlıklara başladık. Sat sabah beşte yola çıkacağımız için hiç uyumamaya ve biraz olsun arabada uyurum umuduyla uykusuz kal(ama)dım.

Tatil heyecanımıdır bilemem ama saat dört sularında bastıran uykuma yenik düşüp yatağıma girdim. Ama ne girmek. Saniyede bir sinekler ısırdı. Sırtım hatta ayaklarımın altı. Bir sinek neden bir insanın ayaklarının altını ısırır? Ki ben bu konuda huyluyum başka biri ayağıma dokunsa bile huylanan biriyim. Kendim bile. Kaşırken ne kadar acı çektim bir ben biliyorum.

Herneyse işte öyle böyle saati beş yapıp yataktan kalktım aa ne güzel annemler de kalkmıştır yaa umuduyla. Kalkmamışlar. Kardeşime gidip sordum ve kutsal bir cevap aldım. "Saat altı da gidiyormuşuz." Neyse dedim Berry sakin ol bir saat geçer.

Kafamda harika bir tatil var ve önümde 8 saatlik bir yol..

Herneyse. Planın saçmalıklarından ilki bizi eniştem Bodrum'a götürecekti, bizi bırakıp geri dönecekti.  Üzüldüm bayağı.

Daha sonra ben tam apartmandan çıktım ve şu meşhur sadece göğüsten aşağı yeri ayakkabıyı gösteren bir foto çekiyim dedim. Çekemedim olmadı. Bari olmamışken bir foto çekiliyim dedim adeta kamera bana oynuyordu. Güzel çıkmadım bir kaç daha foto çekerken apartmandan biri çıkıp bana baktı. Ama nasıl bakmak o itici itici baktı karı. Eğer problem selfie çekmekse velkam tu cehennem. Bir de ona özçekim diyorlar. *orospu gülüşü*

Yola çıktık. Henüz bizim oralardayız yani nasol diyim benim oturduğum yerlerdeyiz. Anlamıştım bu yol asla bitmeyecekti. Ama dedim kendime Berry dayan harika bir tatil olacak sen kuzenin çok eğleneceksiniz çook.

Neyse sabah sekiz oldu tabii kahvaltı da etmediğimiz için acıktık bir yere gidip yiyelim dedik. Tam olarak hangi şehir neresi bilmiyorum ama gittik bir yere. Oturduğum masanın karşısında bir adam var ki off! Hatta attığım tweet de de bunu belirttim.




Keşke o adam eskort olaydı. Bu benim içimde haka bir yara.  Ama yemek yerken kes kes öldüm. inanılmaz öldüm hemde. Bir rezillik çıkmadan yemeğimi bitirsem derken bir ara ifşasını çektim.

Tost sipariş etmişim gidip. Nası yiyeceği diye 8384 saat kendimle bir savaşa girdikten sonra kibar ol! Diyerek hemen tostu elime alıp koparıp ağzıma attım  Baktım böyle olmuyor. Aldım yedim valla. Bu arada çektiğim ifşada da bana mı bakıyor ne? Yoksa flash mı patladı benden habersiz bilemiyorum.

Yok ya olmamıştır.


Herneyse biz orada mola verdikten sonra yola devam ettik. Yarı uyanık, yarı uyur bir halde bir mola daha sığdırdık araya aslında burada başladı her şey. Bütün o atraksiyonlar.

Annem teyzemi aradı dedi biz işte bla bla yerdeyiz siz vardınız mı. Teyzem uzuun bir konuştu sonra annem yemin eet dedi uzata uzata. Telefonu kpattığı anda 'Neymiş? Ne olmuş?' diye sorduk hepimiz. "Yaa hiç beğenmemişler oteli şimdi başka bir otele bakıyorlar." bütün hayallerimin kırılma noktası buydu. Kuzenimi falan aradım o da dedi işte hiç fotoğraflarla alakası yok diye. İçimde bir korku var ki istanbul'a geri dönmek. Gidemem yani bu kadar yoldan diye içim kan ağlıyor.

Neyse işte biz yine bayağı bir yol gittiik gittiik.. İzmir'e vardık. İso iki üç gün öncesine kadar buradaydı hemen ona mesaj attım. Biraz konuştuk falan. Yol boyu her uyanıklığımda bir mesaj atıp gittim. Neyse işte yol devam etti uzun bir süre.

Sonunda Bodrum'a vardık. Otelin yoluna saptık biraz. Sonra farkettik ki deniz bayağı kanalizasyon gibi kokuyo. Amaan pislikleşicem bayağı bok baba. Ben dedim bence de bu otel iğrenç falan. Denize sıfır yazıyordu ama arabayla 5 dakikada çıktık o yokuşu. Plaj desen vasat. İnsanların kalitesi yok. Teyzem demişti zaten "hiç kaliteli insan da yok!" diye.

Otele girdik. Eniştem teyzem yüzleri asık oturuyolar. Yanlarında da bir afet var. O koca otelde tek güzel şey oydu gerçekten.

 


Gerçekten güzel olan tek şey bu adamdı. Bizimle ilgilendi falan bayağı. Hem de. yakışıklıydı. bir gün kalmak şartıyla bizi iyi bir otele yollayavaklarını söylediler. Tamam dedik ve bir hünümüzü böylece bitirdik. 

Hoşca kalın ❤️