yazmayı özlüyorum buralara ama yazacak bir şey yaşadın mı derseniz hayır. içimde sanki bir şeyler biriktiriyorum ama bu sayfayı açtığım anda gidiyor hepsi. aklımda onlarca fikir var ama iki kelimeyi bir araya getiremiyorum.
bol bol kitap okudum şu sıralar. özellikle stefan zweig'ın kitaplarına takmış durumdayım. o kadar mükemmel kitaplar yapmış ki, çoğu cümlesinde kendimi buluyorum sanki. ilk sayfalarda daha içine çekiyor beni. şu sözle başlıyor 'bilinmeyen bir kadının mektubu' ''sana, beni asla tanımamış olan sana'' aslında ne kadar beni anlatıyor bu cümle. aslında kafamın içinde onlarca düşünce var kırmızı'ya karşı. o bilmese de tanımasa da ben onu seviyorum. dört yıldır vazgeçemediğim tek şey. Ne kadar da doğru bir cümle. kafamda milyarlarca anımız var, ama kırmızı adımı biliyor mu? bilmem. belki. küçük bir ihtimal.
bir doğru cümle daha: ''senin her sozcüğün benim için bir incil ve dua yerine geçti.'' kırmızı kötü biri bunu biliyorum kalbimin, beynimin her köşesinde bunu biliyorum ama vazgeçemiyorum. her yolu denedim yüzüne dahi bakmadım bir süre ya da okulda görmedim ama olmadı yapamadım. yine bir yerden sesini duydum kalbim attı. yine. unutamadım onu. onu sevmek aslında her saniye olduğun yerde saymak gibi bir şey. hiç bir bok olmayacağını biliyorsun ama yinede vazgeçemiyorsun tıpkı öyle bir şey işte. tıpkı o söz gibi, onun ağzından çıkan her kelime kutsal oldu bana. ondan iğrenmem gerektiğini söylerken insanlar, ben onu kutsal gördüm. benim kutsalım oldu.
ve yakın zamanda anton çehov'dan martı'yı okudum tekrar. o kadar güzel bir kitap ki, karakterlerin düşünceleri o kadar özel ki. treplev ve nina'da kendimi buldum sanki. treplev'in düşünceleri beni çekti kendine. insanlardan farklı olmaya çalışması ama her seferinde bir engelle karşılaşması hatta annesinin bile yeni şeyler denemesini onaylamaması. tek aşkı nina olan sağdık biri. nina ise oyuncu olmak için her şeyi yapmaya hazır bir genç kız. oyun boyu onun yaptığı hataları ve çöküşü bana kendimi hatırlattı ben de öyleyim. hayallerime kimi zaman annem bile inanmıyor (tıpkı treplev'in annesi irina gibi.) ama ben, hayallerimin peşinden nina gibi gitmeye çalışıyorum. büyük bir hata ya da geri dönüşü olmayan bir şey olsa dahi.
ben özlüyorum çok kırmızı'yı. her gün aynı ortamda bulunup konuşamamak ya da bakamamak ne kadar acı bir şey. ya da ben ona taparken, onun adımı bilmemesi falan. son senem. ona dolu dolu bakmamın son senesi. bir kaç ay sonra tamamen hayatımdan çıkacak ve ben ne yapacağım gerçekten bilmiyorum. kanadı kopan bir martı gibi kalacağım sanki.
ya da belki, hayatımın bir yerinde hiç yaşanmamış bir şey olarak kalacak. hatırlamayacağım, anımsamayacağım. unuttuğum diğer şeylerin yanında sonsuza kadar kaybolacak bu duygularım ama benim tek gerçek aşkım bu hayatta. bir kez aşık oldum. ben 'aşk bir kezdir ikinci olmaz!' diyenlerden değilim. aşk gelir ve geçer sevgi kalır. ama ben kimseyi onun kadar seveceğime inanmıyorum. bilemiyorum sanki yolun başındayım ama, hissediyorum sanki. özleyeceğim onu. nasıl devam edecek hayatım bir kaç ay sonra?
sanki şuandan dört koca yılın kıymetini bilememişim gibi geliyor. d ö r t k o c a y ı l. unutmak istemiyorum. kaybetmek istemiyorum ama, sanki ellerimden uçuyor gibi.
romeo ve juliet'den bu konuya en uyan alıntıyla bitiriyorum yazımı. ''aramak boşuna, bulunmak istemeyeni.''
14 Ocak 2018 Pazar
özlüyorum
Etiketler:
anton çehov,
aşk,
aşk yazıları,
depresyon,
eşcinsel aşk,
kırmızı,
lgbt,
martı,
özlüyorum,
platonik aşk,
romeo juliet,
sevgi,
sezen aksu,
stefan zweig,
şiir,
umutsuz aşk,
unut beni
9 Eylül 2017 Cumartesi
günlük hakkında bir sohbet
herkese merhaba beni tanıyanlarınız varsa eğer günlüğümde neler yaptığım hakkında bağzı fikirleri vardır. ama üzülerek bağzı gelişmeleri yazmak istiyorum. bu sene üniversite sınavına giriyorum ve çalışmak için kendime zaman ayırmam gerekiyor.
ben bildiğiniz gibi oyunculuk okuyorum şuan ve üniversitede de buna devam edeceğim için bir yandan yetenek sınavları için sahne ve genel kültür çalışmam gerekiyor.
bu çalışmalardan daha iyi anlamak için sizlere de paylaşmaya karar verdim. ayda 5 kitap ve 15'e yakın film izleyeceğim bunların reviewlarını sizlerle paylaşacağım. ara sıra yaşadığım şeyleri de eklemeye çalışacağım -ygs ve yetenek sınavına çalışırken ne yaşayabilirsin? ve olmuştu... test çözerken paragrafta hayatımın aşkını bulmuştum.- yaşıtlarım hakkında şunu da söylüyorum. bir yıl sizin hayatınız için bir kayıp değil. gecenizi gündüzünüze katıp çalışın. istediğiniz şeyi yapıp mutlu yıllar geçirmek için. eğer bu yılı ayırmazsanız hayatınız boyunca bunun yükünü sırtınızda taşıyacaksınız. istemeyeceğiniz bir iş gibi.
felsefik konuşmalarım bittiğine göre eylül ayının sonunda ilk önizleme gelecek!
kocaman öpüyorum ve özgür olmama bir yıl var diyorum.
-berry
ben bildiğiniz gibi oyunculuk okuyorum şuan ve üniversitede de buna devam edeceğim için bir yandan yetenek sınavları için sahne ve genel kültür çalışmam gerekiyor.
bu çalışmalardan daha iyi anlamak için sizlere de paylaşmaya karar verdim. ayda 5 kitap ve 15'e yakın film izleyeceğim bunların reviewlarını sizlerle paylaşacağım. ara sıra yaşadığım şeyleri de eklemeye çalışacağım -ygs ve yetenek sınavına çalışırken ne yaşayabilirsin? ve olmuştu... test çözerken paragrafta hayatımın aşkını bulmuştum.- yaşıtlarım hakkında şunu da söylüyorum. bir yıl sizin hayatınız için bir kayıp değil. gecenizi gündüzünüze katıp çalışın. istediğiniz şeyi yapıp mutlu yıllar geçirmek için. eğer bu yılı ayırmazsanız hayatınız boyunca bunun yükünü sırtınızda taşıyacaksınız. istemeyeceğiniz bir iş gibi.
felsefik konuşmalarım bittiğine göre eylül ayının sonunda ilk önizleme gelecek!
kocaman öpüyorum ve özgür olmama bir yıl var diyorum.
-berry
19 Temmuz 2017 Çarşamba
aşk hayatım o kadar kötü ki
bundan kısa bir süre önce Çilek ile tanıştım. kendisi viyana'da yaşamasına rağmen bizden iyi türkçe konuşuyor. herneyse, tövbe ettiğim sitelere geri döndüm kısaca.
tanıştık, konuştuk, politika yaptık falan konu biraz aşk hayatımıza girdi. kendisiyle aramızda sekiz yaş var ve kendisinin benim için çok yaşlı olduğunu iddia etti. bende anacım akıl yaşta değil baştadır diye girdim konuya ve inandırdım falan.
dezavantajı çok online değil yani bir çıkıyor 2-3 gün hiç bir şekilde dönmüyor. bir de dönünce bana pişkin pişkin 'unutmuşum' diyor. yani yine allah bana karşı buna bu mutluluk fazla birazını alayım dedi çünkü biz çok iyi anlaşmıştık. gerçi on beş temmuz günü tanışırsan hayatın ne kadar iyi olabilir berry diyen olmadı.
dün değil önceki gün döndüğünde işte unutma dedim, unutmam akşama çoook vaktim var dedi ve yine iki gündür ses seda yok. yani çok tuhaf en son whatsapp a geçeyim bari en azından oradan görür dedim, sorunun üstüne başka soru da sıkıştırdığım için konu bir türlü ona gelmedi. işte klasik olarak, bana o sitelerdeki insanlardan farklı olduğumu falan söyledi. bende tabii tell me something i dont know diye geçiştirdim biraz.

ama güzeldi. çok muhteşem bir enerjisi var. akrep ile kova burcu anlaşabilir mi lütfen öneriler verin. geçen facebook da adını aradım tabii ki bulamadım. hayır yani insan soyadından kimlik nosuna kadar alır ama almadım işte. aşk sarhoşluğuma denk geldi.
hayır yani bu gidip de bir daha online olma olayını daha önceden de yaşadım. Alman diyelim ona, gitti gelmedi o kadar konuştuk o kadar mavi boncuklarımızı dağıttık. en son geldiğinde barselona'da olduğunu ve döndüğünde konuşmaya devam edeceğimizi söyledi ama tık yok!
daha önemli bir konuya girelim iso, en yakın arkadaşıma ASILDI. asılmakla kalmadı onu ayarlamam için bana yazdı. yani böyle şey olabilir mi biz altı ay bir şeyler paylaşmışız ve ben arkadaşımın hastanede oluşunu değil bu bloga seni anlatmışım. iyi bilirdik isoyu da arkamızdan iş çevirirmiş meğer. sinirlerimi çok bozdu. resmen eski sevgilim bana arkadaşımı ona ayarlamamı istediğini söyledi. tabii ki sverige boş durmadı özelden konuştuklarını da ss ledi. işte bizim yaşadığımız şeyler çok önemli değilmiş de bilmem ne. ulan biz altı ay çıktık, kapanışta bana gelip 'başlamadan bitsin' demesinde ne mal olduğunu anlamam gerekirmiş!
aşk hayatım kötü gidiyor. sanırım benzini bitti hiç gidemiyor ya da kesik kesik gidiyor.
burç yorumuma bakalım; ''Temmuz 2017'ye yalnız giren Akrep burcu insanlarının biraz daha beklemede kalması gerekiyor. Canlılık ve heyecan arayışınızın karşılık bulmasını istiyorsanız beklemeli ve doğru zamanda harekete geçmelisiniz. Bu ay içerisinde karşınıza çıkacak olan bir kişi sizinle herkesten daha farklı ilgilenecek. Özel konuşmalar, özel paylaşımlar içerisinde olacaksınız. Hisleriniz yoğunlaştığında da belki bir ilişkiye başlayabilirsiniz.''* demiş bir burç sitesi. yani resmen Çileği anlatıyor.
bende cuma günü tatile gidiyorum, belki de orada özel biri çıkar karşıma -allam inş allam dinimiz amin-
haydi hayırlara vesile olsun, ben kaçar!
burç yorumu aldığım site için tık!
tanıştık, konuştuk, politika yaptık falan konu biraz aşk hayatımıza girdi. kendisiyle aramızda sekiz yaş var ve kendisinin benim için çok yaşlı olduğunu iddia etti. bende anacım akıl yaşta değil baştadır diye girdim konuya ve inandırdım falan.
dezavantajı çok online değil yani bir çıkıyor 2-3 gün hiç bir şekilde dönmüyor. bir de dönünce bana pişkin pişkin 'unutmuşum' diyor. yani yine allah bana karşı buna bu mutluluk fazla birazını alayım dedi çünkü biz çok iyi anlaşmıştık. gerçi on beş temmuz günü tanışırsan hayatın ne kadar iyi olabilir berry diyen olmadı.
dün değil önceki gün döndüğünde işte unutma dedim, unutmam akşama çoook vaktim var dedi ve yine iki gündür ses seda yok. yani çok tuhaf en son whatsapp a geçeyim bari en azından oradan görür dedim, sorunun üstüne başka soru da sıkıştırdığım için konu bir türlü ona gelmedi. işte klasik olarak, bana o sitelerdeki insanlardan farklı olduğumu falan söyledi. bende tabii tell me something i dont know diye geçiştirdim biraz.

ama güzeldi. çok muhteşem bir enerjisi var. akrep ile kova burcu anlaşabilir mi lütfen öneriler verin. geçen facebook da adını aradım tabii ki bulamadım. hayır yani insan soyadından kimlik nosuna kadar alır ama almadım işte. aşk sarhoşluğuma denk geldi.
hayır yani bu gidip de bir daha online olma olayını daha önceden de yaşadım. Alman diyelim ona, gitti gelmedi o kadar konuştuk o kadar mavi boncuklarımızı dağıttık. en son geldiğinde barselona'da olduğunu ve döndüğünde konuşmaya devam edeceğimizi söyledi ama tık yok!
daha önemli bir konuya girelim iso, en yakın arkadaşıma ASILDI. asılmakla kalmadı onu ayarlamam için bana yazdı. yani böyle şey olabilir mi biz altı ay bir şeyler paylaşmışız ve ben arkadaşımın hastanede oluşunu değil bu bloga seni anlatmışım. iyi bilirdik isoyu da arkamızdan iş çevirirmiş meğer. sinirlerimi çok bozdu. resmen eski sevgilim bana arkadaşımı ona ayarlamamı istediğini söyledi. tabii ki sverige boş durmadı özelden konuştuklarını da ss ledi. işte bizim yaşadığımız şeyler çok önemli değilmiş de bilmem ne. ulan biz altı ay çıktık, kapanışta bana gelip 'başlamadan bitsin' demesinde ne mal olduğunu anlamam gerekirmiş!
aşk hayatım kötü gidiyor. sanırım benzini bitti hiç gidemiyor ya da kesik kesik gidiyor.
burç yorumuma bakalım; ''Temmuz 2017'ye yalnız giren Akrep burcu insanlarının biraz daha beklemede kalması gerekiyor. Canlılık ve heyecan arayışınızın karşılık bulmasını istiyorsanız beklemeli ve doğru zamanda harekete geçmelisiniz. Bu ay içerisinde karşınıza çıkacak olan bir kişi sizinle herkesten daha farklı ilgilenecek. Özel konuşmalar, özel paylaşımlar içerisinde olacaksınız. Hisleriniz yoğunlaştığında da belki bir ilişkiye başlayabilirsiniz.''* demiş bir burç sitesi. yani resmen Çileği anlatıyor.
bende cuma günü tatile gidiyorum, belki de orada özel biri çıkar karşıma -allam inş allam dinimiz amin-
haydi hayırlara vesile olsun, ben kaçar!
burç yorumu aldığım site için tık!
Etiketler:
akrep burcu aşk,
aşk,
ayrılık,
burç yorumu,
kötü aşk,
pislik,
tatil,
yeni umutlar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)