8 Şubat 2016 Pazartesi

Aşk Hayatım Bi' Yükselişte!


Önce girmeden benim burcum Akrep ve aşk hayatım böyleymiş. 

Sevgili Akrep burcu, 2016 yılında aşk hayatınız çok daha farklı ilerleyecek. Yalnız kalma ihtiyacınız geride bıraktığımız yılın sonlarına doğru ortadan kalkmaya başladı ve yeni yılın gelmesiyle beraber aşk hayatınızda hareketlilik olmasını isteyeceksiniz. Merak etmeyin, isteğiniz yerini bulacak ve aradığınız aşkı yıl içerisinde bulma fırsatı yakalayacaksınız. Bazılarınızın aşk hayatı alışılagelmişin dışında ilerlemeye başlayacak. İlginç birliktelikler gündeme gelebilir.

Evet böyle gayet iyi gibi gözüküyor değil mi? Hiç öyle değil. Aşk istiyorum yani bilmiyorum artık bir sevgili falan ama olmayınc olmuyor ne yaparsın. 

Bugün neden burç yorumuyla girdim? Çünkü aşk hayatım daha doğrusu buna aşk hayarı dememeliyiz ama yükselişte gibi gibi. 

Bugün okulun ilk günü çok mutsuzdum. 3 saatlik uykuyla gitmek zorunda kaldım yine o okula. Ondan sonra Tutu ile vakit geçirdik bayağı bir eğlendik falan yani. 

Espriler falan havada uçuyordu. Tiyatro hocası girdi ders işlemedi anılarımızı anladık kısacası işte tatilde ne yaptın konusu. Aşk hayatı falan sordu. Aşk hayatı ne yaa. Hoca kendi ergenliğini anlattı falan ben niye böyle şeyler yaşayamıyorum demeden alamadım kendimi. 

Sonra ne olsa beğenirsiniz. Kırmızı kapıdan girdi biz Tutu ile OHA olduk hayır içinizden değil bayağı mal gibi ona bakp oha diye bağırdım ya. Tutu da öyle. 

Hoca da dedi "Kırmızı sen yakışıklısın istediğin herkesi alabilirsin" falan dedi ben gidicektim. Tabii ki olmadı. Yanımdan birini aldı gitti. Ben hala şok güle güle çıktık dınıftan derse geldik. Ders falan boştu onlar işte son birkaç derste Maviş ile anılarım oldu. 

Geldi önüme oturdu kolumu falan sıkıyor. Gözlerimin içine bakarken nasıl parlıyor o mavi gözleri. Bide konusuyo o ses tonu falan bir güzel. 



Sonra bir çocuk var Togi. Yani dedi ki fotoğrafımı çekebilir misin dedi bende dedim evet aldım çektim. Sonra dedim ki ses tonun da bir güzeldi. "Çektim." Ondan sonra dedi ki "o nasıl çektim demekti lan boşaldım." Dedi tabii biz Tutu ile kopuyoruz gülmekten. Böyle bir şey yok. 

Böyle geçti daha sonra detayla anlatırım. Gerçi böyle diyorum anlatmıyorum neyse. 

Kendinize iyi bakıın 🙏🏼

BERRY'nin film eleştirilerini yazdığı blog 'Berry Film' için tık

Twitter; @BerryGunluk

4 Şubat 2016 Perşembe

Yakışıklı Günlükleri: Ah Jon! Vah Justin!

Herkese selamlar öncelikle, uzun zamandır yokum? Neden çünkü evcil ejderham bilgisayarımı yedi. Falan filan... Herneyse... Anlatacak bir konum bile olmadığı için size hayatımın yakışıklılarını tanıştırmak istiyorum.

Sizinle evcil yakışıklı kocalarımı tanıştırmak istiyoruum....

VE KARŞINIZDA... JON KORTAJARENA!

  

Bu benim biriciğim, canımın en iç noktasından bir bey! 

30'lu yaşlarında olmasına rağmen vücudundan ve yüzünden en ufak yakışıklılık kaybetmemiş, aksine aldıkça almış. Bunu yaratan tanrıysa beni yaratan kim demek istiyorum sizin huzurlarınızda. Yani şu endama bakar mısınız? Asılmamak elde değil. Yani nasıl diyeyim, dövecekse bu dövsün. Atacaksa bu atsın duvardan duvara bu fırlatsın yani ne diyebilirim başka!

Jon haydi yine gel benim ol! Gerçi daha önce olmamıştın ama gel ve ol işte. 

Gözünün karasından, vücudunun en ince detaylarına kadar taptığım bu adam. Gerçi Tutu beğenmemişti bunu yani çirkin falan demişti. Ama şu keskin vücut hatlarına bakar mısınız? Delirmek üzereyim yani. Bunu benimle aynı tanrı yaratmış olamaz. Bunu üst levellerda biri yaratırken beni daha başlangıçtaki biri yaratmış olmalı! 

Ben kendimi bunlarla aynı keseye koymaya bile korkuyorum ya!

Bırak insan demeyi!

Genel Özelliklerini İnceleyelim;
-Tuvalet eğitimi tam
-Bazı durumlarda aşırı tatlı olabiliyor ve sizin ışığı görüp tahtalıköy de ki yazlığınıza götürebilir.
-Yanınızda siz yokken dışarı tek yollamayın, kız erkek asılan çıkar ve sizin de namus davanızı ölümle tamamlamanız gerekebilir.
-Günde en az üç dört kere bir tas yemek yer.
-Aşırı tatlılık yaptığında bir öpücük... (allahım sen konuyu biliyorsun.)

Gece sarılacaksın buna, koklayacaksın sabaha kadar sarılacaksın. Bu dünyada gördüğüm en seksi erkeklerden biridir bu bey!

Bu da böyle biline!

Veee... Sırada benim hayatımın tamamını alsın dediğim... Benim adeta tanrım olan Justin Timberlake. Az önce dedim ya hani dövecekse bu dövsün falan. Bu ikisi benim olarak obaaa! Tamam derim artık ölebilirim.


Yani şu şebeleğe bakar mısınız? 

Şimdi doğal olarak diyebilirsiniz adam evli, çocuğu da oldu sen neyin tribindesin. Ya ben onun için aile dağıtmayı göze almışım ya! Şuna bakar mısın? Şu taşlığa her zerresinden karizma akan şu adama bir bakar mısınız?

Tamam bu kadar yeter asılmayın enişteniz olur!

Beni yakınımdan tanıyanlar JT aşkımı bilirler. Albümünü aldığımda öpücüklere boğduğumu hatırlıyorum. İstanbul konserini kaçırdığım için gece boyu ağladığımı da bilirim yani. Ne malmışım bir bilet alıp gitseymişim en azından bir görseymişim. Bir daha gelene kadar ooooo.....

Genel özelliklerini inceleyelim;
-Tuvalet eğitimi tam
-Aşırı titiz (Öyle ki istanbul'da kendine özel asansör temizleneceği bile eklemişti.)
-Sesi güzel şarkı söyler
-Bir bakışıyla kalbinizi ortadan ikiye ayırıp tekmeleyebilir... Ama Justin bey, o kırdığın kalp anayın poselen takımı değil
-Aşırı tatlı olabilir böyle durumların ilacı bir öpücük olabilir (amin, çok amin.)
-Tasmasız sokağa çıkarmanızı önermiyoruz. Her an britney sıçrayabilir.

---

Okuduğunuz için teşekkürlerr....

BERRY'nin film eleştirilerini yazdığı blog 'Berry Film' için tık

Twitter; @BerryGunluk


17 Ocak 2016 Pazar

Kurallar! Yasaklar! 'Mustang' Filmi Hakkında.

Herkese Merhaba!!! *Ağır derecede spoiler içerir filmi izleyecek olanlar okumayabilir.*

Uzun zamandır bloga yazamıyorum farkındayım. Uzatmadan konuya girmek istiyorum.

Türk yapımlı film Mustang, Oscar ödüllerinde 'En İyi Yabancı Film' dalında adaylık kazandı. Şimdi bende bugün boş bulduğum ilk dakikada açtım izledim filmi. Elimde ki mavi not defterine saniye saniye notlar aldım. Bende tiyatro okuyorum yani biraz anlıyorum bu işlerden uzatmadan direk filme geçmek istiyorum...

Öncelikle gözüme çarpan ilk şey diksiyonlar oldu. Bilmiyorum, kelime sonları uzatılıyor ya da kelimeler yanlış bir şekilde söylenmesi kulağıma çok battı ve 'Diksiyon' diye not aldığım yerin altını iki üç kez çizmek zorunda kaldım. İkinci gözüme çok çarpan ise amatör bir kısa filmde oynuyor gibi rol yapan kişiler. Bu herkeste yoktu ama rol yaptığını çok belli ediyorlardı ve doğal değillerdi. Bakışları olsun, kelimeleri olsun...

İlk başlarda izlerken babaanneye çok gıcık kapmıştım ''Ah elime bir verseler de ben de onu öyle dövsem.'' falan dediğimi hatırlıyorum. Filmv gittikçe ortaya çıkmaya başladığında, amcalarından kızları koruduğunda vs. kadının aslında sadece gerikafalı olduğunu ve çevreden ne duyarsa onlara inanan kendi halinde bir kadın. Kızlar okuldan çıktıktan sonra kızlı erkekli denize gidip oyunlar oynuyorlar deve güreşi falan aptal komşunun biri görüp hemen babaannesine iletiyor ama nasıl? işte efendim yoldan çıkarıyorlar oğlanları, kendilerini tatmin ediyorlar mı dersin her şey var atıp tutmuş masum oyunu! İnsanlar neden bu kadar kıt dedim. Hayır film için değil tamamen kendi düşüncem için. İnsanlar başkalarına ahlak polisi kesilmiş! Hayır sizene insanlardan yani! Sen 'ahlaklımısın' o zaman ahlakınla yaşa! Öyle insanların kısaca ağzına sıçayım öyle insanların gerçekten öyle.

Ahlak kelimesi bize nasıl geldiyse; Kısa giymiş, ona gitmiş, onu öpmüş, bununla yatmış yani kimene bundan sen kendine bak kardeşim! Sen iyi bir insanmısın? Ahlaklı mısın bak bakalım. Ahlaka girme sebebim film tamamen bunun üzerine kurulu beş kız kardeşin ahlaklarını koruyan (!) amcaları ve babaanneleri!

Kişi orospuluk mu yapıyor? Sanane! Bakireymiş diğilmiş sanane! Senin çeneni mi yoruyor onlar?

Herneyse bekaret raporu almaya gittiler bunlar da amcalarıyla. Yani bilimsel olarak bir şeye yaramayan küçücük kan damlasını ne kadar çok büyütüyoruz? Bunun yüzünden insanları öldürüyoruz farkında mısınız? Namus adı altında.

**

Neyse sonra babaannesi kızların odasına girip ahlaklarını bozacak(!) ne varsa aldı hepsini. Sonra amcası bunları ne zaman görse zaten 'orospular' gözüyle bakıyor. Yani şöyle; Kızlardan biri kalkıp sağa sola yürüse adam diyecek ki sen kesin namussuzsun hemen bekaret testine hooop diye!

Küçük kızın deyimiyle; ''Ahlak'' bozulmasın diye evde ders almaya başladılar. Hayır kağıt kalem değil, yemek, temizlik derslerine başladılar. Mantılar, dolmalar, börekler, el işleri, cam silme vs. 'Aman canım ahlakımız bozulmasın!'

Babaanneleri kızlara o küçük kızın deyimiyle 'boka benzeyen elbiseler' dikip giydiriyor kollar uzun etekler yere kadar falan filan... Ama yine de yırttılar falan... Ne fayda etti?

Evden baskıdan kaçmaları çok çok iyiydi yani camdan gidiyorlar tabii bunlar anlaşılınca kapılar uzatıldı, camlara tel taktırıldı yani ev onlar için tamamen hapisaneye döndü.

Sonra tek tek evlendirilmeye başladılar. Evlenen gidiyor evden. Kötü yanı da buydu, küçük kız ne yapıyorsa neyi işitiyorsa biz onu görüyoruz onun için çoğu şeyin ucu açık bitti. Evlendikten sonra ne oldu falan hepsini merak ediyorum. Sonunda ne oldu mesela...

Gerdekten sonra çarşaf kontrolleri, kan çıkmayınca doktora gidip kontroller falan tam bir türkiye'ydi. Yani bazı yorumlar okudum filmle ilgili işte bizi yanlış anlatıyorlar falan! Hayır efendim her şeyi doğru! İnsanlar böyle ahlak adı altında şu koca evrendeki küçücük dünyamızda barışımızı sağlamıyoruz. Birbirimizi öldürüyoruz, biz bir barışı sağlayamadık!

İnsanlar Mars'a gitsin mi sorusuna hayır cevap vermek istiyorum şuan, biz insanlar, orayı da kirletiriz merak etmeyin...

****

Sanırım en resmi yazılarımdan biri oldu bu yazı... Sizi güldürmek yerine biran gerçek hayatın içine girdik ve biraz daha yüzleştik onlarla...

Kendinize iyi bakın...

Twitter: @BerryGunluk