7 Ağustos 2022 Pazar

bilmiyorsun ama seni rüyamda gördüm

     Kırmızı benim ilk aşkımdı. Onu en son lise mezuniyetimizde görmüştüm ve gözlerimle elveda demiştim. Bu sıralar hayatımda çok konusu açılmasa da rüyama girdi bir anda...

    Geçenlerde bir arkadaşımla bir bara eğlenmeye gidip geldikten sonra akşamında ''her ne kadar biriyle birlikte olursan ol senin için Kırmızı hep çok farklı biliyorum...'' demişti. Haklıydı. O her zaman benim içimde bir yara olarak kaldı ve zannedersem hep böyle kalacak.  Artık durduk yere aklıma gelmiyor, sanırım çok vakit geçtiğinden... Onu en son Haziran 2018'de görmüştüm, ne yazık. Geçenlerde bir arkadaşım metroda onunla karşılaştığını söylemişti bana ''berry, hiç değişmemiş'' diyerek. 

    Yaşansaydı nasıl olurdu demeden edemiyorum aslında şimdi. Bir de şimdi çok değiştim, karantina boyunca bolca kilo aldım ve şuan yoğun diyet ve sporla formumu geri kazanmaya çalışıyorum. Bilmiyorum, belki de birileri tarafından beğenilmek istiyorumdur. 

    Herneyse, rüyama geçecek olursak... Bir gezi için yurt dışına gidiyorduk bir toplulukla birlikte. Kırmızı da otobüste tam yan koltuğumda oturuyordu. Her ne kadar kesik kesik hatırlıyor da olsam bir anda kolunu benim omzuna attığını hatırlıyorum... Kalbimin gerçekten çarptığını hissettim. Sonrasında bende sol kolumla ona daha çok sarıldım kendisi başlarda biraz tereddüt etse de sonrasında daha sıkı sardı beni... O an işte içimde bir burukluk hissettim neden bilmiyorum. Lise birinci sınıftan beri beklediğim biri olduğu içindir belki de... Sonrasında gezdiğimiz tarihi yerlerin birinde dudağıma bir buse kondurdu. Ne yazık, çok hissetmedim dudaklarını dudaklarımda. 

    Sonrasında gözlerimi açtığımda gerçek dünyaya döndüm. İçim yine buruktu. Biraz onun fotoğraflarına baktıktan sonra kendime geldim sanırım.  Tam da bir ayrılığın sonunda böyle bir rüya görmüş olmam umarım bir işarettir...

    Belki de evrene gönderdiğim mesajlar bir gün yerine ulaşacaktır, kim bilir!

    berry

son birkaç ay üzerine

  Son birkaç aydır işte şimdi oldu diyordum... sonunda yıllarca beklediğim aşkı yaşadım sandım fakat yanılmışım... Bittikten tam 24 saat sonra yazıyorum bu yazıyı... fakat üzgün değilim nedenini beni dinleyince anlayacaksınız.

  İnternet üzerinden bir İtalyan ile konuşmaya başladım. Birbirimizi aslında bir yılı aşkın bir süredir tanıyorduk ama bir şeylerin resmiyete dökülmesi son 7 ay içinde gerçekleşti. O'ndan Contini kod adıyla bahsedeceğim... 

  Başlarda düzgün giden konuşmalarımız birkaç ay içinde onun yeni bir işe girmesiyle iyice kopmaya başlamıştı. Gündüz veya gece yalnızca bir kez mesajlaşabiliyor, birbirimizi yeterince tanıyamıyorduk. Bu da beni rahatsız etmeye başlamıştı. Ona ''biz bir uzak mesafe ilişkisi yaşıyoruz mesajlaşmak bizim için zorunluluk'' dediğimde ona yönelik bir eleştiri yönelttiğim için bana sert bir cevapla ''ben sana vakit ayırıyorum fakat sen bunu takdir etmiyorsun'' diyerek karşılık verdi. Oysa benim takdir etmediğim şey neydi? Normal her insan gibi birine romantik hisler besleyip gün içinde yaptıklarımı paylaşmak mıydı? Bana sert çıkışının üzerini kapattım. Kendisi ikinci bir şans yarattı o gece. Ağustos ayında çalıştığı işinden ayrılacak ve böylece birbirimize daha fazla vakit ayırabilecektik. Hatta Türkiye'ye gelecekti ve benim üniversite eğitimimden sonra İtalya'da yüksek lisans yapabileceğim okulları sürekli bana ilerletiyordu.

  Gün geçtikçe içimde daha fazla umut varolmaya başlamıştı. Anneme hayatımda birinin olduğunu da tam bu zamanlarda söyledim. Arkadaşlarıma bu tartışmayı aktardığım zamanlarda biri ''bence bir şey değişmeyecek sanki ben böyleyim sen buna alış demeye çalışıyor!'' demişti. Ne kadar haklı bir yorum olduğunu sanırım görmek istememiştim. Aradan yine aylar geçti ve bugünlere geldik. Tarihler beş ağustosu gösterdiğinde bana tam yirmi dört saat boyunca tek bir mesaj bile atmadı... Benim günaydın mesajım orada bütün bir gün boyunca karşılık bekledi. Ertesi günün akşamı hiç bir şey olmamış gibi ''Here I am'' mesajını gönderdi. Bir süre sinirli olduğumu anlaması için mesaj göndermedim. Aradan dört veya beş saat geçtikten sonra ''Neredeydin?'' mesajımı gönderdim. Yirmi beş saniyelik bir sesli not göndererek ''Enerjim yoktu o yüzden yazmadım, hatta hiçkimseye yazmadım'' dediğini öğrendim. Sinir katsayım yükseliyordu. Sinirlendiğim şey yaptığı bu aptallıktan çok zaten başından kendisini belli eden birine gereğinden fazla çabaladığımdı! İlk tartışmamızda da kendisine 'meşgulüm, akşam yazacağım veya şu işle meşgulüm' diye mesaj yazmanın veya sesli mesaj göndermenin 2 saniyeden fazla sürmeyeceğini kendisine belirtmiştim. 

  Ben zaten asla konuştuğu kişiyle 7/24 kesintisiz mesajlaşmayı sevmeyen biriyim. Ama karşıdaki kişi beni önemseyen bir insansa ona nerede ve neden yok olduğumu mutlaka açıklardım... Asla yirmi dört saat boyunca onu habersiz bırakmazdım. 

  En sonunda tüm arkadaşlarıma da durumu anlattıktan sonra sesli mesajına yanıt vermedim... O da dün hiç bir şekilde bana mesaj atmadı... Sanırım bir hikayenin daha sonuna geldik fakat bu defa bittiği için üzgün değil aksine mutlu hissediyorum... Elveda Contini!

  berry

18 Mart 2022 Cuma

bir rüya gördüm dün gece

 bu gece gördüğüm rüya beni olması gerektiğinden biraz fazla etkiledi sanırım. aslında çok basit bir rüyaydı, seviliyordum. sevildiğimi hissediyordum en azından. tanımadığım bir kişiydi rüyamda gördüğüm aslında esmer ve güzel şekillendirilmiş siyah saçları vardı. göğsünün biraz altında yara izi vardı tişörtünü çıkarıp bana gösterdi. rüyamda daha önce hiç bu kadar spesifik bir ipucu almamıştım aslında. belki de kaderimde olan kişinin bir özelliğiydi bu ve bir vizyon olarak bana göründü orada.

sevimliydi...

insan rüyasında gördüğü, gerçekte yaşadığını bile bilmediği birine his besleyebilir mi? belki de uzun süren yalnızlığımın bir uydurmasıydı bu da... zaten her geçen gün umutlarımı biraz daha kaybediyorum. oldukça kilo aldım bu sıralar. daha önce de kilo vermiştim zaten işte tam olarak kilo vermeden önceki halime geri döndüm. kendimi beğenmediğim, aynalara bile bakmak istemediğim bir döneme girdim sanki her geçen gün kendimi biraz daha çirkin görüyorum aynalarda. ve çirkin olmak demek sevilecek biri olmamak demek maalesef. 'hayır, öyle değil' diyebilirsiniz ama belirli bir güzellik anlayışının altında olduğunuzda bu dediğim size daha anlamlı gelebilir. güzel insanlar için sevilmek çok kolay bir şeyken insanların ilk tercihi olmayan 'normal' bir insan için oldukça zor bir şey. 

arkadaş çevremde herkesin iyi veya kötü bir ilişkisi ve güzen anıları varken ben yalnızım. evet şanslı olduğum veya en azından kendimi şanslı gördüğüm özellik gerçekten iyi dostlara sahip olmam olabilir. ama insan bazen arkadaş değil de daha yakın birini istiyor yanında. basit şeyler aslında ama çok da zor. ne zaman biriyle konuşsam HEPSİ 'ama ben daha yeni uzun ilişkiden çıktım ve beni çok kırdılar' diyor. ne şanssızsam hep aynı bahane ile karşı karşıya kalıyorum. herkes birilerini kırmış ve bunun sonucu olarak ben o kişiyi bulamıyorum sanki. başkalarının hataları ile benim mutluluğum arasında bir orantı söz konusu sanırım. 

eşcinsel ve aşk istemek ne kadar zormuş! küçükken daha masum görünürdü böyle şeyler ama herkesin gözünü sex bürümüş. arkadaşımla geçenlerde bunun hakkında sohbet ediyorduk... gerçekten nasıl bu şekilde devam ediyorlar? nasıl düzenli birini istemiyorlar? birini sadece cinsel bir obje olarak görmeyi nasıl beceriyorlar anlayamayacağım sanırım. 

herneyse melankolik hissettiğim bir gecedeyim bugün. o kişi bir gün gelecek... çok bekledim ve buna deyecek demek istiyorum. hemde çok istiyorum. 

18.03.22 - 22:21