aslında bu olayı çok daha erken anlatmam gerekirdi ama bloga bir düzen getirdiğim için yazayım dedim. Siyah ile tanıştım bir kaç ay önce her şey normal konuşuyorduk. böyle ben ona hadi artık bana çıkma teklifi et diye bakıyordum. ondan hoşlanıyordum böyle tatlı ponçik ve 'yaralı' ruhu vardı dedim ben bunu iyileştireceğim.
tanıştık falan ilk aylardan ben flört kısmına geçmiştim bile hani her yazdığına gülüyordum ama o bir öküz olduğu için hiç gülmezdi ki bunu söylemişti de. ben öküzüm bana odun diyolar diye. nedeni babası da öyleymiş, kimse onunla arkadaşlık etmek istemiyormuş falan. ama ben de bir psikolog edasıyla ona bunun bir problem olmadığını anlattım ama bir zaman sonra anladım ki aslında bu bir problemmiş... yani ben yazmadan yazmaz oldu sonra ben de bıraktım yazmayı aylar sonra beni aramış bir kaç kez açamadım sinemadaydım. yazdım buna ''yaa önemli bir şey mi vardı?'' diye. ''yoo öylesine aramıştım.'' dedi.
bir defa daha aradı bu sefer de babamlaydım açamadım ama artık canıma tak etti içimden bir ses onu aramamı söylüyordu. bir ses ise aramamam. kendi içimde kuralar çekerken birden bire ondan mesaj geldi. ''merhaba'' bayağı heyecanlandım kalbim güm güm atıyor böyle deli gibi. salağım ben! sanki çocuk çıkma teklifi etti! sonra ben de ''merhaba'' dedim. ve o meşhur cümleyi kurdu. ''müsait misin?'' evet falan dedikten sonra bir görüldü bıraktı ama çevrimiçi. ben diyorum ki kesin kesin arkadaşlarına artık çıkma teklifi zamanı geldi mi diye soruyor ve edecek derken bir mesaj daha geldi. 'hayatında biri oldu mu?' ben öldüm bu sefer dedim KESİN teklif geliyor çünkü bunu bir insana neden sorasın? bir kaç dakika yine çevrimiçi ama bana görüldü şeklinde takıldı. ardından bir mesaj geldi. 'bak senin gibi çok iyi bir arkadaşım var istersen sizi tanıştırayım. olmazsa sadece arkadaş kalırsınız?' dedi derin bir OFF çektim böyle bir mod düşüklüğü ne bileyim tuhaf bir his. hoşlanmaya başladığınız kişi size birini yapmaya çalışıyo. yapmaya çalıştığı kişiyle de konuştum olmadı. o da pasif çıktı konusmayı bitirdik.
ERTESİ GÜN berry yine durmadı. bana durmak hiç yakışır mı? ben bu sefer kesin açıklayacaktım. içim içimi yiyordu böyle yazdım. sildim. yazdım. sildim. en son pes etmedim ve o yolla butonuna bastım. ama ölüyorum şimdi kesin reddedecek mal gibi kalacağım ortalıkta diye triplere giriyorum. ardından geçen bir on dakikalık süreçte kendimi yedim. neden yaptın sen salak mısın berry diye kendimi dövüyorum ve telefona bakamıyorum. bir cesaret baktım ve mesaj var. bir allahu ekber çekip girdim. ardından girdim.
''üzgünüm berry. ben gönlümü birine kaptırdım onla konuşuyoruz.'' ben de ''okey'' demekle yetindim ve beni yıkamadın hala ayaktayım der gibi bir kaç emoji koydum. sonradan bir mesaj daha geldi; ''seni kırdım mı?'' evet kırdın ama bu kırdığın kalp de can diye atarlara gelmedim kendimi yine güçlü göstermek için. ''hayır'' dedim. ''emin misin?'' dedi. ''evet.'' dedim. şuan hala konuşuyoruz. karanlığın elli tonu çıktığında beraber gitmeye karar verdik ve bir oyunuma onu da davet edeceğim şuan Siyah bir numaralı damat adayı benim için. ses kayıtları atıyor bana böyle tatlış tatlış ölüyorum böyle. şuan şakalaşmalarımız ve 'arkadaş' günlerimizle dolu geçiyor.
geleceğimde bir yüzük görünür umarım.
-berry x
🌃 || twitter: @berrygunluk || PR & İletişim: berrygunluk@gmail.com ||
5 Şubat 2017 Pazar
hayatında başka biri varmış
Etiketler:
aşk,
aşk acısı,
başka biri,
başkasına aşıkmış,
ikinci kadın,
müslüm gürses,
rakı
4 Şubat 2017 Cumartesi
hani benim sevdiklerim? hani gönül verdiklerim?
bugün ıssız adam'ı bilmem kaçıncı kez tekrar izledim ve ilk günkü gibi duygu karmaşasıyla döndüm. ne zaman bu filmi izlesem o son sahne geldiği anda, o sarıldıkları an gidiyor bende! gözlerden yaşlar falan. ya da Ada'nın Alper'in odasına gittiği sahne o ağladı ben ağladım. o sarıldıkları sahne var ya! kuzenlerimle izledik bugün o sahnede herkes tavana bakıyo herkes depresyon herkes ağlıyor. herkes ANLAMAZDIN ANLAMAZDIN! melodisiyle gözlerini siliyor. filmde adeta eski şarkılarla aşk yaşıyorum sözleri dinlerken bir ağlama daha geliyor.
aklıma yaşadıklarım geliyo veya yaşayacaklarım demeliyim sanırım.
kırmızı, iso, güneş... hepsi hayatımda farklı yerler tuttu. hepsine birbirinden biraz daha değer verdiğimi fark ettim. ama aralarından en çok kimi sevdim? ya da gerçekten aşık oldum ki olmasam 'vazgeçtim' dememin üstünden aklımdan bir saniye bile çıkmadı.
kırmızı'yı ben mi unutamıyorum yoksa hayatın hep bir şekilde karşıma çıkarmasından dolayı mı unutamıyorum bilmiyorum. tam artık ondan vazgeçtim. artık onda bir şey bulmuyorum diyorum ya da sadece kendimi kandırıyorum ama benimle bir etkileşime geçiyor. geçenlerde geldi benimle konuştu mesela. tutu'nun yanına geldi ilk servisi sordu sonra da bana 'çakmağın var mı?' dedi ama tabii ki yoktu. ben zaten yanıyorum çakmağa ne gerek var getir sigarayı değdir bana... diye içimde de erotik bir reklam oynuyor.
sonradan gitti birinden buldu heralde geldi bana 'yardım edebilir misin?' diye sordu. etmez miyim o sigarayı yakışını gördüm sonra ellerim tir tir titriyor tabii yaşanmışlıklar var bir mazi var diyeceğim üstünden beş yıl geçmiş gibi. çakmağı alırken eli elime deydi bir cız etti ki. ben tabii ölüyorum. o şuana kadar olan son konuşmamızdı kim bilir daha olur mu?
hayatıma daha fazla kim girecek ya da kimler beni üzecek diye düşünürken Güneş'i hatırlıyorum. beni engellemesi ve okulda arkadaşlarının bana yaşattığı o utancı sonsuza kadar unutmayacağım içimde bir kin parçası sonsuza dek duracak onun için. hiç affetmeyeceğim. bir de oyunları olduğu gün önümden geçti ve bizim oyunumuzda kulise girdi. hiç utanma ya da bir 'onu üzdüm yaa' hissi oluşmamış onda sanırım. resmen iğrençliğiyle karşımdaydı o an. kendimi attım kulisten dışarı dayanamadım aynı ortamda olmaya. yüzüne bakmıyordum ve sürekli kendime uğraşacak başka şeyler buluyordum.
şöyle bir açıklama yapıldı bana galiba en doğru da bu; biz onlara hayallerimizdeki gibi aşık oluyoruz. yani onlarla kurduğumuz hayallere göre. ama gerçekte... o hayallerde beyaz atla beklerken onlar arkadaki atı çoktan kesip mideye indirmiş oluyor.
şu şarkıdaki güzel sözlere takıntılıyım şu sıralardada onun için bırakıyorum buraya :)
-berry x
🌃 || twitter: @berrygunluk || PR & İletişim: berrygunluk@gmail.com ||
aklıma yaşadıklarım geliyo veya yaşayacaklarım demeliyim sanırım.
kırmızı, iso, güneş... hepsi hayatımda farklı yerler tuttu. hepsine birbirinden biraz daha değer verdiğimi fark ettim. ama aralarından en çok kimi sevdim? ya da gerçekten aşık oldum ki olmasam 'vazgeçtim' dememin üstünden aklımdan bir saniye bile çıkmadı.
kırmızı'yı ben mi unutamıyorum yoksa hayatın hep bir şekilde karşıma çıkarmasından dolayı mı unutamıyorum bilmiyorum. tam artık ondan vazgeçtim. artık onda bir şey bulmuyorum diyorum ya da sadece kendimi kandırıyorum ama benimle bir etkileşime geçiyor. geçenlerde geldi benimle konuştu mesela. tutu'nun yanına geldi ilk servisi sordu sonra da bana 'çakmağın var mı?' dedi ama tabii ki yoktu. ben zaten yanıyorum çakmağa ne gerek var getir sigarayı değdir bana... diye içimde de erotik bir reklam oynuyor.
sonradan gitti birinden buldu heralde geldi bana 'yardım edebilir misin?' diye sordu. etmez miyim o sigarayı yakışını gördüm sonra ellerim tir tir titriyor tabii yaşanmışlıklar var bir mazi var diyeceğim üstünden beş yıl geçmiş gibi. çakmağı alırken eli elime deydi bir cız etti ki. ben tabii ölüyorum. o şuana kadar olan son konuşmamızdı kim bilir daha olur mu?
hayatıma daha fazla kim girecek ya da kimler beni üzecek diye düşünürken Güneş'i hatırlıyorum. beni engellemesi ve okulda arkadaşlarının bana yaşattığı o utancı sonsuza kadar unutmayacağım içimde bir kin parçası sonsuza dek duracak onun için. hiç affetmeyeceğim. bir de oyunları olduğu gün önümden geçti ve bizim oyunumuzda kulise girdi. hiç utanma ya da bir 'onu üzdüm yaa' hissi oluşmamış onda sanırım. resmen iğrençliğiyle karşımdaydı o an. kendimi attım kulisten dışarı dayanamadım aynı ortamda olmaya. yüzüne bakmıyordum ve sürekli kendime uğraşacak başka şeyler buluyordum.
şöyle bir açıklama yapıldı bana galiba en doğru da bu; biz onlara hayallerimizdeki gibi aşık oluyoruz. yani onlarla kurduğumuz hayallere göre. ama gerçekte... o hayallerde beyaz atla beklerken onlar arkadaki atı çoktan kesip mideye indirmiş oluyor.
şu şarkıdaki güzel sözlere takıntılıyım şu sıralardada onun için bırakıyorum buraya :)
-berry x
🌃 || twitter: @berrygunluk || PR & İletişim: berrygunluk@gmail.com ||
2 Şubat 2017 Perşembe
İnsanlığa Bir Mektup; Bir LGBT bireyinin gözünden
Bu yazıyı yazmayı düşünüyordum ama bir türlü kendimde bunu yazacak psikolojiyi bulamadım ama bu sefer yazacağım! Psikolojimi bunu yazmaya iten şey şu video.
İnsanların bir kısmı 'Homofobik' diye isimlendirdiğimiz kısım, bizleri insandan saymayan ve sadece tek bir cinsel yönelim olduğunu savunan insanlar. Şu ana kadar saygılı bir homofobik yorum bile okumadım. Küfürler, ölüm tehditleri, ve hatta ölümler. Hande Kader ve sayısız Trans bireyin ölüm haberleri. Onlar bize sadece nefretle bakıyor peki neden?
Ben size ne yaptım? Belki hiç konuşmamız bile olmadı ama bir yerlerde beni gördüğünüzde neden 'ibne' dediniz? Hiç tanışıklığıız olmadığı halde neden ona vurdunuz? Neden saldırdınız arkadaşıma? Böyle videolara denk geldiğimde aklımdaki soru şu oluyor; ''Benim de sonum bu mu olacak?'' korkuyla yaşamak nedir hiç bilmiyorsunuz çünkü siz kabul gören bir cinsel yönelime sahiptiniz. İnsanlar tarafından tek doğru olarak kabul edilen.
Ama biz vardık. Ama sizin bizi görmezden gelişiniz, aşağılamanız ya da bizi görünce alay geçmeniz, gülmeniz ya da çocuklarınıza aşıladığınız şeyler yüzünden okulda sözsel tacize uğradık. Evet belki bunlardan daha büyük problemler vardı ama ne kadar incittiğini hiç düşündünüz mü?
Ya da dünyada en değer verdiğimiz kuşkusuz ailenizdir. Ailenizin size sırtını çevirdiğini bir daha hiç konuşmadığınızı, sizden ölesiye nefret edeceğini düşünüdünüz mü hiç? Ben düşündüm. Hala düşünüyorum. Ergenlik dönemimdeyim ve ailem gey olduğumu öğrendiğinde verecekleri tepkiden korkuyorum. Ben belki hayatıma ailesiz devam edebilirim. Siz hiç böyle bir stres yaşamadınız değilmi? Ailenize heteroseksüel olduğunuzu açıklamak zorunda olmadınız.
En acı kısımlardan birine geliyoruz. Okulda aşık olduğumda, aşık olduğum çocuk bana bir şey yaptığında beni incittiğinde, sizler gibi anneme gidip anlatamıyorum. Onun yanında ağlayamıyorum. Sizi sevdiğiniz üzdüğünde ailenize anlatabilirsiniz. Ama ben anlatamıyorum. Baze geceler yatağımda ağlıyorum deli gibi. Hatta küçükken okullar yeni başladığında arkadaşlarımdan farklı olduğumu hissettiğimde yatağımda ağlardım. Neden ben 'farklıyım' Ya da Allah'a yalvarırdım ''Lütfen ben düzeleyim.'' diye çünkü benim ailemde de her Türk ailesinde ki gibi homofobik bir taraf var bu toplumdan geçen bir şey, topluma göre şekillenmişler ve bunu kötü bir şey olarak görmüşler.
Oysa ben, sizin gibi bir insanım. Sizin gibi aşık oluyorum, sevdiğim insanlar oluyor. Siz eşcinselliği aşk olacak bilmiyorsunuz ama aşık oluyoruz sizinle aynı seviyede. Ama biz bunları haketmiyoruz. Bir Trans birey gece saldırıya uğrayabiliyor, öldürülebiliyor. NEDEN?
Biz size bir şey yapmadığımız halde sadece sevgi ve dostluk çerçevesinde yaşamak isterken siz neden bize zarar veriyorsunuz?
Daha güzel, mutlu gelecekler için HOMOFOBİYİ DURDURUN!
-berry
🌃 || twitter: @berrygunluk || PR & İletişim: berrygunluk@gmail.com ||
İnsanların bir kısmı 'Homofobik' diye isimlendirdiğimiz kısım, bizleri insandan saymayan ve sadece tek bir cinsel yönelim olduğunu savunan insanlar. Şu ana kadar saygılı bir homofobik yorum bile okumadım. Küfürler, ölüm tehditleri, ve hatta ölümler. Hande Kader ve sayısız Trans bireyin ölüm haberleri. Onlar bize sadece nefretle bakıyor peki neden?
Ben size ne yaptım? Belki hiç konuşmamız bile olmadı ama bir yerlerde beni gördüğünüzde neden 'ibne' dediniz? Hiç tanışıklığıız olmadığı halde neden ona vurdunuz? Neden saldırdınız arkadaşıma? Böyle videolara denk geldiğimde aklımdaki soru şu oluyor; ''Benim de sonum bu mu olacak?'' korkuyla yaşamak nedir hiç bilmiyorsunuz çünkü siz kabul gören bir cinsel yönelime sahiptiniz. İnsanlar tarafından tek doğru olarak kabul edilen.
Ama biz vardık. Ama sizin bizi görmezden gelişiniz, aşağılamanız ya da bizi görünce alay geçmeniz, gülmeniz ya da çocuklarınıza aşıladığınız şeyler yüzünden okulda sözsel tacize uğradık. Evet belki bunlardan daha büyük problemler vardı ama ne kadar incittiğini hiç düşündünüz mü?
Ya da dünyada en değer verdiğimiz kuşkusuz ailenizdir. Ailenizin size sırtını çevirdiğini bir daha hiç konuşmadığınızı, sizden ölesiye nefret edeceğini düşünüdünüz mü hiç? Ben düşündüm. Hala düşünüyorum. Ergenlik dönemimdeyim ve ailem gey olduğumu öğrendiğinde verecekleri tepkiden korkuyorum. Ben belki hayatıma ailesiz devam edebilirim. Siz hiç böyle bir stres yaşamadınız değilmi? Ailenize heteroseksüel olduğunuzu açıklamak zorunda olmadınız.En acı kısımlardan birine geliyoruz. Okulda aşık olduğumda, aşık olduğum çocuk bana bir şey yaptığında beni incittiğinde, sizler gibi anneme gidip anlatamıyorum. Onun yanında ağlayamıyorum. Sizi sevdiğiniz üzdüğünde ailenize anlatabilirsiniz. Ama ben anlatamıyorum. Baze geceler yatağımda ağlıyorum deli gibi. Hatta küçükken okullar yeni başladığında arkadaşlarımdan farklı olduğumu hissettiğimde yatağımda ağlardım. Neden ben 'farklıyım' Ya da Allah'a yalvarırdım ''Lütfen ben düzeleyim.'' diye çünkü benim ailemde de her Türk ailesinde ki gibi homofobik bir taraf var bu toplumdan geçen bir şey, topluma göre şekillenmişler ve bunu kötü bir şey olarak görmüşler.
Oysa ben, sizin gibi bir insanım. Sizin gibi aşık oluyorum, sevdiğim insanlar oluyor. Siz eşcinselliği aşk olacak bilmiyorsunuz ama aşık oluyoruz sizinle aynı seviyede. Ama biz bunları haketmiyoruz. Bir Trans birey gece saldırıya uğrayabiliyor, öldürülebiliyor. NEDEN?
Biz size bir şey yapmadığımız halde sadece sevgi ve dostluk çerçevesinde yaşamak isterken siz neden bize zarar veriyorsunuz?
Daha güzel, mutlu gelecekler için HOMOFOBİYİ DURDURUN!
-berry
🌃 || twitter: @berrygunluk || PR & İletişim: berrygunluk@gmail.com ||
Etiketler:
eşcinsellik nedir,
homofobi,
homofobi nedir,
homofobiklik,
lgbt,
lgbt nedir,
mektup,
trans cinayetleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)