3 Ekim 2015 Cumartesi

Hafta Sonu Gıybeti / Rüyama da girdin, kesin beni seviyorsun!

Gerçekten çok sıkılıyorum. Bunaldım. Biraz daha sıkılırsam ilaçların tadına bakmaya falan başlayacağım belki ölürüm de ekşın olur. 

Gerçi ölsem de arkamdan ağlayanlara bakıp "aaa bak bu beni sevmezdi ehuehu" diye gülerdim de. Aslında öyle olmazdı korkudan ölürdüm falan ben ilaç zehirlemezse de. Bir kere jiletle ayna karşısında rol yaparken kolumda küçük minicik iğne batmış gibi bir yara açtım da nasıl korkuyorum ölücem diye anlatamam. 

Böyle böyle günün yarısına geldim. Asıl bomba şu; rüyamda Kırmızı'yı gördüm. Ama öyle böyle değil. Ne bileyim evde falan olsa güzel olurdu. Uyuyordum. Ama zaten dün gece hep akşıma getirdim. Okula gelmedi kim bilir kiminle sürtüyo falan. 

Gece rüyama girdi öküz. Çok romantkti be. Yolda yürüyoduk ve birden beni hayvanca öpmeye başladı. Aklımda milyon tane soru var. Öpüşmekte ğroyum zaten 38584892 kere öpüşmüş biri olarak... Şaka şaka bir kere bile öpüşmedim. Onun için rüya ayrımı da yapamadım kafam anın tadını değil de,

"Nasıl öpüşülür lan?" - "Abi napıcam?" - "ya ağzım kokuyorsa?"

Bunlar aklımı ele geçirmişken bir öptü o dudağını hissetti arkadaşlar her detayını hissettim yani. O kadar harika anlatdı ki bir uyandım yine yüz göz şişik. Abi nefret doluydum. Yatağa yatıl 'lütfen allahım, nolur devamını göriyim, bir kerelik be!' Diye aklımdan düşünürken yattım. Ama olmuyordu. Abi bu bir şaka falan mı? Korkunçlu türde bir rüya görsem uyanıp on kere uyuyup aynı rüyanın devamını görüp dururum! Ama neden. Neden. Nedeeeen?

Ama şunu da ekliyim; Rüyamada girdin ya. Kesin beni seviyorsun. Diye kendimi de öveyim de...

Bu gece de Alacakaranlık var. Edward'ı keserm biraz Emmet'ı da. Tamam Jacob'ı da. Amaaan herkesi işte. Bir kere daha Alacakaranlık serisini vermişti ki benim en sevdiğim kitap ve film serilerinden biridir. Bella'nın hunharca ağda yapma sahnesini bile kesmişlerdi. Yani biz ne ara böyle bir ülke olduk demeden edemiyorum. 

Öpüşme sahnelerini, seks leri falan bunlar her insanın yaptığı şeyler. Ayıp günah mı kaldı allah aşkına?

Herneyse. Düşünsenize Grinin Elli Tonu'uny verdiklerini düşünsene. Aslında filmde Christian Grey aşkım çok farklı anlatılmış. Kitap daha güzeldi. Tabii ki film de muazzamdı. 

Bugün aksiyon olmadığı için saçma konulara dalıcam vaya konudan konuya geçicem. Ve şunu da söylemeden edemeyeceğim. 

Okulda bir çocuk var on ikinci sınıf. Taş. Böyle bir tatlılık olmaz. Esmer güzeli yani kısaca. Geçen yıl aynı servisteydik falan severdik birbirimizi. Haa o manada değil yani o beni sevse şuan bu blog'u yazıyor olmazdım ehuehu. Dün geldi törende yanıma Dedi işte bir yardım kampanyası var şu kadar lira para vermen lazım sonra o partiye gelebilirsin. 

Bende içimden 'senin olduğun her yere gelirm kaçır beni spiderman.' Ama direk mantıksal zekamla düşünüp "Buna tek karar veremem ailemle konuşmam gerek." Dedim. O muhteşem gözlükleriyle bana baktı. 

"Tek mantıklı cevabı sen verdin." Dedi benimde içimde bir Ego tabii. Maviş'in gitmesinin üstüne matem havasından çıkarttı beni. İşte buda böyle bir anım. 

Anılar geçidi yaparken dün yazmadım sanırım. Kırmızı'nın yakın arkadaşı ZeyZey kantinde bana bir baktı. Korktum yani. Öyle bir bakış ki görmeniz lazım. Kendimden soğudum resmen. Bu neyin tribiydi anlamadım direk gözümü çevirip çıktım oradan. 

Dünde blog'u yayınladıktan hemen sonra babam geldi. Bir avm'ye gittik. Bayağı gezdim alışveriş yaptım. Taş kestim. Nedendir bilinmez çoğu taş yoktu. Normalde tıklım tıklım olan yer boş gibiydi. 

Herneyse. Bugün de bir arkadaşım var. Aslında sadece bugün değil. Ne zaman Kırmızı aşkımın fotoğrafını atsam bana 'ay çirkin yeaaaa.s' diyo. Çemkirmekten yoruldum. Onun yakışıklı diye attıklarını görseniz gözlerinizden kan akar. Jamie Dornan'a bile çirkin, tipim değil diyen birinden öyle şeyler bekleyemem tabii ki. 

***

Arkadaşlaaar. Yine kafanızı ütüledim biliyorum. Yarın nasıl bir yazı gelir bilemiyorum ama bu yazı Okul Günlükleri kadar eğlenceli değil farkındayım. Ama evde otururken neler yaşayabilirim öyle değil mi?

Bazı yerlerde çok hızlı konu değiştirmek olabilir onlar için çok sorry. 

Hadi kendinize iyi bakın. Ay Lav Yu. 

Twitter; @BerryGunluk






2 Ekim 2015 Cuma

Okul Günlüğü #4 // Kapı çarptı. Allah da çarpsın Maviş!

Herkese selam! Okulda yaşadıklarım yetmedi üstüne bir de babamla birlikte gezmeye gidiceez. 

Yaşasın. 

Herneyse bugün bomba olacak olaylar oldu. Güzel güzel kin, nefret ve sinir kapasitem tavanda. Bir darbeyi daha kaldıramayıp şıraya düşüp ölebilirim. 

Okula gittim. Tutu'da gelmedi bugün. Tektim kendimi avutmama yardımcı olan tek şey Kırmızı'ydı. 

Okuldan bir saat öncesine gidiyoruz yani servise binmeden yarım saat önce. Tutu mesaj attı gelmiyorum diye. Anneme dedim bir dövmediği kaldı neymiş öyleymiş şöyleymiş böyleymiş. İlk haftadayız okula gelmeyenler insan da gelenler ne? Sana soruyorum be kadın?!

Sabah sabah tüm uykumun içine etti. Servise büyük umutlarla gittim. Kırmızı bey okulda yokmuş. Nasıl yıkıldım anlatamam. Dünde ben yoktum. Fırsattan iftifaden sınıftaki taş ı kesmeye başladım. Onun adı artık Maviş. Çünkü o kadar güzel mavi gözleri var ki. Tabii ki bir Kırmızı değil. Ama gideri var yani. 

Yani Kırmızı'yı diğer insanlardan çok fazla seviyorum. Ve kıskanıyorum. Ama kestiklerim de öyle. Onlar Berry'nin haremine aitler. Ötesi yok! Olamaz. 

Bugün sınıfta bir espri oldu Maviş bana dönüp bir gülümsedi. 3 dakika felç oldum bu ne taşlık böyle. Bunlar insansa diğerleri kim diyorum her kestiğime rastlayınca. 

O nasol bir gülüş. Aklımdan gitmedi aptal aptal sırıtmalar falan. Mesela Kırmızı'yı gülerken çok az görüyorum çünkü o bir kötü çocuk lütfen. Ama duruşuna ölürüm onun. Her şeyi yaparım onun için. 

Konu kötü çocuklardan açılmışken. İlk derste Maviş önümden geçti. Buram buram sigara kokuyordu ama nasıl güzel. Sigaradan nefret ederim ama bir insana ancak bu kadar yakışabilirdi. Deri ceket siyah pantolon beyaz tişört falan o tapılası. Gerçi ben kimi beğendim de yakışıklı olmadı ki ehuehu. Elinde sigarayla sarı saçlarını mavi gözlerni hayal edip Allahııım sana geliyorooommm. Diye anırımdım içimden. 

Sonra bayağı bir tenefüse çıkamadok dersten dolayı. Daha sonra sınıfa çıktık hep beraber. Maviş girdi çıktı sınıfa arkasından da iki tane kız girdi. "Az önce sınıfa giren çocuk kaçıncı sınıfta!" Diye daldilar bende içimden 'Sanane lan kaşar!' Diye çıkıştım. Evet ağzımı bozdum ama hak ediyor pislik. O benim tapulu malım be!

Olaylar olmadı daha sonra dersler falan. Sonra sarışın bir kız girdi. Maviş'in masasına oturdu. 'Sürtüüüük içine düş be kaşar! Gel gel kucağına otur!' Diye çemkiriyorum. Sohbete daldılar bunlar. 

Kız "Maveeşşş telefonunda onu öla mı yapıyosaaan?" Diye ağzını gere gere konuştu. Çocuk ne kadar kültürlü normal cevap veriyo. Tabii onun gibi varoşlar bilmez içine düşücekti çocuğun. 

Sonra arkadan biri çıktı. Maviş'e "kaçaşım abi yea." Dedi. Maviş de tamam dedi hemen o sarışın yelloz "bendaaa. Bekleyn çantamı alıyaaam." Dedi ve gitti. Kötü bakışlarım onu kimden öldürücekti resmen. Allahım ne insanlar var!

Sonra o kaçalım diyen çocuk geldi "o kız gelirse ben gitmem." Dedi Maviş'in çantasını bıraktı. 

Aradan iki dakika ya geçti ya geçmedi Maviş geldi. Koşarak aldı. Arkadan atlılar kovalıyo sanki. Koşarak giderken 3 kere sağa sola çarptı sonunda kapı vurdu. 

Ohhh canıma deysin Maviş. Kapı çarptı. Allah da çarpsın! Diye çemkirdim kendimce ve günü burada noktaladık. 

---

Bugünlük bu kadar canlar. Şimdi babamla gidiyorum kısa olmuş olabilir. Belki detayları daha sonra da yazabilirim. Kendinize iyi bakın!! 

Twitter; @BerryGunluk




1 Ekim 2015 Perşembe

Balinda bana büyü mü yapıyor acaba?

Abi, on binlerce planlarla okula gidiyorum. İlk defa geçen ve bu yıl yani Kırmızı'yı keşfedince oldu.

Bugün de annem geç kalmış be uyandıramamış. Nasıl içim acısı onu görememek diyince biliyor musunuz. Uykulu kafayla orda da üzüldüm. 

Yakışıklılara, Tutu'ya falan. Tutu'ya da üzüldüm çünkü okulda eğleniyorduk onun halini merak ediyorum yani. Hatta onu düşündüm falan bugün ne yapmıştır diye. 

Ne plan yapsam günü geliyor başımda patlıyor. Hayaller kurup gidiyorum. Okul için heyecanlıyım, üç ay görmemişim hunharca kesiyorum. Bugün de böyle olması kalbimi yaktı yani. Üzdü. 

Neyse en azından yapacak bir esprim oldu evde kaldım diye. Tüm gün yattım da elime ne geçti yani. Annem de sabahtan beri komik anılar yaşıyoruz zaten. 

"Berry, kalk! Geç kalmışız annem ne yapıcaz?" Gözlerimi açmayı üşeniyordum ve kocaman açıp yatağa oturdum. İçimden saydırıyorum ama en azondan orada sevenim vardı!

"Bilmiyorum anne yeaaa," diye çemkirdim. 

"Taksi çağırayım da git." Dedi gitti. Kalkıp hazırlanmaya başladım. Tam iki dakika sonra annem odaya tekrar girdi. "Tamam tamam, yat. Okulun yolları kapalı nasıl gidiceksin bir buçuk saat zaten ilk dersi de kaçırmışsın yat." 

İçimden 'benimle dalga mı geçiyorsun?' Diye geçirdim. Buu okulun ortalarında yapsa 'ne gerek var yeaa yatıyım' derdim. Ama bu öyle olmadı üç ay diyorum. Aç ayı oynamaz falan. Ay çok alakasız oldu. Silsem mi? Ayy üşenirm şimdi. Gerçi bunu yazana kadar silmiştim ama...

Öff kalsın öyle biraz gülün. Sonra işte daha günün başındayım ama sıkıntıdan yazmak istedim. 

Hazır boş muhabbet içindeyken biraz gıybet ve muhabbet edelim değil mi ehu ehu. 

Her yazımın altında Marilyn Monroe var ve benim için çok özel. Benim bu hayatta dört büyük idolüm var. Marilyn Monroe, Lady Gaga, Amy Winehouse ve Michael Jackson. Hepsi efsaneler ve yaptıkları şeye hayranım. Özellikle Gaga ve Marlyn. Marilyn'in her fotoğrafını en alta koyarak kendimce onu anıyorum. O çok önemli biri bu dünyada. Yaşamı, hayatı, hikayesi, filmleri. Her şeyiyle muhteşem bir insan.

BERRY ŞOK!

BERRY WEFAD!

BERRY AYAKLI CENAZE!!!!!

Arkadaşlar güçlü kalamıyorum şimdi gidip inthar edicem. 

Herneyse bugün okula gidenedim biliyorsunuz. Kırmızı bey gelip Tutu ile konuşmuş. Abi ben okulda olsam yüzümüze bakmıyo öküz. 

Sinirlerimi oynattı içimdeki tüm karanlığı sanapchat'de ki 'Gökkuşağı kusuyorum kanka bk.s' şeyndeki gibi bir galde küfür savurmak istiyorum. 

Tamam belki çok asil olabilirim, belki bana yaklaşmaktan korkuyo olabili- ay allahım ne diyorum çocuk benimle konuşsa 112'ni aramak zorunda kalırız düşer bayılırım abi ben! 

Ah o büylü ağzıyla adımı bir kez daha ansa. 

Yani bilmiyorum bu blogu okuyorsan Kırmızı bey! Allah seni iki kere atıp bir kere tutsun. Bana aşkın en orospu halini yaşarrın diyor ya Pucca. Tam öylesin kütüüük! Piiiiis! Ama yakışıklı  lanet olsun ona kızmam bile en fazla on saniye sürüyo. 

Şimdi de okulda neler olduğunu öğrenmeye çalışıyorum. Merak içindeyim. Ben olunca anca sınıfta oturalım zaten. Yada anca okulu tavaf edelim. Ben yokken okula gök taşı düştü, kanka seninki benimle konuştu, seninki sınıfa girdi. Oh ne iyi!

Ben varken "nbr. ii. nabiosn. otruyorm. gzlm m? olr" -Kantinden bahçeye bahçeden en üst kata ve sonra yine kantin ve dışarısını tavaf ediyoruz.-

Allahım bir şeyler biliyorsun tamam ama artık beni gör. Yanlış bişeye mi dua ediyorum anlamıyorum ki! Balinda'nın bana attığı tüm duaları okuyordum oysa! Kıııız! Yoksa Balinda bana düşmanda bana bağlama büyüsü mü yaptıı! Aaa dostlar yetişiiiin!

Tamam yeter. Balinda yapmaz. Yapmaz mı *şeytan gülümsemesi emojisi* Balinda, bunu duyuyorsan lütfen geri al hayatım zaten sağa sola gidiyor. 

Ciddileşelim. Genellikle hep böyle oluyordu. Ne zaman okula gitmesem o gün benim için önemli ne kadar çok şey olursa hemen oluyor. Allahım beni yarattığında "Bu kezo ne yapıyosa ters gitsin zuhahahahahahahahhaa biraz güleriz." Diye yarattı herhalde. Allam affet. 

Balinda yine erken kalkti da biraz sohbet ettik. Barbie, saat üç de kalktı. Bide vatsapdan bana atarlandı "okula gitmemişsin yazmıyosun.s" ben oysa facebook'dan yazmıştım. Aaaaaaa unuttum. Ihıhı şey Barbie'ciğim sen okuyorsun. Gıybetini yapıyoruz ama seviyorunz senüü. *kalpli emojiler*

Yaklaşık üç saat bekledim ve sonunda bilgiler yavaş yavaş gelmeye başladı. Kırmızı, Tutu'ya "Ders var mı diye sormuş o kadar. Gerçi bana da sorsa cevap veremem.

"Ders var mu Berry?"

"Seni yerim. ah ne diyoru. Taş mısın sen. Ah yüce Zeus. Ah özür dilermi neler oluyor?" İşte aynen böyle olurdu. Bu ve diğer tüm olayları yarın size iletirim. Kendinize iyi bakın beybiler


***

Arkadaşlar bu günlüğü burada bitirelim anlatacak çook şey var ve zaman kısıtlı değil. Bu arada yakın arkadaşlarımdan Barbie'nin bir Ken'e ihtiyacı var. Bulanlar; barbiegunluk.blogspot.com ardesine ulaştırabilir. 

Twitter'ım için; @BerryGunluk