Herkese mehhabaloor.
Bugün bahsedeceğim konularda çok aşk meşk aramayınız. Evet bende isterdim sizlere aşklı, kalpli, çiçekli, böcekli yazılar yazmayı. Ama olmuyor. Mutlu sona ulaşmak biraz zamanımı alacak öyle değil mi?
Bugün Kırmızı'yı sadece bir kere gördüm. Bir. BİR. Sadece bir. Okula gittim hatta olmadığını falan düşünmüştüm ama döğle tenefüsünde kankamın yemek almasını meklerken kafamı sol tarafa çevirdim Kırmızı geçti. Ne göz göze geldik gün boyu. Bırakın göz göze gelmeyi, görseydim de mutlu olurdum! Kara bahtım bugün bana aşkta gülmedi nedense. Böyle birilerini görüyorum ya ona sarılan, onun yanında olan içim birden metresinden haberi olan kadınlar gibi oluyor. Düzenim bozulmasın diye susarlar ya hani. Elalem ne der falan. Bende öyleyim. Gidip o kızları tek tek tek öldürmek istiyorum. Cezam ne olursa olsun! Gerçi daha büyük ne cezam olabilir ki gülüm? Diyerek içimdeki ergenin türkülerini dışa vurdum.
Allahım yine de konuyu biliyorsun bir el at. Tşk.
Herneyse aslında bugün aşk dışında her şeyim güzel derecesindeydi!
Tiyatro dersi genel olarak eğlenceyiydi. Yani hava atmak istemiyorum ama sahnede iyi olduğumu düşünüyorum *Gülmekten ağlayan emoji* Sonra ki iki desr ise şan'dı. Yeni bir öğretmenle tanıştık falan. Diyafram nefesimize, sesimize ve ritim duyumlarımıza falan baktı. Bendeki her şeye beğendi. Hatta müzikle uğraşıyor musun falan dedi. Sesimin güzel olduğunu söyleyenler vardı. Dersin ardından arkadaşlarımda tebrik etti. Saolsun Kara olan da beni tebrik etti. Kırmızı aklımdaydı şarkıyı söylerken.
Sonra ders edebiyattı en sevdiğim derslerden biri dil anlatım ve biyoloji. Biyolojide artık gözlerim kapanıyordu yorgunluktan. Eve gelince de dayanamayıp uyumuşum. Uyandığımda karşılaştığım manzara çok kötüydü. Tüm aburcuburlarım misafirler tarafından sömürülmüştü. Hepsi. Tek yaşama tutunma sebebim elimden alındı gibi hissettim. Üç çocuğumla ortada kalmışım gibi falan. Biraz gelinlerin tatlı telaşı'nda insanların dramlarına falan ortak oldum.
Ve şuan buradayım şimdi ruhumu müziğe teslim etmeye gidiyorum elvedaa…
Twitter: @BerryGunluk
20 Ekim 2015 Salı
19 Ekim 2015 Pazartesi
Okul Günlüğü #7 // İçimde türkü bar açtın!
Herkese merhaba okurcanovlar. Yine mutlu ve hüzünlü bir günün daha sonuna geldim. Okuldan eve vardım ve bu satırları size yatağımın içinden yazıyorum. Dün gece 'Gelinlerin tatlı telaşı' adlı bir sayfaya girdim. Girdim de çıkamadım. İnsanların ne kadar yobaz, tutumcu ve paragöz olduklarını gördüm.
İşte 'Sözlüm benden büyük ayrılayım mı' lar.
-Nişanlımın boyu kısa ayrılayım mı?
-Düğünde altınlar çok az geldi.
Bakarsanız herkes iyi gelin. Tabii arada fake atanlarda olmuş. Herneyse. İnsanlar gerçekten çıkarcı. Bakireliğini bile ortaya koyanlar olmuş. Teyzelerde 'kızım senin anan baban yok mu?' Falan. Ne hale gelmişiz anlayamıyorum. Anlayamamak bana zevk verdi ve baştan aşağı tümmm sayfayı gezdim canolar.
Sonra uyudum sabah oldu okula gittim her şey normal. Sonra tören falan vardı. Bir de baktım Kırmızı'nın en yakın arkadaşları orada ama kendisi yok beyefendinin! Bu ne lüks dedim yaa. Kaynanam nasıl okula yollamıyor bu çocuğu geçen hafta boyu yoktu zaten diye söylendim tüm tören boyu. Sonra ders tiyatroydu. Alt kattaydı ders. Bende inerken arka bahçede gördüm onu. Her zaman ki bacaklarıno belli eden pantolon ve lacivert bir tişört. O an öldüm. Bazen fark ediyorum benim için o çok fazla diye ama bırakamıyorum. Düşünemiyorum bile bir dakika bile onu bırakmayı. Bakmayın benim böyle sürtük gibi göründüğüme herkesi keserim ama aşk başka. Yakışıklıdır bakarım yani. Benim olmayan bir şey için kendimi kapatacak değilim.
Gel zaman git zaman öğle tenefüsüne kadar göremedim o sırada da biraz gıybetler oldu. Konuşmamız aklıma geliyor böyle sınıfta mal mal gülüp duruyorum. Ne değişik insan oldum. Ben ilk defa iliklerime kadar aşık oldum. Ne vardı bir damla karşılık alsam?
Öle tenefüsünde de aekadaşım hunharca tıkınırken yine onu gördüm. Hamburger yiyordu. Yiyip yiyip kilo almıyor. Ama ben yemek masasının önünden geçiyim bir kilo alıyorum nasıl oluyor bu. Buna da bir çözüm bulsanıza prezervatife türkçe bir meal bulacağınıza ey Türkiye!
Sonra yemeğini bitirdi tabi aşkımentontonuellam. Bende onu izliyorum delice arada bir bana bakacak gibi olduynda gözlerimi kaçırıyorum hemen. Sonra ne göreyim! Üç-dört kaşar. Kırmızı'nın etrafını çevirmiş gülüşüyorlar. Sanki Kırmızı koyunmuş onlarda her an saldırmaya hazır bir kurt. Günümüz insanlarına 'Erkek' dediğin anda böyle oluyor. O an o araya girecektim 'Heeeyt! Açılın lan sürtükler! Siz kimsinizde benim manitaya yan bakıyosunuz oloooom!!' Diye çıkışacaktım. Ama kuyin kişiliğim buna izin vermedi. Sonra kızlar aralarında kavga ettiler. Benim gözümün nazarı değdi oh! Canıma değsin! Biraz olsun mutlu oldum.
Önümüzden geçerken Tutu başladı Kırmızı'nın nasıl sarıldığınu ve hissettirdiğini anlatmaya. Aslında onunla önceden arkadaşlardı. Gerçi hiç sevmez Kırmızı'yı. İşte güzel hissettiriyormuş. Çok içtenmiş. Sıcakmış. Sonra elektrikli testereyle onu kestim falan. Tabii hayır ama yüzümde buruk bir ifade.
İçim ise haykırıyordu 'İçime türkü bar açtın Kıtmızı!' Diye arabeske bağlayıp rakısını yudumluyordu.
Sonra zaman nasıl geçti hiç bilmiyorum. Şimdi ise yatağıma uzandım ve bu yazıyı yazdım. Barbie ve Balinda gelse de günün gıybetini yaksak diye bekliyorum. Onların okulları da geç bitiyor be. Nasıl alışacağım hiç bilmiyorum. Hayaaaattt beni neden yoruyorsuuun!!!
Herneyse şimdi sizi Marilyn Monroe'nun güzel bir fotoğrafıyla baş başa bırakıp gidiyorum. Herşese bayyyy. Umarım yarın 'ÇıkıyoruuuZ' diye bir bölüm atabilirim. Haydi hoşçakalın yarın yine görüşelim bebitomlar.
Twitter; @BerryGunluk
18 Ekim 2015 Pazar
İçimde iyi bir his var. Öldün mü ne yaptın?
Merhabalar!!!
İçimde iyi hisler var nedendir bilinmez. Artık hafta sonu diye mi, evde akşama kadar yatıyorum diye mi bilinmez ama lafları uzatmadan konuya girmek istiyorum. Biliyorsunuz genelde hafta sonları yazı yazmıyorum çünkü konum olmadı. Ama bugün içimden bir ses kısa da olsa bir şeyler yazmam gerektiğini söyledi.
Bugün günlerden pazar ve içimde iyi bir his var. Genelde içimde arabesk sözler geçer 'yarın da pazartesi yeaaaa….'' diye isyan eder kalbim ve tüm organlarım.
Ama bugün farklı. Geçenlerde de bir haber aldım. Kırmızı'nın eski sevgilisi ile ilgili. İzmir'e deri dönmüş. Bence ettiğim dualar geç de olsa işe yarıyor. Şehirden bile men ettim onları! Arkadaşıyla da bağlarını kopartmış İzmir'e döndü falan demişler. Öyle yani bir değişik.
İşte içimde iyi bir his var. Öldün mü ne yaptın İzmir'li?
Mutluluk haftası ilan edeyim bu günü o zaman. Çünkü hep mutlu şeyler oldu. Önce bu haberi almam. Hemen sonra ikinci kestiğimin instagram hesabını buluşum. Yani aslında tamamen şans eseri oldu. Klasik gece stalk'ımı yapıyordum. Yatağımda elimde telefon gece yarısına kadar böyyle stalk peşindeyim.
Sonra bizim okuldaki taşların hesaplarında gezinmeye başladım. Ama adı da aklımda bulursam direk tıklayıp bütün fotolarını tek tek ss alıp telefonuma adını altın harflerle yazacağım. Tıpkı Kırmızı gibi. Tabii siz onların muhteşemliklerini göremiyorsunuz. Zaman ilerlerde 'Kırmızı ile çıkıyoruz sürtükleeer..' diye bir yazı yazacak olursam belki fotoğraflarımızı da koyarım. Kocam var artık ehu ehu diye havamı atarım tüm bu caimaya. İnsanlar hep benim gözümün içine sokuyor sevgilisini. Bir de ben sokayım da o fotoları gözlerinin içine içine görsünler!!
Tabii ben yine stalk yapıyorum o aralar. Etli sütlü ayırmadan kesiyorum herkesi. Sonra yanlışlıkla elim bir yere çarptı ve ben şok. Onun instagram profilindeyim. Nasıl oldu şaşırdım. Zaten az buz fotoğrafı var. İki üç tanesini ss alıp kaydettim telefona. Tabii bunları fake instagramımda yapıyorum. Kendi hesabımda rahat edemem yani. Olmaz.
Onun adı da ne olsuuun.. Hah Kumral olsun. Saç renklerini de hiç ayırt edemem garanti yanlıştır. Gider Barbie'ye sorarım. O da hendi EMO'suyla uğraşsın. Ona da dadanıyorlar. Tabii güzel kız. Abi bide ruh hastası sapık gibi anlatınca anlarsınız.
Barbie demiş 'Sevgilim var.' Emo demiş 'Ama ben seni seviyorum sen çok güzelsin lütfen benimle çık istediğin kadar beklerim.' Barbie demiş 'Olmaz.' Emo demiş 'Beklerim okul çıkışına gelirim seni ararım. Barbie demiş 'Hayır.'
Yani Team Barbie olmak istediğimi belirtmek istiyorum çünkü sevdiği var. Bunu anca platonik olan kimseler anlar. Şimdi. Çocuk da bilmem kaç senedir birini seviyomuş falan. O kadar sevdin ne zaman bir kalemle sevdin be Barbie'yi genç adam. Yani Barbie, yanımda biri olsun, sevgilim olsun diye değil. Gerçekten aşkı arayan bir kız.
Neyse bu konuda böyle üstüne çok durmak istemiyorum. Çünkü ilerki günlerde zaten büyük ihtimalle kendi blogunda neler neler olduğunu anlatır.
Hep mutlu değildim bu hafta. Mesela Kırmızı koca bir hafta boyunca ortalıkta yoktu. Kalbimi yaktı bu olmama meselesi. İnstagramına yazmış bir filmi izlemeye gidiyoruz falan diye. Sinirimi bozdu. İnsan bir düşünür değil mi? Yani belki bir sevenim vardır hiç olmazsa bir uğrayıp görüneyim!
Ama sınıfımız değişti taa karşı binaya yani müzik binasına taşındı. Önceden ne güzeldi. Kırmızı ile yan yanaydı sınıfımız her daim bakışıp dururduk. Tutu desen tenefüse hiç çıkmıyor. Hiç göremez oldum. Zaten depresyondayım her şey üstüme geliyor gibi hissediyorum.
Herneyse bu kadar dedikodu gıybet yeter. Cayır cayır yanıcaz valla. Ehuehu. Güzel bir hafta olsun. Özellikle benim için. *Bencillik gibi oldu* Kendinize iyi bakın beybiler. Hoşçakalıııın….
Twitter: @BerryGunluk
İçimde iyi hisler var nedendir bilinmez. Artık hafta sonu diye mi, evde akşama kadar yatıyorum diye mi bilinmez ama lafları uzatmadan konuya girmek istiyorum. Biliyorsunuz genelde hafta sonları yazı yazmıyorum çünkü konum olmadı. Ama bugün içimden bir ses kısa da olsa bir şeyler yazmam gerektiğini söyledi.
Bugün günlerden pazar ve içimde iyi bir his var. Genelde içimde arabesk sözler geçer 'yarın da pazartesi yeaaaa….'' diye isyan eder kalbim ve tüm organlarım.
Ama bugün farklı. Geçenlerde de bir haber aldım. Kırmızı'nın eski sevgilisi ile ilgili. İzmir'e deri dönmüş. Bence ettiğim dualar geç de olsa işe yarıyor. Şehirden bile men ettim onları! Arkadaşıyla da bağlarını kopartmış İzmir'e döndü falan demişler. Öyle yani bir değişik.
İşte içimde iyi bir his var. Öldün mü ne yaptın İzmir'li?
Mutluluk haftası ilan edeyim bu günü o zaman. Çünkü hep mutlu şeyler oldu. Önce bu haberi almam. Hemen sonra ikinci kestiğimin instagram hesabını buluşum. Yani aslında tamamen şans eseri oldu. Klasik gece stalk'ımı yapıyordum. Yatağımda elimde telefon gece yarısına kadar böyyle stalk peşindeyim.
Sonra bizim okuldaki taşların hesaplarında gezinmeye başladım. Ama adı da aklımda bulursam direk tıklayıp bütün fotolarını tek tek ss alıp telefonuma adını altın harflerle yazacağım. Tıpkı Kırmızı gibi. Tabii siz onların muhteşemliklerini göremiyorsunuz. Zaman ilerlerde 'Kırmızı ile çıkıyoruz sürtükleeer..' diye bir yazı yazacak olursam belki fotoğraflarımızı da koyarım. Kocam var artık ehu ehu diye havamı atarım tüm bu caimaya. İnsanlar hep benim gözümün içine sokuyor sevgilisini. Bir de ben sokayım da o fotoları gözlerinin içine içine görsünler!!
Tabii ben yine stalk yapıyorum o aralar. Etli sütlü ayırmadan kesiyorum herkesi. Sonra yanlışlıkla elim bir yere çarptı ve ben şok. Onun instagram profilindeyim. Nasıl oldu şaşırdım. Zaten az buz fotoğrafı var. İki üç tanesini ss alıp kaydettim telefona. Tabii bunları fake instagramımda yapıyorum. Kendi hesabımda rahat edemem yani. Olmaz.
Onun adı da ne olsuuun.. Hah Kumral olsun. Saç renklerini de hiç ayırt edemem garanti yanlıştır. Gider Barbie'ye sorarım. O da hendi EMO'suyla uğraşsın. Ona da dadanıyorlar. Tabii güzel kız. Abi bide ruh hastası sapık gibi anlatınca anlarsınız.
Barbie demiş 'Sevgilim var.' Emo demiş 'Ama ben seni seviyorum sen çok güzelsin lütfen benimle çık istediğin kadar beklerim.' Barbie demiş 'Olmaz.' Emo demiş 'Beklerim okul çıkışına gelirim seni ararım. Barbie demiş 'Hayır.'
Yani Team Barbie olmak istediğimi belirtmek istiyorum çünkü sevdiği var. Bunu anca platonik olan kimseler anlar. Şimdi. Çocuk da bilmem kaç senedir birini seviyomuş falan. O kadar sevdin ne zaman bir kalemle sevdin be Barbie'yi genç adam. Yani Barbie, yanımda biri olsun, sevgilim olsun diye değil. Gerçekten aşkı arayan bir kız.
Neyse bu konuda böyle üstüne çok durmak istemiyorum. Çünkü ilerki günlerde zaten büyük ihtimalle kendi blogunda neler neler olduğunu anlatır.
Hep mutlu değildim bu hafta. Mesela Kırmızı koca bir hafta boyunca ortalıkta yoktu. Kalbimi yaktı bu olmama meselesi. İnstagramına yazmış bir filmi izlemeye gidiyoruz falan diye. Sinirimi bozdu. İnsan bir düşünür değil mi? Yani belki bir sevenim vardır hiç olmazsa bir uğrayıp görüneyim!
Ama sınıfımız değişti taa karşı binaya yani müzik binasına taşındı. Önceden ne güzeldi. Kırmızı ile yan yanaydı sınıfımız her daim bakışıp dururduk. Tutu desen tenefüse hiç çıkmıyor. Hiç göremez oldum. Zaten depresyondayım her şey üstüme geliyor gibi hissediyorum.
Herneyse bu kadar dedikodu gıybet yeter. Cayır cayır yanıcaz valla. Ehuehu. Güzel bir hafta olsun. Özellikle benim için. *Bencillik gibi oldu* Kendinize iyi bakın beybiler. Hoşçakalıııın….
Twitter: @BerryGunluk
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


